Ana Sayfa Blog Sayfa 5

Biten Evlilik Belirtileri Neler

0

Biten Evlilik Belirtileri Neler

Evliliklerde eski heyecan, tutku kaybedilebiliyor. Bunun yanısıra itinme, soğuma, tahammülsüzlük gibi duygular günyüzüne çıkmışsa ilişki durumu daha da karmaşıklaşıyor. Özellikle sevgi bitmişse ya da minimum seviyeye indiyse evliliği kurtarmak zorlaşıyor. Biten bir evlilik nasıl anlaşılır? Bitmiş bir evliliğin sinyalleri nelerdir? gibi sorulara cevap verelim.

Evliliklerin ilk ayları cicim ayları olarak geçip çiftler birbirlerinin kusurlarını, eksiklerini görmeme eğiliminde olabilir. Toleranslar yüksek, “seni olduğun gibi kabul ediyorum” uygulanabilirdir. Bununla beraber ilk 2 sene özellikle çok dikkat edilmesi gereken senelerdir. Çiftlerin birbirlerini tanıdığı, birbirleri üstünden kendilerini tanıdıkları risksli dönemdir. Bu süreçte çiftler problem yaşamamak ve hiç sorunsuz geçinmek gibi bir beklentide olurlarsa hayal kırıklığı ve öfke yaşanabilir.

Biten evliliğin bazı belirtileri vardır. Belli başlı olarak şunlar verilebilir:

  1. Öncelik halinden çıkıp geri plana atılmışsanız eşinizin ilgi ve dikkati sizin üstünüzden çıkmıştır. Sizin ona ihtiyaç duyduğunuzu görmez, görse de karşılamaz. Onun için ilişkisinin yolunda gitmesi ya da partnerinin mutluluğu önemsizleşmiştir. Bu tür bir durumun içinde siz yalnız ve sevgisiz hissedersiniz. Eşiniz iş, kök aile, iş, arkadaş çevresi gibi hayatının diğer alanlarına fazlaca vakit ve enerji harcıyordur. Bazı bireylerde telefonla ilgilenme, bilgisayar oyunu vb. davranışları gözlemlenir. Bu seçeneklerin ortak paydası ise içinde sizin olmadığınızdır ya da payınızın gittikçe azalmış olmasıdır.
  2. Cinsellik bir evliliğin tam anlamıyla bittiğini göstermese de “iki yetişkinin evliliği” merkezinde en büyük problemlerden biri olarak değerlendirilir. Evliliğin birçok anlamı olabilir: Düzen sağlamak, çocuk yapmak, giderleri paylaşmak, mantık evliliği, çok iyi anlaşmak(arkadaşlık kısmı) ve cinsellik paylaşımı. Cinsellik yemek, uyku gibi birincil biyolojik ihtiyaçlardandır. Bir evlilikte cinselliğin olmaması ya da yok denecek kadar az olması, zoraki bir aktiviteymiş gibi bir duruma evrilmesi kırmızı alarm olarak nitelenebilir. Partnerlerden en az birinin cinsel mitleri, yanlış inançları, cinselliğin sadece çocuk için yapılacağı inancı, evlilikte ebeveynlik rolü gibi faktörlerin bulunması cinselliğe ket vurur. Bu tür bir durumda bitmiş bir evlilikten bahsedemeyiz, sadece birey farkında olmadan evliliğinin sorunsuz devam ettiğini düşünür. Diğer partner bundan hoşnutsuz olabilir.
  3. Anlayış, paylaşım, ortak paydalık, birbirini tutma&savunma, ekip olmak kalmadıysa. Canhıraş birşey anlatıyorsun fakat eşin telefonuna bakıyor, TV izlerken üstünkörü hıhı diyor, kayıtsız ve umursamaz bir görüntü veriyor. Zaman zaman bu tür hoş olmayan tutumları hepimiz yapabilsek de bunun sayısı sıklığı önemli. Ev içindeki tutumlarda bunlar geneli kapsıyorsa eşinizin ilgi kaybı olabilir. Siz dile getirseniz dahi kabul etmeme yönünde ilerler ve çözmeye yönelik girişmezse evlilik müessesesini sarsacak birikimler yaratılmış olur.
  4. Eşiniz bekar arkadaşlarıyla vakit geçirip ailenin bir parçası olmaktan çok bireysel hareket ediyorsa. Sizinle ya da varsa çocuklarla ilgilenmiyor, ilgilendiğinde de zorakilik hissiyle yapıyorsa evlilik ilişkisinden iyiden iyiye ayrışma var demektir. Elbette ki her partner bireysel zaman geçirebilir, geçirmelidir de. Herkesin özerk kendi alanı olmalıdır bu sağlıklıdır. Fakat bu oran artmışsa, beraberliğe pay ayrılmıyorsa orada ciddi sıkıntılar var demektir.
  5. Partneriniz geçmişte ve/veya yakın zamanda duygusal ya da cinsel anlamda sizi aldatmışsa ve bundan derin şekilde pişmanlık ve mahcubiyet duymuyorsa kafasında bazı şeyler bitmiş olabilir. Hal böyleyken bazı bireyler düzeltme çabası içine girerler bazıları ise pervasız ve vurdumduymaz bir hale bürünürler. Ne olursa olsun ilişkide ihanet ve aldatma sarılması zor yaralar açar. Bu durum aranızda saygının, sadakatin kaybolduğunu gösterir.

Evliliklerde kafa karışıklığı, “eşimin sevgisinin bittiğini nasıl anlarım?”, “mutsuz evlilik nasıl olur?”, “bitmiş ilişki nasıl anlaşılır?” gibi soru işaretleri olabiliyor. Birkaç maddeyle en sık görülen evliliğin bitmesi ile ilgili yazımızla size yardımcı olmaya çalıştık. Evlilik ile ilgili diğer yazılarımıza sitemizden ulaşabilirsiniz.

Narsistlerin Korkuları

0

Evet yanlış okumadınız; narsistlerin korkuları konumuz! Narsistlerin korkuları olur mu demeyin, narsistler de siz gibi başkaları gibi insan hem duyguları hem korkuları var! Hadi gelin narsistler nelerden korkar, korkuları nelerdir bakalım.

Narsistlerin Korkuları Nelerdir

Üstte bahsettiğimiz gibi her insanın korku ve kaygıları olabileceği gibi narsistlerde de sık karşılaşılan belli başlı korkular bulunur. Diğer insanlardan farkları bu korkuları çok iyi gizlerler. Korkusuz, gözü pek, hiçbir şeyden kolay kolay çekinmeyen bir izlenim verirler. İşin aslı bu şekilde değildir hatta tam tersidir: Narsistler birçok zayıflık barındırırlar, dışarıya karşı gösterdikleri güçlü imaj bir illüzyondur, zayıflıklarını kapatma çabasıdır.

Eğer duygularınıza kapılıp gitmeden sakince narsistin davranışlarını gözlemleyebilirseniz birçok kompleks, mantıksızlık ve aşırılık göreceksiniz. Bu tutarsız davranış tutumların bir kısmı -büyük bir kısmı- narsistin başına gelmesinden korktuğu, yüzleşmek zorunda kalacağı şeylerden ileri gelir. Bu bakış açısını kendinizde oturtup mentaliteniz haline getirirseniz narsistin manipülasyonlarına maruz kalmak yerine ona bıyık altından gülmeniz işten bile olmaz.

İlgi ve Dikkat Üzerinde Olmazsa

Narsistler ilgi, dikkat, sevgi, onay bağımlılarıdırlar. Özellikle topluluk gruplarında bu net görülür. Hep o konuşmak ister, odakta olsun tüm gözler üstünde bulunsun ister. Ön planda olan özellikleri varsa bunların görülmesini, takdir edilmesini, pohpohlanmasını bekler. Eğer başka biriyle ilgileniliyorsa kıskanır, kötü hisseder. Buna katlanamaz. Sözlerine yansımasa da modunun düştüğünü, keyfinin kaçtığını görürsünüz. Dedikya; iyi bir gözlemci olursanız narsistin anlamsız gelebilecek çoğu yanını apaçık göreceksiniz.

Partneri Tarafından Koşulsuz Savunulmamak

Narsist partnerinizle trafiktesiniz, çoğu zaman olduğu gibi çok sinirli, agresif, tahammülsüz. Diğer şoförün kabahati olmaksızın ona korna çalıyor bağırıyor ve durup araçtan iniyor. Diğer arabanın yanına gidip taşkınlık yapıyor, olay çıkarıyor. Öfkeyle döndüğünde onu uyarıyorsunuz, abartılı davrandığını söylüyorsunuz ve arka koltuktaki çocuğunuzun çok korktuğunu, onun önünde böyle davranmasının doğru olmadığını söylüyorsunuz. Diğer aracın bir hatasının olmadığını da ekliyorsunuz. Vay siz mi bu şekilde yaklaşan… Siz de payınızı alıyorsunuz. “Ne demek beni savunmazsın”, “Nasıl beni o durumda desteklemezsin” gibi cümleler işitiyorsunuz. Narsist kendini her durumda haklı görmeye yatkın olduğu için ister hatalı kendisi olsun koşulsuz/şartsız davranışlarının onaylanmasını bekler. Bunu göremeyince öfkelenir.

narsistlerin-korkulari
narsistlerin-korkulari

Partner / Eş Tarafından Bırakılmak

Birçok kişi bu maddeye şaşırsa da narsistler özünde bağımlı bireylerdir. Eyvallahı olmayan bir görünüm sunsa da, partnerlerine ne kadar kötü davranıp ezmeye çalışsa da içten içe ondan kopamaz, kolay kolay vazgeçemez. Terk edildiğinde tutuşan ve peşinden koşan taraftır. Bıçak kemiğe dayanında pişmanlık portresi çizen, aşırı iyi davranıp tekrar aynı hata ve yanlışların yapılmayacağı yönünde teminat veren taraftır. Elbette bu sözler yerine getirilmez.

Partnerler bu özelliği göremez. Çünkü narsist tarafından değersizleştirilmiş, güçsüzleştirilmiş, eksik hissettirilmiş ve korkutulmuştur. Hal böyleyken özgüven ve özsaygı düşer. Narsisti kendi gözünde büyütür, idealize eder ve kendisini onsuz yapamayacak kıvamda görür. Kendisinin narsiste bağımlı olduğu hale odaklanır, narsistin kendisine düşkünlüğünü göremez. Bunun için korkuyu atıp cesaretle rest çekebilme yetisini yürürlüğe koyması gerekir. Bunu yapmak için de kaybetme korkusunu yenmesi şarttır.

Suçlanmak / Haksız Çıkarılmak

Narsistler çok fazla suçlarlar. Partnerler kendilerini hep kusurlu görür ve kendilerini sorgularlar bu yüzden. Suçlama ve itham etme davranışını sık sık yapsa da narsistin kendisi bundan çok korkar. Suçlu olmaktan, hatalı olmaktan ölesiye kaçınır. Bu yüzdendir ki her tartışmada zeytinyağı gibi üste çıkar. Eğer bir narsistle yaşıyorsanız ve hayatınızın zindana çevrilmesini istiyorsanız onu suçlayın ve düşüncelerine zıt gidin. Korkularını göstermek istemeyen insanı korkutursanız(suçlayarak) bunun bedelini ödetmekte gecikmeyecektir.

Yetişkin Çocuklar

Biyolojik yaşı büyümüş olup duygusal yaşı hala çocuk kalan bireyler vardır. Narsistlerde de bu tür kişiler var. Özellikle gizli narsistlerde kök ailesinden kopamama, yaşı kaç olursa olsun hala anne – babasından onay arayan, takdir bekleyen, gözlerine girmeye çalışan yetişkinler görüyoruz. Hele bir de annesi pasif agresif tavırlar sergiliyorsa, küsüyorsa, sevgi ve i giyi çekiyorsa bu çocuk ruhlu narsisti kıvrandırır. Babalar da genellikle erkek evlatlarını yetersiz hissettirip ne kadar iyi iş çıkarsalar da “hala sen olmadın” tutumuyla karşılar. Bu tabii evladı yaralar. Başarılarını görmezden gelir, övgü ve yüreklendirmeyi vermez. Bu tür anne babaların çocukları ebeveynlerini kazanmaya dur durak bilmeden çabalar. Tabii olan narsistin partnerine / eşine / çocuğuna olur. Kendi çekirdek ailesini geri plana atıp ihmal eden narsist yeni kurduğu ailede sorunlar yaşar.

Vicdan ve Merhamet Hissetmek

Manipülasyonu ve insan kullanmayı, kandırmayı, yalan söylemeyi, kendi çıkarı için başkalarını mağdur etmeyi işten bile görmezler, bunca şeyi nasıl bu kadar kolay yapabiliyor, bu insanların duyguları yok mu? hiç mi içleri sızlamıyor sorusuna cevabımız şu olur: Elbette onlar da insan ve vicdan – merhamet duyguları yaygın bilinenin aksine var. Bu duyguları hissetmeselerdi daha çok sosyopati – psikopati spektrumuna kayardı. Fark şu ki narsist bu duyguları hissedebiliyor fakat çok iyi bastırıyor(repression). Bu yüzden de her duruma bir kılıf bulma çabasında, herşeye bir açıklama yapabilme kabiliyetinde. Mantığa bürüme dediğimiz psikolojik bir bilişsel çarpıtma kullanırlar. En net en berrak olayda dahi kendi kusurlarını görmezden gelip etraflarına da “ne yaptım ki şimdi?” mesajını verecek zemini hazırlarlar.

Narsist Kimden Korkar?

Üstteki maddeler narsistlerin “nelerden” korktuklarıyla ilgiliydi. Şimdi ise “kimlerden” korkarlar buna değinelim. Narsist birey ne kadar baskın ve grandiyöz olursa olsun karşısında küçüldüğü, çocuklaştığı, çekindiği, büzüştüğü figürler vardır. Bu figür daha çok baba, anne, abi, amca, dede gibi aile veya akraba fertlerinden olur. Bu durumun temel sebebi çocuklukta bu kişi tarafından çokça bastırılmış, korkutulmuş, istismar – suistimal edilmiş olma olasılığıdır. Diğer yandan narsist bu figürü yüceltmiş, kutsallaştırmış da olabiliyor.

Narsist bireyler otorite figürlerinden de korkabiliyor. Statü sahibi, gücü elinde bulunduran, yerinde ağır, kendisine tehdit oluşturma potansiyeli olan kişilere karşı hem hayranlık hem korku bulundurabilir. Narsisizmde alt – üst ilişki dinamiği olduğu için kendinden değersiz gördüğü kimseleri ezme, kendinden yukarda gördüğü kişiler tarafından ezilme algısı hakimdir.

Narsisistik kişilik bozukluğu ile ilgili daha fazla bilgilenmek ve okuma yapmak isterseniz blog sayfamızdan diğer yazılarımıza ulaşabilir, narsisistik suistimale maruz kalmış ya da bir yakınınızın bununla uğraştığını düşünüyorsanız İzmir içi yüzyüze ya da online randevu alabilirsiniz.

İzmir Ergen Terapisti – Çocuk Ergen Psikologu

0

İzmir ergen terapisti – çocuk ergen psikologu merkezi olarak 12 – 18 yaş arası gençlerle yoğun olarak çalışıyoruz. Birçok ergenlik sorununda ailelerin ve gençlerin destekçisi olduk. Okul problemleri, telefon – tablet – bilgisayar bağımlılığı, öfke kontrolü, içe kapanma, özgüven sorunları, kendine zarar verme davranışı, sınav kaygısı gibi birçok alanda psikolojik destek hizmeti vermekteyiz. İzmirde tavsiye edilen ergen terapisti olarak bu konuda bilgi verdiğimiz yazımıza hoşgeldiniz.

Ergen Terapisti Psikolog

Çocuk ergen terapisinde 0-12 yaş arası çocuk psikolojisi olarak tanımlanırken 12-18 yaş arası ergenlik dönemi dediğimiz çocukluk ve yetişkinlik arasında bulunan, kişiliğin & karakterin iyice oturduğu önemli bir geçiş dönemidir. Hormonal değişimlerle birlikte de gelişim hızlanır, psikolojik açıdan ebeveynlerle olsun hayatın diğer bölümlerinde olsun çeşitli zorlanım ve problemler baş gösterebilir.

İzmirde ergen terapisi alanında hizmet veren kurumumuz, ebeveynlerin tavsiye ve tercih ettiği önde gelen çocuk ergen danışmanlığı merkezidir. İyi bir ergen terapisti arıyorum diyorsanız iletişim sayfamızdan bize ulaşarak aklınızdaki tüm soru işaretlerini sorabilir, bilgi ve randevu alabilirsiniz.

sık görülen ergenlik sorunları
Sık Görülen Ergenlik Sorunları

Sık Görülen Ergenlik Sorunları

İzmir’de psikolojik danışmanlık merkezlerine baş vuran ailelerin ergen grubu çocuklarında görülen problemlerden başlıcaları telefon – tablet – bilgisayar bağımlılığı, okula gitmek istememe, aile ile paylaşılamayan duygusal problemler(romantik ilişki, arkadaşlıklar, akran zorbalığı, taciz, cinsel istismar, vücuttaki değişimler vb.), sınav kaygısı, yetersizlik duyguları, sevilmediğine yönelik inanç, yeme problemleri, kendisiyle barışık olmama, güzel değilim inancı, özgüven problemleri gibi birçok psikolojik sorunda destek veriyoruz.

Unutmayın ki sorunlar karşısında çaresiz hissettiğinizde yalnız değilsiniz. Ebeveynler bazı noktalarda eli kolu bağlı kalabiliyor, fayda sağlayamayabiliyor. Bu gayet normal. Çocuğun rahatça açılabileceği, güvenebileceği bir uzmana iç dünyasını aktarması dahi başlı başına büyük fayda sağlarken psikolog ve pedagoglar da her çocuğa farklı yaklaşım geliştirerek terapi ekolleriyle, çeşitli teknik ve müdahalelerle gelişim içinde olmaya katlı sağlar.

Ergen Terapisi Nasıl Olur

Ergenlerle çalışırken gencin güvenini kazanmak mühimdir. Özellikle ebeveynlerin ön ayak olmasıyla ve çok istekli gelmeyen ergenleri terapistin rahatlatması, gizlilikle ilgili kaygılarını gidermesi, onu anlayacağına yönelik sinyaller vermesi yerindedir. Gençler psikologunun kendisine yardımcı olup olamayacağını, fayda sağlanıp sağlanamayacağını kestirirler. Özellikle ilk birkaç görüşmede bu belli olur.

Ergen terapisti, gençle olan görüşmelerinde ve özellikle ilk görüşmede aileden aldığı bilgilerle gidişata göre bir çalışma planı oluşturur. Odaklanılması gereken ana başlıkları saptar. Örneğin; ebeveynlerle ilişkiler, kız-erkek arkadaş, dersler, erteleme, mükemmeliyetçilik, özgüven, kendini yargılama davranışı, aşırı fedakarlık, öfke patlamaları vb. ön plana çıkan fenomenleri çalışır.

Vakaya Göre Çalışmayı Seçiyoruz

Her danışılan vaka birbirinden farklıdır. Bazı durumlarda patoloji odaklı belli başlı sorunlara yönelik müdahaleler(örn: depresyon, takıntı vb.) ile çalışılırken bazı durumlarda ergenin ön gözle görülür sorunu gözükmese de rehbere, yönlendirmeye, bir mentöre ihtiyacı olabilir. Bu tür durumlarda ileriye hazırlık, uzun vadede kazanımlar hedeflenir. Örneğin anne babası boşanmış bir erkek çocuğunun baba figürü yoksunluğu durumunda erkek bir ergen terapisti ile çalışması ona psikoseksüel anlamda katkı sağlar. Anneler bu anlamda ister istemez yetersiz kalabilirler. Psikologuyla ideal bir ilişki kuran genç, uzmanını sadece uzman bir psikolog olarak görmekten çok abi, baba, bilge kişi, yol gösteren olarak da görebilmekte, buna ihtiyaç duyabilmektedir.

Süreç İçinde Bilgilendirme

Gençlerle süreç içindeki çalışmaları yapıp bırakmıyoruz. Periyodik olarak belli seans aralığında ya da önemli görüldüğü zamanlarda ailelere bilgilendirme seansları yapıyoruz. Danışan gizliliği esastır, güven duygusunu zedelemeden gencin izni alınarak ailelerle görüşüyoruz. Bazı durumlarda genç ve aile üyeleri ile beraber seanslar yapıyoruz. Diğer yandan tam bir içerik vermeden, danışan gizliliğini ihlal etmeden ve gençten izin alma gerekliliği bulunmayan belli başlı gidişatla ilgili bilgileri ailelere iletiyoruz. Gerekli yönlendirmeleri yapıyor ve ebeveynlerin davranış tutumlarıyla ilgili rehberlik ediyoruz.,

Çeşitli Terapi Ekolleri ile Çözüm Odaklı Yaklaşım

Kurum olarak belli durumlar dışında uzun uzadıya terapileri tercih etmiyoruz. Aileler ve ergenler sorunlarla uğraşıyor, yer yer çözümsüz ve çaresiz kalıyor. Tam bu noktada devreye girip problemleri egale etmek için destek veriyoruz. Misyon yaşanılan problemin olabilecek en kısa sürede ortadan kaldırılması ve pozitif duygularla hayata devam edilmesi yönündedir. Bunun için bilişsel davranışçı terapi, ebeveyn – genç görüşmeleri, hipnoterapi, EMDR, psikodinamik psikoterapi, Jungiyen terapi gibi yöntemlerle çalışıyoruz. Uzman ergen psikologu kadromuzla başta kurucumuz olmak üzere ailelerin yanındayız.

Ergenlerde Sık Görülen Sorunlara Dikkat

Teknolojinin kullanımının artması, koronavirüs sürecinin olumsuz etkileri, ebeveynlerin kent yaşamında yoğun çalışması, eğitimci ve öğretmenlerin rehberlik – yönlendirmede eksik kalması gibi birçok faktörün birleşmesiyle ergenler boşlukta hissedebiliyor, güzergahsız hedefsiz kalabiliyor. Yeterli iletişim becerileri ve olanakları da yoksa içe kapanılıyor ve bu da birçok probleme gebe olabiliyor. Ergenlerde sık görülen psikolojik problemler şöyledir:

Kendine zarar verme davranışı, mastürbasyon – ekran – teknolojii bağımlılığı, yalan söyleme davranışı, okula gitmek istememe & akademik hayata karşı kayıtsızlık, ev içi sorumluluklardan kaçma, otoriteye karşı aşırı tepkiler, öfke patlamaları ve ağlama krizleri, içe kapanıklık, özgüven ve özdeğer problemleri, sınav kaygısı, anne babanın boşanması sonrası sıkıntılar, utangaçlık gibi problemler en sık görülenlerdir.

Çocuk Psikologu Çocuk Psikiyatristi Farkı

Aileler çocuk ve gençleri için hangi uzmana başvuracaklarını bilemiyor. Bu konuyu aydınlatacak olursak gencin sorununun anlaşılmak, içini dökmek, konuşarak problemleri mentalite anlamında zihinsel kazanımlarla çözmek ve uzun vadeli kalıcı edinimler ise ergen terapisti ile çalışılması uygun olacaktır. Ergen psikologu çocuğunuzla birçok koldan ilgilenir. Çocuk psikiyatristi ise daha çok teşhis koymak ve ilaçla tedavi için çalışır. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, depresyon, kaygı bozuklukları gibi sık görülen sorunlarda ilaç gereksinimi varsa bu ihtiyacı karşılar. İlaçsız tedavi istiyorum, ilaç kullanmak istemiyorum diyen ebeveynler bir psikolog – pedagog tercih etmelidir.

Ergen Terapisi ve Psikologu İzmir Sıkça Sorulan Sorular

  • Terapi seansları nasıl ilerliyor?

İlk görüşmede ebeveynlerden en az biriyle görüşülür, yakın varsa yakın alınır. Amaç ergen ve aile ile ilgili, geçmiş yaşantılar, travmalar vb. ile ilgili detaylı bilgi almaktır. Anamnez dediğimiz bu seans sürecin en önemli görüşmelerinden biridir, süreci sağlıklı gerçekleştirebilmek adına bu aldığımız bilgiler değerlidir.

İlk görüşmenin sonlarına doğru genç ile görüşülür, tanışılır, temel bilgiler verilir. 2. seansla birlikte artık ergenle çalışmaya başlanır. Süreç içinde ebeveyn görüşmeleri yapılır, geribildirimler ve yönlendirmeler yapılır. Ebeveynlerin – yakınların bilmesinin faydalı olacağı, yapmaları gereken yönlendirmeler psikolog tarafından iletilir. Kaygılar ve soru işaretleri varsa giderilir, yapılan çalışmalar ve gelişmeler değerlendirilir.

  • Ergenle çalışan psikologda hangi özellikler bulunmalı?

Her psikolog ergen terapisi alanında çalışamaz. Psikologun ergenlerle yoğun olarak çalışmış, deneyimli olması gerekir. Ergenler, yetişkinler kadar kolay işbirliği yapmayabiliyor. Ailelerinin önayak olması ile de psikolojik danışmanlık merkezine gelebiliyorlar. Bu noktada en önemli kıstaslardan biri gencin güvenini kazanmaktır. Ergen terapisti, rahat bir ortam oluşturup gencin kendini açabilmesine alan yaratmalıdır. Bilmişlik ya da yönlendiricilik alanında kendini geri tutması, daha çok anlayış ve etkin dinleme rolünde olmalı. Gencin yaşına inip vaktin gerektirdiği trendlere, teknolojiye aşina olmalı.

  • Ergen terapisi ne zaman alınmalı?

İzmirde ergen terapisi desteği almak için çaresiz kaldığınız anlar, akut gelişen kriz anları, aile – okul gibi gencin yaşam alanlarında meydana gelen problemler mevcutsa, gencin ailesine, arkadaşlarına anlatamadığı, içini dökemediği durumdaki ihtiyaçta, gencin kendine veya çevresine zarar vermesi, öfkesinin sık ve yoğun olması gibi süreçlerde psikolog desteği alınması uygundur. Buraya yazdığımız bu maddelerin dışında mutlaka farklı durumlar da vardır. Bazı ebeveynler ve gençler mentörlük, geleceğe hazırlanma, mentalite oturtma, kişilik gelişimi, kendini tanıma gibi alanlara önem gösterip belli başlı sorunlar olmasa da bir ergen psikologu ile çalışmaktalar.

  • Ergen psikologu görüşmeleri seans aralığı ne kadar olmakta?

Danışılan konu ve yoğunluğuna bağlı olarak seans aralıkları değişmektedir. Özellikle sürecin ilk başlarında görüşme araları uzun tutulmaz, verimlilik düşer. Genellikle 1 ya da 2 haftalık aralıklarla başlanır. 3 hafta aralığı gidişata göre tercih edilirken, 1 ay daha çok takip odaklı bir çalışmada kullanılır.

  • Çocuk Ergen Danışmanlığı verimlilik sonuçları ne zaman görülür?

Bazı durumlarda ilk birkaç görüşmede gözle görülür değişimler alıyorken bazı konularda da daha sürece yayılan çalışmalarla birlikte orta ve uzun vadede kazanıyoruz. Kurum olarak olabilecek en kısa zamanda verim almak misyonuyla çalışıyoruz, bu sebeple uzun uzadıya terapilere gerek kalmadan yüzler gülüyor. Uzun soluklu danışmanlıkta kişilikle ilgili sağlam temellere oturtulan zemin sağlamaya yönelik çalışıyoruz.

Bize Ulaşın! Çocuk ve ergenlik çağı problemleri ve çözümleri için beraber sorunlarınızı ele alıp geride bırakalım.

Ergen çocuğunuz varsa ya da bir yakınınız için araştırma yapıyorsanız iletişim sayfamızdan asistanımız üzerinden bilgi almaktan çekinmeyin. Unutmayın, çözümsüz problem yoktur, doğru dokunuş ve adımlarla birçok problemi geride bırakabiliyoruz. İzmir’de tavsiye edilen psikolojik danışmanlık merkezi olarak sizlerle de tanışmak için sabırsızlanıyoruz.

İzmir Psikolog Fiyatları

0

İzmir psikolog fiyatları danışan olmak isteyen ve araştırma yapan bireyler tarafından en çok merak edilen soruların başında geliyor. İzmir’de senelerdir psikolojik destek ve danışmanlık veren kurumumuz olarak bu konuda siz hemşehrilerimizi bilgilendirme ödevi hissediyoruz. İzmir’in çeşitli ilçe ve semtlerinde ücretler değişkenlik göstermekle beraber danışmanlık merkezimizin misyonu her bütçeden birey, çocuk, çift ve aileye hitap etmek. Psikolog ve pedagog ve aile danışmanlarımızla beraber yanınızdayız.

izmir psikolog

İzmir psikolog fiyatları 2026 senesi için 2000 tl ile 4500 tl arasındadır. Bu aralığı yaratan başlıca faktörler serbest piyasada uzman ve kurumların belirlediği ücretler, semt, hizmet(çocuk psikologu, bireysel terapi, aile ve çift terapisi vb.), uzmanın deneyimi, ekonomik koşullar gibi değişkenler ücretlerde farklılık yaratır. Merkezimiz olarak İzmir’de en başarılı psikologlar ile hizmet vermenin yanısıra etik olarak karşılanabilir ücretlerin üstüne çıkmama kuralıyla hareket ediyoruz.

İzmir Psikolog Ücretleri 2026

Psikolojik sağlamlık ve ruh sağlığı hem bireyler hem toplum için önemli. Çocukluktan başlayan, ergenlik yetişkinlik evlilik gibi ayrı alanlarda çeşitli psikolojik sorunlar baş gösterebiliyor. Problemlerle alakalı müdahaleler ve yönlendirmeler, farkındalıklar değerli oluyor.

Ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar seanslık ücretlerle çalışırlar ve uzmanlar birbirinden farklı ücretlere çalışabilmektedir. Çeşitli eğitimlere sahip olan psikologlar verdikleri hizmete göre de fiyatlandırma yapabilirler. Örneğin İzmir’de EMDR terapisi ortalama fiyatları ile Hipnoterapi fiyatları farklılık gösterebilir. Aynı şekilde çocuk psikologu ücretleri ile aile danışmanlığı ücretleri de genellikle farklıdır.

2026 Hizmete Göre İzmir Psikolojik Danışmanlık Ücretleri

Psikolog seans görüşmeleri ortalama 50 dk ile 1 saat arası sürmekte olup seans başı ücretle ilerleyen bir hizmet çeşitidir. Bazı çalışmaların diğerlerinden hem süresi hem ücreti farklı olmaktadır. Aşağıda İzmir’de 2026 psikolog ücretleri danışılan alana göre fiyat aralığı şu şekilde belirtilmiştir:

    • İzmir Psikolog Ücretleri 2000 – 4500 TL
    • Evlilik Çift Terapisi 3000 – 5000 TL
    • Pedagog 1800 – 3500 TL
    • Aile Danışmanlığı 2500 – 4500 TL
    • Bireysel Terapi Ergen danışmanlığı 2000 – 4500 TL

Belirtilen fiyatlar ortalama aralıklardır, serbest piyasada fiyatlar değişkenlik göstermekle beraber aşağı yukarı bu şekildedir. Covid19 korona dönemiyle beraber seanslar yüzyüzenin yanı sıra online terapi şeklinde de devam etmektedir. Online terapinin yüzyüze terapiden etkililik bakımından farkı olmadığı bilimsel çalışmalarca kanıtlanmıştır. Online görüşmeler her konuda yapılamadığı gibi uygun danışma ve çalışma koşulları sağlandığında yüzyüze seanslar kadar etkili hatta bazı durumlarda daha efektif olabilmektedir. Online terapi ücretleri yüzyüze görüşmelerle aynıdır.

İzmir Psikiyatrist ve İzmir Psikolog Ücretleri 2026

Birçok danışan adayı psikiyatriye mi yoksa bir psikologa mı başvurulması gerektiği noktasında kararsız olabiliyor. Psikiyatri; tıp dalı olan ve tedavi yetkisi bulunan, daha çok ilaçla tedaviyi kullanan, psikiyatrik danışmanın muhatabıdır. Psikologlar, terapi ve danışmanlık usulü çalışan, ilaçdışı müdahalelerle psikoterapi gibi yaklaşımları kullanarak bireylerde kalıcı ve köklü değişim dönüşüm yolunda yardımcı olan uzmanlardır. İlaç yazma yetkileri yoktur. Gerek gördükleri takdirde psikiyatriye yönlendirme yapabilirler.

İzmir’de 2026 senesi psikiyatri fiyatları 4000 – 9000 TL arasıdır.
İzmir psikolog fiyatları ise 2000 – 4500 TL arası değişmektedir.

İzmir Devlet Hastanesinde Psikolog Var mı?

İzmir’de birçok devlet hastanesi bulunmakla beraber birçoğunda psikolog uzmanı vardır. Sigorta kapsamında ücretsizdir. Görüşmeler özel sektöre göre kısa sürebilmektedir. Bazı ebeveynler devlet hastanesinde pedagog var mı? sorusunu da yöneltebilmekte. Özel olarak çocuk ve ergenelerle ilgilenen pedagog devlet hastanelerinde bulunmamaktadır. Ancak çocuk ergen psikiyatristi bulmak mümkün olmaktadır.

Ücretsiz psikolog var mı?

Maddi imkansızlıklar ve ekonomik koşullardan dolayı bireyler ve aileler ücretsiz psikolog arayışında olabiliyor. Ücretsiz hizmet veren psikologlar bulunmaktadır. Gerek bazı özel danışmanlık ve terapi merkezlerinde yeni mezun uzmanlar süpervizyon kapsamında danışmanlık verebilirken belediyelerin bünyesindeki psikologlar da ücretsiz psikolojik destek vermektedir.

Psikolog Ücretleri ve En Doğru Psikolog Seçimi

Psikolog seçerken başat faktörlerden biri elbette ki ücrettir. Ekonomik şartlar ücretleri göz önünde bulundurmayı geçerli kılıyor. Bireyler ve aileler haklı olarak paralarını en optimal uzmana yatırmak istiyorlar. Uzmanınızı seçerken aldığı eğitimler, danışan yorumları, çalışma alanları, deneyim sahibi olması, iyi bir üniversiteden mezun olmuş olması gibi göz önünde bulundurulması gereken maddeler sayılabilir. Danışmanlık merkezimizde çalışan psikologlarımız mesleğini idealist şekilde yaparken her kesime ulaşacağımız ücretleri geçmeme gibi bir misyon belirledik. İzmirli ne kadar çok hemşehrimize ulaşırsak o kadar görevimizi yapmış oluruz. Psikolojik destek ihtiyacı duyduğunuz anda iletişim sayfamızdan bize ulaşın.

Narsisti Alt Etmek

0

Narsisistik kişilik bozukluğu ile ilgili bireyler özellikle partner ve eşlerinde bu tür bir kişilik varsa çeşitli zorlanımlar içine girip belli başlı durumları merak edebiliyor. Narsisti alt etmek de bunlardan biri. Bireyler buna ihtiyaç duyuyor çünkü bu bireylerle ilişki içinde olmak, özellikle uzun ilişki içinde olmak oldukça yıpratıcı. Sürekli alttan almaktan canı çıkanlar, sürekli kendinden gidenler artık “narsisti nasıl alt ederim” in peşindeler.

Diğer yandan narsist ne zaman saygı duyar konusu da ayrıca merak ediliyor. Bu makalemizi okuduktan sonra Youtube’da Psikolog Kağan AY kanalımızda konuyla ilgili birçok video mevcut. Kanalımızda birçok sorunuza cevap bulabilirsiniz.

Kısaca narsist ne zaman saygı duyar dersek, önce narsistin saygı duymadığı kişi çerçevesini çizelim: Sınırları belli olmayan, saygısızlığa ve aşağılamaya göz yuman, zaafları ve kaybetme korkusu yüksek olan, kendi değerinin farkında olmayan, sevgiye ve ilgiye aç olan, aşırı fedakar ve kendini geri plana atıp kendinden çok ötekileri düşünen kişilere karşı narsist saygı duymaz. Bilakis değersizleştirir. Bu yüzden yazdığım maddeleri kendinizde görüyorsanız geliştirmek için zaman kaybetmeyin. Narsistin saygısını ancak bu alanlarda kendinizi güçlendirerek kazanabilirsiniz ki onun bile garantisi olmamaktadır.

Narsist Nasıl Alt Edilir

Narsisistik kişilik bozukluğu, narsistle yaşamak, narsistin birçok yönünü anlamak ile ilgili sitemizde birçok makale mevcut. Peki narsist nasıl alt edilir, manipülatif ve her daim üste çıkan yapısıyla onu alt etmek mümkün müdür bu yazımızda işte buna değiniyoruz.

 

  •  Narsistler güç dengesini iyi gözlemler ve buna yönelik hareket eder. Kendi elinde koz niteliğinde olan ne varsa kullanıp diğer bireyi sindirebilir, korkutabilir, bastırabilir. Onunla tatlı dille konuşmaya çalışmak, anlayış – empati beklemek sonuçsuz karşılanacaktır. Onunla onun dilinden konuşmanız gerekir. Hiçbir ilişkide bulunmaması gereken bu güç yarışı ve eldeki kozların kullanılması durumu narsistlerle olan beraberliklerde kaçınılmaz oluyor. Eğer narsistin korkularını ve bağımlılıklarını biliyorsanız o noktalar zayıf yanlarıdır, size yönelik saldırı&suistimali olursa onun zayıf olduğu noktalardan ilerleyin. Dolaylı olarak da size ne yaptığını anlama fırsatı vermiş oluyorsunuz. Tam derin bir empati kurmasa da “ya ben ona böyle yapıyormuşum şimdi o bana yaptı, bu baya can acıtan birşeymiş” gibi bir sorgulamaya girme şansı doğar. Bu dahi davranışlarını tam olarak değiştirme niteliğinde olmaz. Nihayetinde ise hiçbir şey yapmamaktan yeğdir.
  • Bir ilişki – evlilik içindeyseniz ve sürekli alttan alan, fedakarlık yapan, susan, görmeyen, idare eden roldeyseniz narsist bu özelliklerinizi bilir ve bunları suistimal edebilecek potansiyeldedir. Bir süre bu dengede giden ilişkiye narsist alışmış hale gelir. Bir nevi eğer onun eli ayağı, zor anlarında yanında olan kişi pozisyonundaysanız sizden kolay kolay vazgeçemez. Size bunun tersi gibi gösterebilir. Yani sizin hiçbir değeriniz yokmuş gibi, her an ayrılabilir gözü karalığı ile hareket etmesi, sonucunu düşünmeden rahat davranışlar sergilemesi sizi yanıltabilir. Bunlar size gösterdikleridir, bir de göstermekten korktuğu size bağlılık&bağımlılıkları bulunur. Eğer cesaretinizi toplayıp “en kötü ne olabilir?” sorusu da sizi korkutmuyorsa narsiste karşı bir nevi başkaldırı, isyan bayrağı dikmek şart olur. “Bana her istediğin zaman istediğin gibi davranamazsın!” mesajını sesiniz titremeden vermeniz dengeleri hayli değiştirecektir.
  • Narsistler ilişkilerde ne kadar dominant, baskın görünse de partnerinin özgüvenli ve bağımsız olmasından korkarlar. Eğer etrafınızda kimse kalmadıysa, aile – arkadaşlık – sosyal ilişkiler bağlamında yalnızsanız narsistin insafına kalırsınız. Fakat eğer kendinize yatırım yapmaya başlarsanız bu hem narsistte kaybetme korkusu yaratacaktır hem de size davranış ve tutumları daha ılımlı hale gelecektir. Örneğin spora başladınız, yürüyüşe çıkıyorsunuz, akşamları arkadaşlarınızla cafede oturmaya çıkıyorsunuz. Bu tür aktiviteler narsiste “hayatım senden ibaret değil” mesajını verir. Özgüveniniz artar, duygu durumunuza yansır ve daha mutlu, keyifli, hayattan tat alır halde olursunuz. Narsist birey size dilediği gibi zorbaca davranamaz, psikolojik şiddet uygulayamaz. Unutmayın; narsist zayıflatır ve güçsüzleştirir. Kanadınızı kırdıktan sonra sömürür. Güçlenir ve ayaklarınızı sağlam basarsanız işler tam tersi yönde sizin için olumlu anlamda değişir.
  • Grey rock method olarak geçen Türkçe’ye gri taş olarak çevrilen tekniğin amacı şudur: Eğer onun istediği ilgi ve beslenme imkanını verirsen sömürülürsün. Dolayısıyla onun suistimalinden ve baskısından sıyrılmak istiyorsan onun gözünde “sıradan”, “onun dikkatini çekmeyecek pozisyonda” konumlanman gerekiyor. Kayıtsızlık, omuz silkme, ilginizin başka noktada toplanması onun ataklarını bertaraf edebiliyor. Narsistin gözünde renkli, canlı, parlayan, dikkat çeken bir taş olmak yerine gri ve sıradan bir taş olmayı seçerseniz yanınızdan geçip gidecektir(Metaforik olarak). Bu teknik daha çok birlikte yaşanan ve yoğun psikolojik şiddet barındıran ilişkilerde kullanılması önerilir.

Narsist nasıl alt edilir? sorusuna cevap verdik. Narsisistik kişilik bozukluğu ile ilgili makalelerimiz için blog sayfamıza uğrayın. Konuyla ilgili videolarımız için Youtube sayfamızda onlarca video bulunmakta, göz atabilirsiniz! Duygusal – manevi sıkışmışlık ve zorluk içindeyseniz bize ulaşıp uzman desteği alabilirsiniz. Sorunları ve sıkıntıları beraber aşmak ve güçlenmek için bir yerden başlayın. Sağlıcakla!

Öfke Duygusu ve Öfke Kontrolü

0

Öfke Duygusu ve Öfke Kontrolü

Öfke temel duygularımızdan sadece biri. Belli başlı işlevleri var ve bizim için olmazsa olmaz. Hayatta kalmamızı sağlıyor ve bize ortada bir yanlış olabileceğinin sinyallerini veriyor. Fakat her şeyin fazlasının zarar olmasından mütevellit öfkenin de işlevsel olmayan – dozunun yüksek olduğu durumlar tat kaçırıyor. Öfke duygusu ve öfkemizi nasıl kontrol edebiliriz ile ilgili tüm detaylara değindiğimiz yazımızda birçok sorunun cevabını bulacaksınız.

Her Şeyden Önce Sebep Tespiti

Öfke muazzam kompleks bir yapı. Buraya sığdıramayacağımız farklı sebepten kaynaklanabiliyor. Akut yaşanan sorunlardan kaynaklı olabilirken, yeni birşey yaşanmamış olsa da geçmişten gelen ve biriken çözülememiş problemler doluluk yaratıyor ve öfkeye dönüşüyor. Bunun dışında bireyin geleceğe yönelik umutsuzluk ve karamsarlığı da sebep olabiliyor. Maddi sıkıntılar, borçlar, geçim sıkıntısı genellikle erkekleri etkilerken, manevi ve duygusal boşluklar kadınlarda öfke ve tahammülsüzlüğe(batma) yol açıyor.

Öfkenin altında ne yatıyor, bu öfke nereden geliyor hiçbir fikriniz yoksa bir psikologdan destek alarak öfkenin tespiti yapılmalı. Kaynakların nerede olduğu bulunduktan sonra çözümleme ve öfkeyi sağaltma süreci beraberinde geliyor.

  • Öfke kontrolü için ne yapmalı : Öfke öncelikle kontrol edilmemeli, bu kulağa garip gelse de öfkeyi kontrol etmek demek işlemeden bastırmak demektir. Ki bunu da istemeyiz. Çünkü bastırılan ve işlenmeden geçiştirilen öfke kaybolmaz, kişinin ruh halini ve uzun vadede duygularını düzenleyememesine sebep olur. Uzun vadede sorunlar yaşanır, patlamalar meydana gelir. Öfke öncelikle makalemizin başında da belirttiğimiz gibi anlaşılmalı, sebeplerine dair makul seviyede farkındalık oluşmalı, ardından ortaya çıkmaması için önleyici önlemler alınmalı.
  • Öfke krizi nasıl geçer : Öfke ani ve şiddetli olduğunda o noktadan sonra dizginlemek hayli zorlaşır. Anlık olarak en etkili çözüm ortam değiştirme yöntemidir. Telefon konuşmasıysa konuşmaya devam etmemek(ilk etapta konuşma isteği olsa dahi), yüzyüze tartıştığımız biriyse onunla aynı ortamda kalmamak, çocuğumuzun yaptığı bir yaramazlık ya da taşkınlıksa ona maruz kalmamak için lavaboya, yatak odasına vb. gitmek gibi yollar seçilmeli. Hormonal olarak bedendeki reaksiyonlar çok uzamadan düşüşe geçer ve hararet giderek azalır. Zihinsel olarak daha uzun süreler zihni meşgul eden düşünceler, görüntüler devam edebilir.

    Nefes kontrolü, enerjiyi bir eşyadan çıkarmak(boks torbası, yastığa bağırmak), gözleri kapatıp güvenli  yere gitmek gibi teknikler bir yere kadar işe yarar. Tam kökten çözüm olmasa da ânı kurtarmak açısından kullanılabilir.

  • Öfke kontrolü için hangi bölüme gidilir : Öfke artık içinden çıkılmaz bir hal aldıysa, kişinin kendisi ve çevresindekiler artık zarar görüyorsa(psikolojik – fiziksel fark etmez) öfke problemi için psikiyatri, psikolog gibi mercilere danışılmalıdır. Psikiyatristler farmakolojik tedavi uygularlar. Öfkeyi yatıştırmak için belli başlı ilaçlarla öfkeyi kontrol altında tutmak amaçlanır. Psikologlar daha çok konuşma terapisi ve bazı metodlarla(EMDR, Hipnoz gibi) ilaç dışı terapilerle öfkeyi çalışırlar. Öfkenin hafiflemesi bir görüşmede de olabilirken bazı bireylerde bir süreç de alabilmektedir.
  • Tahammülsüzlük neden olur : Birey depresifse, yaşam gidişatından memnun değilse, mutsuzsa, stres ve problemlerle başa çıkmakta yorgun düşmüşse çevresinden gelen uyaranlara karşı daha tahammülsüz olabilir. Reaktif ve verilmesi gereken tepkilerden çok daha üst perdede tepkiler verebilir. Sorumlulukların fazlaca olması da büyük etkendir. Kişi omuzlarında taşıdığı yüklerden dolayı bıkkın, tükenmiş bir ruh hâlinde bulunabilir. Etrafındakileri kırar, üzer, tepkilerini kontrol etmekte zorlanır.

Öfkenin Sorumluluğunu Almak

Eğer öfke kontrol probleminiz varsa, dizginleyemiyorsanız kuvvetle muhtemel bu enerjiyi en yakınlarınızdan, nazınızı çeken insanlardan çıkarıyorsunuz. Sonradan pişman oluyorsanız belki de verilmemesi gereken dozda bir tepki verdiniz ve bunun suçluluğunu yaşıyorsunuz. Sizi seven ve değer veren insanlar sizi alttan alabilir fakat bu kırılmadıkları anlamına gelmez. Bu durumun kısırdöngü halini almaması ve sürerli olmaması için sinirlilik halinizin üzerinde er geç kontrol sağlamanız gerekir. Anne, baba, kardeş, evlat, dost hiç kimse sizin agresyonunuzu çekmek zorunda kalmamalı.

Öfke duygusunu çalışmak hem çok zor değil hem de edinilen farkındalıklarla keyifli bir hale dahi gelebiliyor. Altında yatan sebeplere vakıf oldukça üstündeki kontrol hissi artıyor. “Eskisi kadar sinirli değilim”, “Artık hemen parlamıyorum” gibi cümleleri duymak mümkün oluyor. Sosyal ilişkilerde insanlar birçok sorunu tolere edebiliyor fakat agresif davranışlar, patlamalar, öfkeli çıkışlar insanları korkutuyor ve güvende hissetmemelerine sebep oluyor. Dolayısıyla ilişkilerde öfkenin ehlileştirilmesi hayati öneme sahip oluyor.

Eşimin Öfke Kontrolü Yok

0

İzmir psikolog, öfke kontrolüyle ilgili merak edilen tüm sorularınızın cevabını bu yazısında derlemiştir. Eşimin öfke kontrolü yok? Öfke kontrolünün sağlanmamasının altta yatan nedenleri nelerdir? Hep birlikte inceleyelim.

Eşimin Öfke Kontrolü Yok

Evli çiftlerde partnerlerden biri aşırı öfkeli ve öfke kontrolünü sağlayamayan taraf olabiliyor. Bu durum genellikle erkeklerde bulunuyor. Bu durumda kadın partner çaresiz kalabiliyor, fiziksel, ruhsal anlamda yıpranabiliyor. Gerek bağırma gerek eşyalara vurma, fırlatma, kırma gerek de fiziksel şiddete varabilen öfke kontrol bozukluğu evlilikleri sıkıntıya sokan başat sebeplerden biridir. Bu yazımızda eşimde öfke kontrolü yok diyen partnerlere yönelik bilgilendirici ve yönlendirici içerik bulacaksınız.

Konuya başlarken öfkenin temel duygulardan biri olduğunu ve açığa çıkmasında farklı birçok sebebin bulunduğunu bilmeniz gerekir. Sık karşılaştığımız öfke sebepleri arasında; kısıtlanma, sıkışmışlık, mutsuzluk, stres, engellenmişlik, hassas noktalardan vurulmak, haksızlığa uğramak, yaşam gidişatında birikmiş sıkıntı ve streslerin sonucu, geçmişteki travmalar ve çözülmemiş olaylar, anlaşılmamışlık, yaşamda istenilen noktada bulunmama(potansiyeli gerçekleştirememe), sevilmemişlik – değersizlik, vefasızlık – nankörlüğe uğramak gibi listeyi uzatabiliriz. Gördüğünüz gibi öfke çok kompleks ve altında birçok duygu ve durum yatıyor.

Eşinizi Neyin Sinirlendirdiğini Bulun

Eşiniz ne zamanları, neye sinirleniyor? Hassas noktaları, damarı mı var belli noktalarda?  Bu çok önemli. Eğer eşiniz öfkeliyken siz sakin kalabilirseniz, duygunuzu yönetebilirseniz eşinizi gözlemleme şansınız doğacaktır. İzleyin, neler olup bittiğini takip edin, hangi anda sinirlendi? Hangi kelimeye? Ne olunca deliye döndü? Eşinizin öfkesine reaksiyon göstermek yerine önce anlayın ve etraflıca değerlendirme şansınız olsun. Bunu yapmazsanız olaylar üstünde farkındalığınız oluşmayacak dolayısıyla durumun tekrarlanması ve kısır döngüye girmesi olası olacak.

Eşinizi öfkesinden dolayı suçlama gibi bir hataya düştüyseniz biran önce vazgeçin. Hele ki etiketlediyseniz, yani “sen öfkelisin”, “hep böylesin, sinirli bir insansın böyle davranmadan duramıyorsun” tarzı kişiliğiyle öfke duygusunu eşitlerseniz eşiniz savunmaya geçecektir, öfkesi daha da artar.

Eşinizin hassas olduğu noktaları, kırmızı çizgilerini saptadıktan sonra artık bu alanlarda daha dikkatli olmaya, patlamaya neden olacak tarzda özellikle kışkırtıcı üsluptan kaçınmak daha kolay olacaktır. Siz haklı bile olsanız, anlayışlı ve dikkatli dahi olsanız eşiniz alınganlık yapabilir,  yanlış anlamaya müsait olabilir bu yüzden hepimizin tetiklendiği taraflarımız var bunu kabul ederek buna uygun hareket ederseniz öfkenin açığa çıkma ihtimali üzerinde bir yere kadar kontrol sahibi olacaksınız.

Eşinizin Öfkesi Geçmişe Aitse

Yazımızın başlarında öfkenin çok çeşitli sebepleri olabileceğini söylemiştik. Eşinizin etrafındaki herkes güzellikle de davransa öfkelendirecek bir adım atmasa da eşiniz sinirliyse orada kronikleşmiş, birikmiş geçmişten gelen sıkıntıların sonucu olan öfkeyi yaşıyor olabilir. Yok yere bağırmak, olmayacak şeylere kızmak gibi davranışlar varsa bu kategoride sizin yapabileceğiniz pek bir şey yok. İlaç tedavisi ya da eşinizin terapi sürecine girerek “neden öfkeliyim?”, “neye öfkeliyim”, “bu öfkenin kaynağı nereye dayanıyor?” gibi soruların cevabını araması gerekir.

Öfke kişilik örgütlenmeleri ile de bağlantılı olabiliyor. Örneğin birey narsist bir kişilikse narsistik öfke dediğimiz öfke patlamaları yaşıyor. Yok yere, anlamsız yükselmeler can sıkıyor. Borderline kişilik, duygu yönetiminde kazanımlar edinmediyse öfke kontrolü sağlayamıyor. Çevresindeki kişiler – aynı narsist kişiliklerde olduğu- gibi daha alttan alttan alması ve yatıştırması şart oluyor.

İzmir Sınav Kaygısı

0

Sınav kaygısı özellikle LGS TYT AYT gibi dönemlerde gençlerde görülen ve süreci sıkıntıya sokan yaygın problemlerdendir. Öğrenci sınavına hazırlanmış, başarılı, denemelerde ve okulda başarılı sonuçlar alan bir kıvamda olabilir. Fakat sınav kaygısı varsa tüm bu emeklerini boşa çıkarabilecek nitelikte olan kaygı hali hüsrana uğratabiliyor. Aileler ilk başta çocuklarındaki sorunu azımsama, basite indirgeme tutumunda olsa da zaman geçtikçe devam etmesiyle birlikte durumun ciddiyeti ancak anlaşılıyor.

Sınav kaygısı sınava yaklaşırken ya da sınav esnasında olan yoğun heyecan hali olarak da görülebilirken; daha uzun vadeli, zamana – genele yayılmış kaygı hali de görülebiliyor. Yoğun anlık durumlarda daha çok bedensel belirtiler görülüyor. Midede bulanma, terleme, el kollarda karıncalanma, uyuşma hissi, sık tuvalete çıkma hali, kalp çarpıntısı nefes problemleri gibi birçok belirti görüyoruz.

Sınav Kaygısında Ebeveynler

Anne babalara bu psikolojik problemler büyük rol düşüyor. Her şeyden önce çocuklarının sıkıntısı keyfi ya da isteğe bağlı değil. Bunu bilerek evlatlarına yaklaşmaları yerinde olacaktır. Ebeveynlerin çocuklarına inanmadıkları, samimi bulmadıkları durumlarda genç anlaşıldığını hissetmiyor ve daha çok içine kapanabiliyor. Direkt telkinlerle çocuklarını yönlendirmeye çalıştıklarında başarısız olabiliyorlar ve çocuğun yeterince çabalamadığını, elinden geleni yapmadığını vb. düşünebiliyorlar. Oysaki çocuk tam anlamıyla psikolojik bir bunalımın içinde olabiliyor.

İzmir Sınav Kaygısı Terapi ve Çözümleri

Sınav kaygısı yaşayan gençlere yönelik müdahalelerde psikolog ile öncelikle aile görüşmesi ve ardından çocukla görüşmeler yapılır. Aileden geçmiş dönemlerle ilgili, aile içi durumlarla ilgili genel bir bilgi alınır. Ailelerin bazı tutum ve davranışları kaygıyı besleyebilmekte. Ebeveynler bunların farkında olmayabiliyor. Bu noktada aileleri de uygun tutumlara yönlendirmek ve çocuklarına destek olabilme güzergahında geribildirimler verilmekte. Gençle birlikte kaygıyı yaratan temel sebeplere dair çalışmalar yapılır, altta yatan mükemmeliyetçilik, yetersizlik, koşullu kabul gibi sık görülen duygular açığa çıkarıldıkça endişe ve heyecan gibi çıktılarda  düşüş sağlanır.

Seans seans ilk görüşmelerde saptanan problemlerin işlemlenmesi ve çözümlenmesiyle birlikte kaygı seviyesinde gözle görülür düşme olur. Gencin baş etme mekanizmaları geliştirmesi, bazı inançlarının farkına varması ve değiştirmesi yardımcı olur. Özellikle sınava yüklenen anlam çok büyük olunca üst düzey bir anksiyete yaşanabilmektedir. Sınava yönelik dönüm noktası, hayat memat meselesi, olmazsa olmaz gibi anlamların yüklenmesi işleri zorlaştırıyor. Gençler sonuç odaklı bakıp sınavda heyecanlanıp heyecanlanmayacağını düşünmekten sürece yoğunlaşamıyorlar. Bu tür problemler terapist ile çalışılarak giderilir.

Ebeveynlerin Telkinleri Önemli Yer Tutuyor

Ebeveynler gençlere istemeden de olsa kaygı yükleyebiliyor. Direk olarak bir baskı olmasa da dolaylı telkinler alttan alta çocuğu şişirebiliyor. “Sen mutlaka ilk 10 bine girersin, gözünü kapatsan tıp kazanırsın, x üniversiteyi kesin kazanacaksın inanıyorum” gibi cümlelerde ilk etapta problem yok gibi görünse de gençte bu telkinlerin karşılığını verebilmek için borçlanma hissi oluşur. Bu da ekstra bir yük yaratır.

Ebeveynler “o kadar kaynak ayırdık, dersaneye yolladık, özel hoca tuttuk” gibi verdikleri emekleri dillendirmemeli. Gençler bu tür telkinlerden olumsuz etkileniyor. Anne babalar yeterli desteği verip daha sessiz bir tutumda kalmalı. Ders çalışmayı ve sınava hazırlık sürecini gence bırakmaları gerekiyor.

Sınava Yaklaşırken

Ebeveynler ve gençler genellikle sınava az bir zaman kala uzmana başvuruyor. Bunda kritik bir hata ya da geç kalmışlık olmasa da belli bir zaman kala müdahale ve baş etme mekanizması odaklı bir çalışma yapılmaktadır. Sınava en az 2 – 3 ay kala başvurulan durumlarda ise ekstra olarak stres ve kaygı yaratan faktörleri tespit etmek, bu etmenlerin etkisini en aza indirmek, gerginlik ve huzursuzluk yaratacak inanç, düşünceleri çalışmak gibi çok faydalı girişimler için zaman kazanmış oluyoruz. Bu yüzden eğer sınav sürecine hazırlanan çocuğunuz varsa, son anda psikolog desteği almak yerine daha önce başvurulması performansı kat ve kat artırır.

Sınav Kaygısı Terapisi Nasıl Olur?

Sınav kaygısı ile çalışırken öncelikle tespit görüşmeleri yapılır. Terapist genç ile stresin ve kaygının sebeplerine yönelik belli başlı doneler elde etmeye yönelir. İzmir sınav kaygısı psikologu ile tespitlerin ardından yol haritası belli olur ve çözüm odaklı şekilde ilerlenir. Gencin stresle baş etme ve kaygıyı yönetebilme becerileri artırılır. Sınavın kurtulunması gereken bir ayak bağı ya da korkutucu bir canavar olarak kodlanması saf dışı bırakılır. Gencin süreçle ve sınava hazırlıkla, deneme ve asıl sınavla barışması sağlanır.

Online Psikolog İzmir

0

İzmir online psikolog hizmeti whatsapp, skype, zoom gibi üçüncü parti yazılımları üzerinden danışan ve terapistin belli bir gün ve saat belirlenerek randevu oluşturması sürecidir. Bazı danışanlar sadece konuşarak da online terapi talebinde bulunabilmektedir. Online terapinin yeterli internet bağlantısı bulunması durumunda yüz. yüze görüşmeden farkı bulunmamaktadır. Ofis ortamında seans odasında psikolog ve danışanın karşı karşıya oturması gibi kamera karşısında yapılmaktadır. Araştırmalar online psikolojik destek çalışmalarının yüz yüze görüşmelerden nitelik ve verimlilik açısından bir dezavantajı olmadığını bulmuştur, bunun yanında bazı çalışmalarda online psikolog desteği alanlarda yüz yüze görüşmelerden daha yüksek oranda memnuniyet ve iyiye gitme hali bulunmuştur.

İzmir Online Psikolog Fiyatları 2024

İzmir’de destek almak istediği uzmanla yakın oturmayan, fiziksel ofise gidecek zaman bulamayan, çocuk – yaşlı bakımı gibi sebeplerle ya da iş yaşamından vakit yaratamayan danışanlar online terapi tercih etmektedirler. Online seans ücretleri yüz yüze görüşmelerden farklı tarifede değildir. Aynı terapi yaklaşımları, aynı etkililik mevcut olduğu için ücretler birebirdir. İzmir’de online psikolog ücretleri ortalama 500 tl ile 800 tl arasında değişmektedir.

Online Seanslar Nasıl İşler

Danışan ve terapist görüntülü ya da sesli olarak randevu saatinde telefon/PC başında olur ve 50dk – 1 saat süren görüşmede psikolojik danışmanlık seansı gerçekleştirilir. Kaygı bozukluğu, depresyon, anksiyete, OKB, stres yönetimi, öfke kontrolü, ilişki ve evlilik terapisi, ebeveyn danışmanlığı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, kişilik bozukluğu(narsisizm, borderline, histriyonik), bireysel psikoterapi gibi birçok konuda destek verilmektedir.

Seans sıklığı danışılan konuya, problemin yoğunluğuna, danışanın içinde bulunduğu duruma göre değişiklik gösterir, genel itibarıyla haftalık, iki haftalık, ayda bir şeklinde uzman psikolog ve pedagoglar tarafından görüşmeler planlanır.

Sıkışmış, çaresiz, ne yapacağınızı bilemez halde olabilirsiniz, unutmayın her zaman bir çıkar yol ve umut var. Dünyanın neresinde yaşıyor olursanız olun psikologunuzla evinizden çıkmadan binlerce kilometreyi sıfırlamanızı mümkün kılan online terapi hizmeti almak isterseniz iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

İzmir Tavsiye Edilen Online Terapi

İzmir’de yaşıyorsanız ve zaman zaman yüzyüze görüşme imkanınız var fakat her zaman fiziksel ofislere gitme fırsatı bulamıyor ve online terapi ile de sürecinizin kesintiye uğramamasını istiyorsanız tavsiye edilen bir terapist ile psikolojik destek almaya devam edebilirsiniz. Psikolog Kağan AY ve ekibi koronavirüs döneminden önceden başlayarak online terapi alanında danışanlarıyla görüşmektedir. İletişim sayfamızdan bilgi ve randevu alabilirsiniz.

Karşıyaka Pedagog

0

Karşıyaka pedagog çocuk 0 – 12 yaş grubu ile çalışan, oyun terapisi, masal terapisi, dikkat egzersizleri, odaklanma – konsantrasyon, sosyal beceriler ve okul sorunları gibi birçok alanda uzmanlaşmış çocuk ergen terapistleri tarafından verilen hizmettir. İzmir Karşıyaka’da pedagog arayışı içinde olan ebeveynlere ve bakım verenlere çocuk ve ergenlerimiz için psikolojik destek vermekteyiz. Birçok farklı bilimsel terapi yaklaşımı, alanında uzman çocuk psikologları tarafından uygulanmaktadır. Bire bir çocukla çalışmaların yanında ebeveyn görüşmeleri ile yönlendirmeler ve bilgilendirmeler yapılır. Çocuklarının sorunlarıyla ilgili çaresiz kalan ve baş edemeyen ailelere yönelik profesyonel destek hizmetimiz hem ofisimizde yüz yüze hem de koronavirüs sebebiyle online danışmanlık şeklinde olmaktadır.

Karşıyaka Pedagog ve Çocuk Ergen Terapisi

0 – 12 yaş çocuk psikologu, 12 – 18 yaş arası ergen terapistleri ile Karşıyaka pedagog arayışınıza cevap veriyoruz. Alt ıslatma, tuvalet eğitimi, kaka tutma, hırçınlık, okula uyum problemleri, tırnak yeme, uyku sorunları, yeme problemleri, öfke kontrolü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, ergenlik problemleri, okula gitmek istememe, sınav kaygısı, takıntılar, korkular, tablet telefon bağımlılığı gibi birçok konuda çözüm odaklı çalışma misyonumuzla yanınızdayız. Dirençli ve süregiden bazı problemlerde ebeveynler çözümsüz kalabiliyor ve üstüne gittikçe problem daha da karmaşıklaşabiliyor. Uzman pedagoglarımız süreçte yol arkadaşlığı yaparak ortak oluyor. Ebeveynler “nasıl davranacağımızı bilemiyoruz, ne yapmalıyız nasıl yaklaşmalıyız?” gibi sorularla boğuşuyor. Ebeveynleri psiko eğitimle donatıp yönlendirerek soru işaretlerini gidermek gerekiyor.

Karşıyaka Pedagog Fiyatları – Kaç Seans Sürer

Danışan adaylarının en çok sorduğu sorulardan biri de pedagog seans ücretleri ve görüşmelerin nasıl bir süreç aldığı ve ne kadar sürdüğü yönünde. Çocuk psikologu ücretleri kişi ve kuruma göre farklılık göstermekle birlikte Karşıyaka’daki kurumlarda ortalama 1500 tl ile 2000 tl arasında değişir. Görüşmeler 50 dk 1 saat arası sürer. Psikolojik danışmanlık hizmetlerinde ücretler seans başı olarak alınmaktadır. Görüşmelerin kaç seans süreceği özellikle danışılan konuya ve problemin ne kadar zamandır bulunduğuna bağlıdır. Örneğin yeni yer etmiş bir takıntılı düşünce hali erkenden başvurmayla ve uzman müdahalesiyle çocuktan kolaylıkla def edilebilmektedir. Kaygı halini atıp yeterli baş etme mekanizmalarını geliştiren çocuğun süreci uzun veya sancılı olmamaktadır. Fakat diğer yandan örneğin 3 sene boyunca karanlık korkusu ve gece tek yatamama sorunu bulunan bir çocukla süreç daha uzun sürer. İlk örnek 6-8 seansta bitebilirken ikinci örnekte aylar süren bir süreç gerekebilir.

Ergen psikologu süreci danışılan konuya göre yönetir. Örneğin sınav kaygısı ile başvuran bir danışan için 6 seans yeterli olabilmektedir. Bazı durumlarda ebeveyn tutumları, beklentiler başat sebep olabilirken bazı durumlarda akran ilişkileri, motivasyonsuzluk, disiplin eksikliği gibi yan sebepler de mevcutsa çözüm süreci uzayabiliyor. Ergenlerin kendilerini anlatabildikleri, ebeveynleriyle paylaşamadıkları durumlar varsa güvenin kurulduğu psikolog- danışan ilişkisinde kendilerini açabilmeleri kilit noktadır. Bu hususta uzmanlarımız gençlerimizi önce kazanıp ardından çalışmalarına başlarlar.

Uzman Pedagog Desteği Karşıyaka

Kağan AY Danışmanlık olarak çocuk ve ergen psikolojisi alanında uzman pedagoglar ile psikolojik destek ve terapi hizmetimizle sizinleyiz. Çözüm odaklı yaklaşımlarımızla mümkün olan en kısa sürede problemlerinizin çözümü için çocuklarımızla çalışıyoruz. Ebeveyn danışmanlığı ile anne babaları yönlendirme ve “nasıl davranalım, nasıl yaklaşalım” gibi sorulara cevap oluyoruz.

Gelişim tarama envanteri, dikkat ve zeka testleri, otizm – DEHB şüphesi ve tespiti, bulunulan yaşa göre motor ve diğer becerilerde yaşa uygun olup olmama gibi birçok alanda patoloji ve sağlıklı gelişim için takip sağlanarak soru işareti bırakmadan danışılan konularda kaygılar giderilmektedir.

Aile – Uzman – Çocuk Üçgeni

Ebeveynlerin çocuk psikolojisi ve gelişimi üzerinde önemli paya sahiptir. Çocuklar ebeveynleriyle her sıkıntısını konuşamamakta, içlerinde tutabilmektedir. Alanında uzman pedagoglar çocuk ve ergenlerle gerek terapi yaklaşımlarının yardımıyla (oyun terapisi, resim çizimi, masal terapisi, kukla vb.) çocukların iç dünyasını anlama fırsatı bulur, ergenlerle güvenli bir ortam yaratıp danışan gizliliği ile genci kazanarak problemlerine dahil olur. Gizlilik ihlal edilmeden ve izin dahilinde ebeveynler bilgilendirilerek yönlendirilir. “Nasıl davranalım”, “Ne yapacağımızı nasıl konuşacağımızı bilemez haldeyiz” gibi anne babalardan duymaya alışık olduğumuz kafa karışıklıkları giderilir. Karşıyaka’da pedagog desteği almak isterseniz kurumumuza ulaşabilir, seanslar ve terapi süreciyle ilgili bilgi&randevu alabilirsiniz.

Karşıyaka Pedagog – Kağan AY Danışmanlık
0530 370 8596
Bahariye, 1716. Sk. No:41, 35600 Karşıyaka/İzmir

Bazı çocuk ergen yazılarımıza göz atabilirsiniz:

İzmir sınav kaygısı

Çocuklarda Tablet Bağımlılığı Nasıl Önlenir?

Dikkat Dağınıklığı İlaçsız Tedavi

Çocuklarda Özgüven Eksikliği Nasıl Giderilir

Eğitim, Atölye ve Yeniliklerden Haberdar Olmak için E-mail Bültenimize Kaydol