Ana Sayfa Blog

Gizli Narsist Anne ve Kötü Bilinen Babalar

0

Babalar sert, haşin, öngörülemez, kırıcı, terör estirebilen, güven vermek yerine korku salabilen figürler… Bu davranışlarından ötürü ünleri lekeli, sicilleri bozuk. Görünen yüz onlar, işaret parmaklarının ve öfke&nefret dolu bakışların hedefi. Zaman içinde yalnızlaşan, yalnız kalan; “kendi sonunu kendi hazırladı, hak etti” cümlelerinin muhatapları.

Bu yazımda bu bağlamla ilk kez karşı karşıya gelecek olanları sarsacak, belki şoka uğratacak, “nasıl ya!” dedirtecek, hiç bu açıdan bakmamıştımı düşündürecek konuyla sizinleyim; gizli narsist anne ve kötü bilinen babalar… İyi okumalar dileyeceğim lâkin sindirmesi kolay olsun temennisiyle.

Anneler Zehirler Babalar Kırar

Yukarıda da belirttiğim üzere sert&bilinçsiz babaların taşları her zaman eteklerden dökülme eğiliminde; açık, bariz, net, ortada. Sert ve bilinçsiz demek belki ekstra ve gereksiz. Erkeklerin doğasında testosteronun da payıyla sertlik ve yıkıcılık yaşam yolunda beraberinde gelen temel özellikler. Savaş ve kan erkeklerle ilişkili.

Peki kadınlar? Örtük, dolaylı, gizli, alttan, etraflıca, sinsi, oyunlar barındıran, altını oyan, kuyu kazan, dedikodu yapan, haset ve kıskançlık potansiyeli olan taraf daha çok kadınlar. Pratik yaşamda bu kolaylıkla görülür.

İki cinsiyetle alakalı ana başlık özellikleri kavradıktan sonra gizli narsist annenin eşi ve çocukları üstündeki etkileri anlamak için öncül bilgiye sahibiz demektir. Karşılaştığım hatrı sayılır bireyden duyduğum cümle ortak: “Geçmişte tüm o olan biten yaşantılardan sonra babama daha öfkeli olmam gerekirken anneme neden sebepsizce(!) bu öfke anlayamıyorum!”. Hiçbir şey sebepsiz değil, sadece konduramamak, görememek, örtük kalması, algının baba üstünde odaklan(dırıl)ması gibi unsurlardan dolayı henüz anneye karşı olumsuz duygular bilinç seviyesinde değil, hepsi bu.

Babanız Tek Biz Hepimiz

Gizli narsist anneler sıklıkla eşleriyle problemlidir, ilişkileri çoktan bitmiştir, sık sık tartışma huzursuzluk çıkması söz konusudur. Sorunlar iki yetişkin arasında kalsa iyi, bu tür anneler problemleri çocuklara yansıtır hatta onlardan kendisini desteklemesini bekler. Çocuklarına eşini kötüler ve çocukların da babalarına karşı tepkili bir tutum takınmalarını isteyebilir. Çocuklar annelerini haklı bulmazsa, babalarına sırt çevirmezlerse gizli narsist anne karşılık olarak bir tutum takınır. Başarılı olan ailelerde baba pasifize edilir, yalnız kalır, sinik hale bürünür, sesi kısılır. Anne çocukların da rüzgarını arkasına alarak güç ve kontrol sahibi olur.

Empatik görünebilir, “saçımı süpürge ettim” cümlesinin sahibidir, minnet deposundan çocukların paylarını dağıtıp borçlandırır, fedakarlıklarının karşılığını bekler. Olaylar üstünden anlık kırmak yerine zamana yayılan zehriyle hem bağımlı kılar hem ağırlaştırır. Çocuklar kımıldayamaz, annelerinin güdümünden çıkamaz hale gelirler.

Minnet Uyandırmak ve Borçlandırmak

Gizli narsist annelerin en önemli ortak belirtilerinden önde geleni minnet uyandırıp çocukları kendine bağımlı kılmak, bağımsızlaşma ve özerkleşmelerine doğrudan ya da dolaylı engel olmak, kendini merkez diğerlerini uydu olarak etrafında toplamak olgusudur. Evlatlar annelerine borçlu hisseder, karşılık verme ihtiyacı duyar, bu bir yere kadar sağlıklı olsa da içten gelen vefa değil de zorlanımlı/mecburi bir borç gibi hissediliyorsa orada annenin telkinlerine, tutumlarına odaklanıp bakmak gerekir. Çocuklarda bu borç büyük ağırlık yapar, kendi yaşamlarına devam etmekte zorlanırlar. Kendi kurdukları çekirdek ailede huzursuzluklar ve çatışmalar yaşayabilirler.

Gizli Narsist Annenin Kendi Ailesi…

Annede gizli narsisizm şüpheinin peşine düştük ve yansıtıyor tespitinde bulunduk diyelim. Peki bu nasıl oldu/gelişti? Narsisizm gökten zembille bir anda inen birşey değil, genetik de değil. Erken çocukluk döneminde birincil bakımverenle ilişkiden kaynaklanan bir kişilik bozukluğu. Kolay anlaşılır olması için özetle: “Çocukluğunuza inmemiz lazım!” klişesi mevzu bahis konuyu karşılar.

Gizli narsist annenin kök ailesini incelediğimizde davranış bozuklukları, şiddet, duygusal istismar, sevgi – şefkat gibi duygularda eksiklik/yokluk, sert, otoriter, baskılayıcı ebeveynler, travmatik yaşantılar bulunabilir. Kişilikle alakalı bir bozukluk olsa da aile müessesesinden ve kuşaklar arası aktarımlardan doğan bir rahatsızlıktır.

Baba ile Sınırlı Kalmaz, Ailesi de Kötüdür

Bu anneler sadece eşlerine cephe almaz, genellikle eşlerinin kök aileleriyle de ya küstür ya sıkıntılar yaşamıştır. Özellikle evliliğin ilk dönemlerinde eşini kök ailesinden koparmak, yalnızlaştırmak, kısıtlamak gibi davranış tutumlarda bulunabilir. Sadece kendi kurdukları aileye yatırım yapılmasını bekler, babayı çocuklarına kötülemekle birlikte ailesini de çocuklara olumsuz anlatır, görüşmelerini istemeyebilir. Çocukların bire bir babalarının aileleriyle sorunları olmasa da kinlenebilirler. Görüldüğü üzere çocukların psikolojisini düşünmek yerine kendi safında yer alınmasını sağlamak daha önceliklidirr gizli narsist anneler için.

Bu yazımdan fayda sağladıysan diğer yazılarıma da göz atabilir, youtube kanalımda narsisistik kişilik bozukluğu ile ilgili yüzü aşkın videodan çokça farkındalık sağlayabilirsin.

Narsist Kadın Partnerle Nasıl Baş Edilir?

0

Narsist denilince hemen akla erkekler geliyor. Elbette bunun böyle olmasında geçerli sebepler olmakla birlikte bir anlamda da haksızlık barındırıyor. Narsisistik kişilik bozukluğunun cinsiyeti yok. Kadınlarda da bulunuyor hatta kadınlar gücenmesin ama kadının narsisti ayrı bir çekilmez oluyor. Gizli narsist kadın partnerine/eşine hayatı dar etmekte usta. Bu yazımda “ilişkide narsist bir kadınla birlikte olduğumu düşünüyorum, zorlanıyorum, ne yapabilirim?” diyen çaresiz beylere iletilerim olacak. İyi okumalar!

Kısıtlamalara Elini Kaptırırsan…

Narsist kadınlarda partnerini elde ettiğini, garantilediğini, cepte bulduğunu anladıktan sonra değersizleştirme, kısıtlama gibi tutumlar öne çıkabiliyor. Kısıtlama(izolasyon) özetle partneri sosyallikten, yakınlarından, sevdiklerinden, hobilerinden, keyif aldığı aktivitelerden koparmak ve uzaklaştırmak. Beyler “yeter ki onu kaybetmeyeyim, huzurumuz kaçmasın, ilişkim bozulmasın” diyerek bu kısıtlamalara uygun davranıyor, tavizler veriyor, uyumlu davranıyor. Bunun dönüşü olmaz. Elini verenin kolu mutlaka gider. Bir kere kısıtlayabilen narsist kadın mutlaka devamını getirir ve partnerini yalnızlaştırır. Bu konuda youtube hesabımdan bir video bırakıyorum. İzlemen senin konuyu detaylı kavraman için faydalı olacak.

Narsist Kadınlarda Sık Bulunan Duygular

Erkeklerin sadece narsist bir kadınla nasıl baş ederim? ile sınırlı kalmayıp genel itibarıyla kadınlarla ilişkilerinde en sekteye uğradığı ve çıkmazda kaldığı alan: Duygular.
Erkekler daha çok düşünme işleviyle hareket ederken kadınlar duygu ve ilişkilenme ile dünyada yer eder. Duygu kontrolü, duyguları tanımak, iletmek, anlamak gibi mefhumlar hakim olunması gereken alanlar. Narsist kadın duyguları kullanarak partneri manipüle edebilir. Göz yaşları da yaygın bilinen silahlardandır.

Narsist kadınlardaki en sık duygular ise kıskançlık, haset, rekabet, değersizlik duygusu, sevilmediğine yönelik inanç, kaos, huzursuzluk. Bu duyguları tanımayan, anlayamayan, ayırt edemeyen erkekler manipülasyona açık haldedir. Duygularla haşır neşir olmanın bir yolu psikoterapide bir psikologla duygular üzerine çalışmalardır. Kültürümüzde erkekler duygularını malesef saklamak, belli etmemek üzerine hayat geçiriyor. Yine acı sonuçlarını da kendileri yaşıyor. İntihar oranlarının erkeklerde kadınlara nazaran kat kat fazla olması şaşırtıcı değil bu bağlamda.

Yetersiz Hissediyorsan Uyanma Vaktin Geldi

Narsist kadınlar partnerlerine yetersiz hissettirmeleriyle de ün yapmıştır. Erkeği sürekli koşturur, çıtayı – standartları yükseltme görevi verir, memnun olmaz, şikayet eder. En beter manipülasyon ise partnerini başka erkeklerle karşılaştırmasıdır. “Falancanın kocası karısına şunu almış”, “filancanın sevgilisi onu Dubai’ye götürmüş, biz hala buralarda sürünelim”. Bu tür cümleler erkeği yetersiz, işe yaramaz, memnun edemeyen biri olarak hissettirir. Birçok erkek bunun bir manipülasyon olduğunun farkında olmadan kapılıp gider. Özellikle kendi çocukluğunda annesini memnun etmeye çalışan, dikkatini ve sevgisini alabilmek için çabalaması gereken erkeklerde bu tür tuzaklara düşme hali gözlemliyorum. Sebebi ve kökeni her ne olursa olsun asla memnun olmayan, şikayet edip yaptıklarını takdir etmeyen narsist bir kadına köle olmamalı.

Cezbedici ve Bağlayıcı…

Narsist kadınlar ilişkinin başında partneri cezbeder, büyüler, müthiş pozitif duygular hissettirir ve partnerin neye ihtiyacı varsa onu verir. “Daha önce kimse bana böyle hissettirmemişti” diyen erkek narsist kadın partnerin etki alanına girmiştir. Keşke herşey bu kadar güzel devam etse, değil mi? İlişkinin ilerleyen safhalarında durum tersine döner; nasıl yukarı çıkardıysam alaşağı etmeyi de bilirim moduna girilir. Cennetten meyveler tadılmış artık cehenneme giriş yapılmıştır.

Gri Kaya Tekniği – Grey Rock

Narsist kişilerle baş etmek gerçekten çok zor. Öyle yapsam olmuyor, böyle denesem sorun çıkıyor diyerek geçen günlerle yıpranma ve sıkışma kaçınılmaz oluyor. Bir narsistle geçinmek, anlaşmak, iletişim kurmak neredeyse imkansızdır fakat belli başlı metodlarla en azından alınan hasarı minimumda tutmak yolu tutulabilir. İlişkinin kalitesinden umut kesilse bile idare etme, baş etme peşinde olunmalı. Bazı durumlarda ise narsist bireyler “sağlam kayaya çarptım” hissiyle kırılma yaşayarak sessizce kendi yoluna bile koyulabiliyor. Bu tür durumlar daha çok bağımlılığın gelişmediği, narsisistik beslenmenin olmadığı ilişkilerde olur. Bu yazımda sana gri kaya tekniğinden bahsediyor olacağım.

Gri Kaya Metodu Nedir?

En basit haliyle gri kaya metodu, renkli kayalar arasında dikkat çekmeyen, göze çarpmayan, şaşalı olmayan, tercih edilesi görünmeyen olarak aklında kalabilir. Peki hepimiz görülmek, sevilmek, arzu edilmek, tercih edilmek isteriz. Neden kırmızı gibi tutkulu ateşli renkler varken sıradan gri bir kaya olmayı seçmeliyiz?

Sorunun cevabı ilişkilendiğimiz kişinin niteliğinde saklı: Narsisistik kişilik bozukluğu. Eğer bir narsistle berabersen mümkün olduğunca bire bir etkileşimden -özellikle yoğunluklu- kaçınmalısın. Haklı olma çabası, uzun uzadıya cümlelerle ikna çabaları, birmek bilmeyen argümanlar, ben onu yaptım ama sor bakalım neden yaptım; sen öyle yaptığın içinli cümleler, öfke patlamaları…

Narsistle Baş Etmek için…

Yukarıda son paragrafta belirttiğim durumları yaşamamak için gri kaya metodu birebir. Uzun açıklamalardan kaçınmalı, iletişime özellikle duygu katmamalı, daha düz bir iletişim. Narsist kişiler kaos, çatışma, suçlama, tartışma gibi davranışları arzulayabiliyor. Bundan besleniyor ve yararlanıyorlar. Seni hatalı, kabahatli, suçlu addederek manipüle ediyorlar. Dolayısıyla bu tür bubi tuzaklarına düşmemek için onun istediğini vermeme yolunu tutman gerekecek. Gri kaya tekniği de bu yönde sana eşlik edebilir.

Gri kayayı tanımlarken en iyi tabirlerden biri de “kayıtsızlık”. Umursamama, önemsememe, kaale almama değil. Bu tür tutumlar narsisti kışkırtmak için birebir. Yapmaya çalıştığımızın tam tersi. Bu yüzden bu kayıtsızlığı nötr bir pozisyonda kalarak yapman doğru olur. Umursamama gibi duygular negatif pozisyonlardır. “Omuz silkme” tabiri de bu tekniği güzel özetler.

Bu konu başlığında seninle son paylaşacağım husus bir nevi uyarı mahiyetinde: Bu metodu sürerli ve uzun süreli kullanmanı pek önermem. Doğru bulmuyorum. İlk sebep eğer bir ilişki içerisindeysek karşımızdaki kişi bir narsist de olsa ilişkilenme, duygu paylaşımı, derinlikli iletişim gibi unsurlar olmalı. Gri kayada ise ayrışıklık, kopukluk, dokunmazlık var. Mümkünse hem partnerin için hem kendin için ayrılık yolu tutabilirsin. İlişkiye devam edeceksen gri kaya ile bir ömür geçirmek pek insani değil.

Diğer bir mesele ise narsist partnerine yansıttığınla kendi içinde hissettiğin, barındırdığın duygular arasındaki uçurum ne kadar büyükse senin için taşıması ağırlaşan bir yük olabilir. Birşey varken yok gibi yapmak, -mış gibi davranmak sana yaramaz. Duyguları bastırmak sağlıklı değil.

Narsist Erkek İlişkide Nasıl Davranır?

Narsist erkekler ilişki içerisinde partnerine nasıl davranır, ne tür tutumlarla ilişkide konumlanır, neler yapar ve nasıl hissettirir gibi birçok soruya cevap verdiğim yazıma hoşgeldin. İlişkilerde narsisizm nasıl görünür, erkeklerde böyle bir kişilik bozukluğu bulunduğunda neler olur, nasıl anlarım, neler yapmalıyım diyorsan yazımı sonuna kadar okuduğunda birçok şey öğrenmiş olacaksın.

İlişkide Narsist Erkek En Başta Kurtarıcıdır

İlişkinin başlarında, flört döneminde, belli bir süre narsist erkek partnerine dünya değerlisi, bir dediğini iki etmeyen, çok hoş duygular hissettiren kimsedir. Özellikle partner kadın empat, bağımlı kişilik, sınır koyamayan – hayır diyemeyen, duygusal yoksunluk şeması olan, kendi ailesiyle çatışmaları ya da soğukluğu olan bir bireyse narsist erkek kol kanat gerer, “tüm çektiğin sıkıntılar bitti, artık ben varım” mesajıyla hoş jestler, düşünceli davranışlar, yalnız hissetmesine mani olacak şekilde “ben burdayım” tutumlarıyla partneri etkiler. Sorunlarına ortak olur, dinler. Çözeriz, hallolur gibi rahatlatıcı cümlelerle yerini sağlamlaştırır. Partner için sorunlar artık daha baş edilebilir, daha küçük, tadını kaçırmayan ya da eskisi kadar karamsar bakmayacağı bir enerjiye evrilir. Dünya algısı daha pozitif, anlamlı hale geçer.

Hediyeler; Çiçekler ve Diğerleri…

Kadında beyaz atlı prensimi buldum enerjisi yaratmak için yoğun aşk bombardımanına tutabilir. Hediyeler, hoşlandığı şeyler alabilir. Bunları yine ilk etapta birbirini tanırken öğrenir ve ona göre hareket edebilir. Kadında tam anlamıyla beni önemsiyor, neleri sevdiğimi biliyor, beni tanıyor ve ona göre davranıyor düşüncesi oluşturur. İlk bakışta bunda herhangi bir sorun olmasa da ne hikmetse ilişkinin ilerleyen evrelerinde bu hediyeler, jestler, sürprizler bir daha gelmemek kaydıyla kesilir. Ancak kaybetme korkusuyla tekrar bu tür şeyler yapabilir.

Narsist Bir Erkek İlişkide Nasıl Davranır

Narsist erkekler yukarıda belirttiğim cicim ayı – idealizasyon dönemi tükendikten sonra asıl kimliklerini ortaya çıkarırlar. Sıklıkla kısıtlayıcı, kıskanç, ufak tefek şeylerden sorun çıkaran hatta yaratan, partnerinin hayatının merkezinde olmak isteyen, sevdiği hobi ve aktivitelerden uzaklaştıran, yalnızlaştıran, eleştirel, aşağılayıcı, hor davranışlarla değersizlik duygusu hissettiren kişilerdir. Kadın partner kendini yetersiz ve değersiz hisseder. Zaman içinde kendini sorgulama, özgüven kaybı, özdeğer ve özsaygıda düşme, hayattan eskisi gibi tad alamama, depresif belirtiler, mutsuzluk, enerjide düşüklük gibi belirtiler gözlenir.

Yalan Söyleyen Narsist Erkek

İlişkide eğer erkek narsisistik kişilik bozukluğu bulunduruyorsa ve yalan söyleme davranışı varsa kadın partnerde şüphe, paranoya, belirsizliğe karşı tahammülsüzlük, obsesyonlar, zorlayıcı düşünceler, uyku problemleri ve yoğun rüyalar, kabuslar, tedirginlik gibi belirtiler baş gösterebiliyor. Devamında da “abartıyorsun, saçmalama, ne alaka, kafanda kuruyorsun, yanlış hatırlıyorsun, deli deli konuşma, sen hastasın” gibi narsistlerin sık kullandığı kelime kalıpları takip eder. Yalanın karıştığı ilişkide güven kaybolur, sular iyice bulanır.

Narsist Erkeğin Yalnızlaştırması(İzolasyon)

İlişkide partnerinin terk etmeyeceğinden emin olan narsist erkek onu yalnızlaştırma, sevdiği hobi, aktivite ve kişilerden koparma yönünde olan davranışlarla bunaltabilir. Kadının arkadaş, aile bireyleri, iş arkadaşları, kardeş vb. fark etmeksizin “onun şunu var, bu böyle kötü” diyerek telkinlerle uzak durması imasında bulunan söylemleriyle yıpratır. Partner kendini zaman içinde yalnızlaşmış bulabilir. Bir yerden sonra kendisi de alışmıştır, eskiden yaptığı şeyleri yapmak istemez. Yeter ki sıkıntı çıkmasın, ilişkimiz bozulmasın, tadımız kaçmasın düşüncesiyle verilen tavizler bu sonucu doğurur.

Gizli Narsist Erkekler İlişkide Nasıldır?

Çok geniş bir konu olsa da burda öz haliyle ilişkide gizli narsist bir erkeğin belli başlı örüntülerinden bahsetmek istiyorum. Gizli narsistler klasik narsisizmden tamamen farklıdır; ilişkide özellikle başlarda klasik narsistin aşk bombalaması, hediyeler, jestler, sürprizleri gibi şeyler gizli narsist erkekte bulunmayabilir. Daha çekingen, adımı karşıdan bekleyen, emin olmadan adım atmayan, hassas, alıngan, sevilmeyeceğine yönelik inanç barındırabilen kişi olabilmekte.

İlişkinin ilerleyen safhalarında eğer gizli narsist erkek asosyalse, arkadaşı, dış ortamı yoksa partnerini de yukarıda belirttiğim yalnızlaştırma yoluyla kendisi gibi bir hayat sürmesini bekler, sadece ikimiz olalım düsturundadır, kaybetme korkuları varsa “hazır bulmuşken direk söz nikah yapayım” gibi ilişkiyi hızlandırma gayesi bulunabilir. Özellikle bununla alakalı da youtube kanalım Psikolog Kağan AY dan ilgili videoyu izleyebilirsin. Birşeylerden emin olduktan sonra suistimal, psikolojik şiddet, değersizleştirmeleri başlayabiliyor.

Narsistten Ayrıldıktan Sonra Narsist Neler Yapar

0

Narsist ile ilişki, evlilik sonlandıktan sonra narsistler neler yapar merak ediyor musun? O halde yazımı sonuna kadar oku çünkü bu yazımda kafandaki soru işaretlerine cevap veriyor olacağım. Birçok kişi gibi sen de ayrılıktan sonra “o ne yapıyor”, “mutlu mu?”, “başka birini mi buldu?” gibi düşüncelerle baş başa kalmış olabilirsin. Hem yorucu hem hayatına kaldığın yerden devam etmene engel, sinir bozucu bir durum. Hele bir de onun hayatına kaldığı yerden devam ettiği düşüncesi, senin zorlayıcı duygu düşüncelerle boğuşman daha da canını sıkıyor olabilir.

Takıntılı Narsist Hemen Bırakmayabiliyor

Obsesif narsist de denilen bu tür narsisistik kişilik bozukluğuna sahip bireyler partnere saplantılı olabiliyor, tehdit ve şantajlara başvurabiliyor, medeni şekilde ayrılığa riayet etmeyebiliyor, telefonla ya da fiziksel tacizler, zorlamalara başvurabiliyor. Kıskançlık da eşlik edebiliyor. Ayrılmak istememe mentalitesinde oluyor yahut ayrılığı kabullense bile zarar verme, can yakma niyeti bulunabiliyor. Hırs, öfke, nefret, kin duygularıyla hareket edebiliyor. Partnerin bu özelliklere yakın biriyse, yansıtıyorsa özellikle ayrılığın ilk evrelerinde temkinli, mesafeli olmanı öneriyorum.

Narsist Eski Koca Geri Dönmek İster

Evlilikte anlaşamadınız, yürümedi, boşandınız. Bu narsist için bir bitiş anlamına gelmeyebiliyor. Boşanmadan sonra eski eşine dönmek isteyen birçok narsist var. Israrla ulaşıp yeniden deneyelim talebinde bulunabilir. Buı tür bir geridönüşü sağlayan narsistin boşandıktan sonra pişman olması ve daha iyi bir narsisistik besin kaynağı(narcissistic supply) bulamamış olmasıdır.

Narsist kimseler boşandıktan sonraki ilişki ya da evliliklerinde sosyal medya platformlarından mutluluk pozları, hayatlarından memnun, keyifli imaj çizebilirler. Bu gerçeği yansıtmayabiliyor. Hatta tam tersi ne kadar fazla göstermeci olunursa mutsuzluk da o kadar yoğun diyebilirim. Bazıları bir süre sonra geri dönüyor.

Ne Kadar Geçse de Takipte Kalır

Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler ilişkileri bitse de üzerinden ne kadar zaman geçtiği fark etmeksiniz eski sevgililerini takip ediyorlar. Narsist kişi derin bir içsel boşluk, mutsuzluk duygusuyla boğuşuyorsa eski sevgilinin mutlu olup olmadığını gözleyebiliyor, “onun hayatı nasıl?” merak duygusuyla stalk yapabiliyor. Bile isteye, göstererek takip edebiliyor. Bunun bir amacı ötekinin zihninden silinmemek, kendini hatırlatmak. İlişki de yoğun duygularla ve iniş çıkışlarla geçtiği için gerçekten de narsisti unutmak pek kolay olmuyor.

Narsist Aynı Döngülerini Yaşamaya Devam Eder

Narsisist bireylerde içgörü olmadığı için kader olarak niteledikleri veya “hep aynı şeyleri yaşıyorum, hep aynı kişileri çekiyorum” fenomeni sık görülür. Aslında kendi tutum, baskın duygu, arzuları dolayısıyla kendileri o durumları yaratırlar. Örneğin bir ilişkilenmesinin-partner, arkadaşlık, iş ilişkisi fark etmez-  sonucunda karşı tarafı nankörlük ile itham etmeleri kaçınılmaz oluyor. Kendi kurtarıcı modları, çıkar için fedakarlık yapmaları sonucu belli beklentilere girebiliyor, karşı taraftan istediği reaksiyonu alamayınca da dilden koca bir “nankör” dökülüyor.

“Benden sonra narsistin hayatı, ilişki hayatı nasıl olacak acaba?”, “Acaba benden sonra mutlu olacak mı?” gibi sorulara yanıt olması bâbında yazıyorum bunları; kendi hayattaki yerini sorgulayıp keşifler yaşamayan kişiler benzer yaşantıları deneyimlemeye mahkum. Narsisizmde de içgörü, yani kendinin farkında olma neredeyse olmadığı için senden sonra aşağı yukarı nasıl bir hayatı olabileceğini kestirmen güç değil.

Narsistten Ayrıldıktan Sonraki Süreç

0

Narsist bir bireyle ilişki sonrasında öteki partneri neler bekliyor, ne tür şeyler yaşanıyor, olası durumlar, yaşantılar neler oluyor tüm bunlarla ilgili tüm cevaplanması beklenen soruları işlediğim makaleme hoşgeldin. Narsistle ilişki ne denli yıpratıcıysa narsistle ilişkiden sonraki süreç de bir o kadar inişli çıkışlı ve bunaltıcı olabiliyor. Hemen başlayalım.

Narsistle Biten İlişkiden Sonra Neler Olur?

Bu yazımda bir narsistle ilişkiden sonra kişinin hissettikleri ve muhtemel yaşanan sık durumlara değineceğim. Narsistten ayrıldıktan sonra narsist neler yapabilir? makalem için diğer yazıma geçebilirsin. Bu yazıda belirttiğim gibi daha çok öteki partnerin içinde bulunduğu durumlara değiniyor olacağım. Yaygın işlevsiz pozisyonlardan biri de ayrılık sonrası kişilerin çok fazla narsist partnerle ilgilenmeleri; stalk, merak gibi… Bu pozisyonda kişi kendini kaçırabiliyor, bir kenara atarak süreci sağlıklı geçirebilme olanağından uzak kalıyor.

Narsistle ilişki/evlilikten sonra kişi boşluğa düşebilir. Yalnızlık, yoksunluk belirtileri, “bir daha kimse beni böyle sevmeyecek” düşünceleri, büyük bir kayıp hissi, anlamsızlık, boşluk hissi, özlem, merak, üzüntü gibi duygular yoğun hissediliyor. Depresyon belirtileri görülebiliyor fakat bu klinik depresyon olmuyor. Narsisistik ilişkiden miras kalan bir duygu durum hâli oluyor. Bu alanda uzmanlaşmış kişilerce doğru ve yerinde yaklaşım, çalışmalarla bu belirtiler süreğen olmuyor. Kişiye direkt depresyon teşhisi ve buna yönelik ilaç tedavisi doğru değil, hatta kişinin bireyleşme sürecine balta vuran, engelleyen bir müdahale dahi olmakta.

Narsisistik Bulaşma Süreğen Olmasın

Narsisistik bulaşma, bu tip kişiyle belirli bir süre geçirilmesiyle beraber temasta olan kişiye belli başlı davranış, tutum, düşünme şekli, algı, komplekslerin bulaşması gibi can sıkıcı gerçektir. Kişinin “daha önce bende böyle birşey yoktu” gibi cümleler kurması, huyu suyu olmayan davranışlar geliştirmesi buna delalettir. Örneğin suçlamak, öfke patlamaları, güvensizlik, insanlara olan bakışta negatifleşme, içe kapanma, çeşitli korku ve kaygılar…

Narsisistik bulaşmaya engel olmak için ilişki sonrası süreçte dikkat edilmesi gereken şeyler var. Herşeyden önce narsisizm alanında uzmanlaşmış bir psikologdan psikolojik destek almak kritik. Bu bozukluğa hakim, deneyimli bir psikologla güvenli bağ kurarak çalışmak bu tür habis kalıntıları atmak için şans. Bunun yanısıra tutulacaksa bir yas tutulmalı, hala bir parça ilişkide ya da narsistte kaldıysa tez elden bu kısımlara mercek tutulmalı.

Narsistten Sonra İyileşme

Narsistten ayrıldıktan sonra 3 günde iyileşmeyi beklemek hayalcilik olur. Ne kadar uzun süre geçirildiyse etkilerin o kadar sinmiş ve kalıplaşmış olma ihtimali artar. Bunun istisnası vardır elbet; artık bıkkın bir moddaysan, içinde bitmişse bu sefer özgürleşme, yük atma, kurtulma gibi hislerle süreç çok da rahat geçebilir. Biran önce iyileşmeliyim cümlesi uzak durmamız gereken bir düşünce. Sindire sindire, zamana yayarak ve idrak ederek ileriye dönük olmalısın.

Narsist ilişkiden iyileşmek için neler yapılabilir? Duygusal okur yazarlığını geliştirmen kendine yapabileceğin en büyük iyilik olur: Ne hissediyorum, neden hissediyorum, bu his neden var, bu hissin altında ne tür duygu ve inançlar var gibi sorular iyi bir başlangıç. Seanslarımızın önemli bir kısmı bu alana ayrılıyor. Günlük tutmak, yürüyüş yapmak, kopmuş sosyal ilişkiler varsa geri kazanmak en önde önerdiklerim.

Narsistten Sonra Birini Sevebilir miyim?

Narsist biriyle ilişki bolca iniş çıkış barındırır, tutkulu olabilmekte, olumlu da olumsuz da duygular uçlarda yaşanır, bunlardan mütevellit tekrar böyle sevmek sevilmek mümkün olur mu soruları zihinlerde dönüp durur. Bu sorulara kısaca cevap verirsem “evet” olur. Toksik, patolojik ilişki -ki genellikle bu en deneyimsiz yani ilk ilişkidir- duyguların yoğun olduğu ilişkidir. Olgunlaştıkça, törpülendikçe, deneyim sahibi olup bilinçlendikçe duyguların tesiri daha az olur. Dolayısıyla evet seversin, sevilirsin fakat narsistle olan ilişkideki heyecan olur mu, tabii olmaz. Olmaması kulağa kötü gibi gelse de unutma ki sağlıklı ilişki daha sakin, ayakları yere basan, gerçek, karşılıklı ilişkidir. Narsistle ilişkide ise en başta bulutların üstüne çıkarsın, devamını zaten böyle bir ilişkin olduysa biliyorsundur… Bu konuyla ilgili youtube kanalımda “Narsisistik ilişkinin 3 evresi” adında bir videom bulunmakta. “Psikolog Kağan AY” yazarak kanalıma ulaşabilirsin.

Obsesif Narsist Kişiler

0

Obsesif(takıntılı) narsisistik kişilikler en basit tabiriyle kontrol manyağı olan, çevresini ve çevresindeki kişileri tahakkümü altında tutmaya bayılan, katı bireylerdir. Gücü ve kontrolü elinde tutamadığında huzursuz olur yanısıra huzursuz eder. Narsisistik kişilik bozukluğu olan bireyler zor kişiler, bunun daha geçimsiz halini düşünün, işte o kişi obsesif narsist. Mükemmeiyetçi, herşeyin ona göre olmasını ve ilerlemesini isteyen, istediği gibi gitmediği zaman agresifleşen, ateş saçan, benmerkezci…

Obsesif Narsist Belirtileri

Obsesif bir narsisti ayırt edebilmek için en belirgin davranışlar çevresiyle fikir alışverişinde bulunmadan “doğru tektir, budur, benim doğrumdur” düsturuyla hareket edip çevresinden buna uymasını beklemesidir. Yanısıra düzen, nizam, rutin, katı sınırlar, kalıplaşmış değerler&inançlar, değişmezlik, aynılık kelimeleri bu narsisizm tipini iyi anlatır.

Obsesif bir narsistle beraber yaşayan çocuk, kardeş, iş arkadaşı, partner ya da eş fark etmeksizin diken üstündelik ve sıkışmışlık hisleriyle boğuşabiliyor. Kendi arzu ve isteklerini geri planda bırakmak zorundalığı, “ona uymazsam sorun çıkar” düşünceleri, huzursuzluk ve tartışmalardan çekinme hali görülebiliyor. Hele obsesif narsistin bu patolojisine yanısıra agresyon, psikopati özellikleri de varsa kişinin kaygıları hiç de boş yere olmuyor.

Manipülatif Narsist Ne Demek?

Manipülatif narsistler öteki kişileri yönlendirmek ve çıkarları amacıyla kendi istedikleri yöne sevk etmek için çeşitli teknik, psikolojik metodları kullanırlar. Kendi istekleri doğrultusunda hareket etmek arzusunda olduğu için bu manipülasyonları yapmaktan geri durmaz. Ötekinin sağlığını, hâlini, mutluluğunu gözetmez. Her narsist manipüle eder fakat bazı narsistlerin manipülasyon “dili” haline gelmiştir. Bu kişiliklerle konuşmayın. Bu tür narsistlerle konuşanların bir süreden sonra aynı dilde ustalaşmaları mümkün oluyor…

Narsistin Takıntıları Hayattan Bezdirir

Takıntılı narsistler gerçek anlamda çekilmez, iflah olmaz olabiliyor. Fikir ayrılığına düşmek çok büyük bir felaket. Ya uyacaksınız, ya yanacaksınız. Böyle bir ortamda uzunca kalmanın belli sonuçları olabiliyor; yutulmak, pasifize olmak, benliğinizden uzaklaşmak, depresyon, anksiyete kaygı problemleri, zihinsel sağlığınızda bozulmalar, kilo almak ya da vermek ve daha birçok sorun günün sonunda narsistin zulmüne maruz kalana Z raporu olarak eline veriliyor. Narsisistik suistimale maruz kaldıktan sonra bir psikolog ile çalışarak dahi üstünüzdeki etkiler bir süreçte atılıyor. Evet, bu mümkün.

Narsistin Karalama Kampanyası

0

Narsistin karalama kampanyası özellikle belli süreçlerde ortaya çıkabildiği gibi her zaman sistematik yapılabilen bir manipülasyon – yanıltma aracı olabiliyor. Maruz kalan kişinin yalnızlaşma, günah keçisi ilan edilmesi, inanılmamak, ötekileşmek gibi psikolojik anlamda oldukça olumsuz etkileneceği sonuçları oluyor. Narsisistik kişiliklerin sıklıkla başvurduğu karalama kampanyası ile ilgili ne zaman başvururlar, neden başvururlar gibi sorulara aşağıda cevap bulacaksın.

Karalama Kampanyası Nedir?

Bir tür istismar olan karalama kampanyasında kurban olduğu kişiden farklı lanse edilir. İçeriğinde iftira, yalanlar, çarpıtmalar, gerçeklikten kopuk söylemler barındırabilir. Lanse edilen kişiler daha çok aile üyeleri, akrabalar, komşular, iş çevresi gibi alakadar olunan, etkileşimde bulunulan kimseler olur. Amaç adı üstünde kurbanı karalamak, kötülemek, imajını yerle bir etmek, insanların kafasında çizdiği profili değiştirmektir.

Narsist Karalama Kampanyasına Ne Zaman Başvurur

Narsist kişi, kurbanına karalama kampanyasını maddi bir çıkar potansiyeli doğduğunda yapabilir. Diğer yandan romantik ilişkideyse partneriyle olan sorunlarda kendisini aklayıp partnerinde sorun varmış gibi göstermek amacıyla başvurabilir. Örneğin evliyse ve ayrılık düşüncesindeyse boşanma sürecinde kendisini haklı ilan etmek için bir nevi ön çalışmadır. İnsanlara anlatılarda bulunarak zihinlerini mayalamış olur, ilerleyen süreçte işler karıştığı zaman kişiler duyduklarına inanma eğiliminde olurlar. Bir kısım insan ancak duyduğuma değil, gördüğüme inanırım düsturu gözetir.

Karalama Kampanyasına Maruz Kalmış Kişilerde…

Peki bu istismara ve sistematik manipülasyona maruz kalan kişilerde ne tür belirtiler gözleniyor buna değinelim. Akıl sağlığını sorgulama, özdeğer ve özgüvende düşme, hafızasından emin olamama, gerçekle gerçek olmayan arasındaki farkı gözetmede şüpheye düşme, izole(tecrit) edilme, dışlanma, haksızlığa uğramanın getirisi olarak öfke, depresyon gibi birçok ruhsal problemi beraberinde getirebiliyor bu mel’un saldırı.

Ne Yapılabilir?

Eğer kendini ya da bir tanıdığını bu tür bir tutuma uğramış olarak görüyorsan ilk etapta yapılabilecek birkaç şeyi paylaşmak isterim; öncelikle bunu yapan kişi/kişileri iyi tespit edip sınır koymak mühim. Bu kişilere açık bir savaş başlatmak, ne yaptığını iletmek ve onu açık etmeye çalışmak durumları daha da karıştırabiliyor. Çünkü bu kişiler zaten insaniyet duyguları barındırmıyor, böyle bir zulmü yaptıktan sonra ifşa olması onun vazgeçmesini sağlamayabiliyor. Daha örtük bir mücadeleyle sınır koyulmalı, kendi iyilik hali biran önce tesis edilmeli, bunun için gerekirse manipülasyonlar ve narsisizm alanında uzman bir psikolog ile çalışılmalı, karalama kampanyası ve diğer istismar biçimleriyle ilgili bilgilenmeli ki hali hazırda veya ilerde bununla burun buruna kalınırsa farkındalıkla beraber def etmek çok daha kolay olmakta.

Sitede makaleler kısmında narsisizm ile alakalı birçok içerik mevcut, göz atman faydana olacaktır. İletişim sayfamızdan da psikolojik destek almak istersen ulaşabilirsin.

Narsistin Tuzağına Düşmemek için Ne Yapmalı

Narsisistik kişilik bozukluğu bulunan kişiler yoğunca manipülatif, yönlendirici, baskıcı ve çıkarcı olabiliyor. Diğer bireyleri kendi emelleri ve menfaatleri için suistimal etmekten imtina etmiyor. Hatta ötekilerin varlığından beslenip kendi enerjisini böyle ayakta tutuyor. Bir nevi vampirlik. Narsist bireyle yaşayan kişilerin enerjisi düşük, hayattan keyif alamayan, depresif belirtiler gösterdiğini de biliyoruz. Bu yazımda narsistin tuzağına düşmemek için ne yapmalı buna odaklanalım.

Narsisizm Hakkında Bilgilenmek Şart

Herşeyden önce ilk yapılması gereken şey neyle karşı karşıya olduğunu yani neyle savaştığını bilmen. Narsistler çeşitli manipülasyon ve özellikle gaslighting gibi psikolojik saldırılarla diğerlerinin akıl sağlığını bozunuma uğratabildiği için kendini sorgulaman ve hatayı kendinde araman, narsisti aklamaya yatkın olman muhtemel. Bunları ekarte etmen için önce narsisizm hakkında bilgilen, kendini donat, manipülasyon çeşitlerine hakim ol ki uygulandığında ayırt et. Bu hem kendi ruh sağlığını koruyabilmen için gerekli hem de neye maruz kaldığını ayırt edebildiğinde durumun narsistle alakalı olduğunu kavraman rahatlatıcı. Bu alanda youtube videolarım yüzlerce kişiye faydalı oldu. Videolarla ve buradaki blog yazılarımla başlayabilirsin.

Kendilik Algını Geliştir

Narsisistik istismar ağına düşen kişilere baktığımda bağımlı, fedakar, kendini geri planda tutan, terk edilme korkuları olan, anaç kişiler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yüzlerce kişiyle çalıştım ve en sık gördüğüm özellikler bunlar. Baktığım zaman bu kişiler kendilerine yatırım yapmayan, bir ötekiyle var olan, fedakarlık üzerine kurulu ilişkilenme geliştirmiş, yer yer partnerine yapışık kişiler.

Bu tür bir kişilik yapılanması narsistlerin iştahını kabartır. Kolayca ele avuca alabileceklerini düşünürler ve gerçekten de kendilik bilinci gelişmiş kişilerden uzak dururlar çünkü istediği gibi şekillendiremeyeceğini, “adam edemem”, “yola getiremem” endişesi barındırırlar ve hedeflerinde daha çok üstte yazdığım özellikleri barındıran kişiler vardır. Güçlen ve Geliş! mottom tam da bu sebepten var. Kurtarıcı aramak yerine bir an önce kendi zaafiyetlerini keşfet ve çözümlemeye başla. Bu konuda destekçi olmaya devam ediyorum.

Geçmişini Çalış – Özellikle Aile Yaşantın

Narsistlerin hedef kitlesindeysen sevgi, ilgi, önemsenme, değerli hissetme gibi duygulara aç olabilirsin. Bu duygulardan mahrum kalmış, ihmal edilmiş olabilirsin. Bunun kaynağı da başat olarak aile oluyor. Geçmişteki yaşantılarının üzerindeki etkisini etüd etmen büyük fayda sağlar. Aile dinamiklerine, aile öyküne hakim olman, mümkünse anlamlandırman ve kabulün zaafiyetlerinde sağaltım sağlayıp savunmasızlığın üzerinde elinin güçlenmesini sağlayacak.

Örneğin; babası küçük yaşta vefat etmiş olan biri güvendelik, sahiplenilmek, kapsanmak, otorite altında olmak, beğenilmek gibi duygulardan yoksun kaldı diyelim. Bu duygulara karşı zaafiyet varsa bunları vaad eden birine karşı gardı düşük kalabiliyor. Özellikle narsisistik kişilik bozukluğu bulunan bireyler kişilerin bu eksikliklerini suistimal etmede ustalar. Narsist, ilişkinin başlarında bolca verdiği bu duyguları, ilişkinin ilerleyen evrelerinde tam tersine çeviriyor.

Merkeze Koyma Davranışın Varsa…

İlişkilerinde kendini partnerine adadığını gözlemliyorsan, “bir o olsun gerisi önemli değil” diyerek tüm sosyal ve aile dahil ilişkilerini minimuma indiriyor ya da bitiriyorsan, odak noktan partner oluyor ve sürekli onu düşünüp onunla iletişimde kalmak gibi bir yol izliyorsan başlı başına bu durum bile narsistin işine gelir. Onun istediği de bu. Duygusal yatırımının tamamını tek bir kişiye yaparsan tüm dünyan da o kişi haline geliri. Bir taraftan göze tatlı gelse de içinde risk de barındırıyor. Kendini kaybetmen ve ona bağımlı hale gelmen için en uygun zemin.

Yazım sana fayda sağladıysa blog sekmesinden narsisizm ile ilgili diğer yazılarıma da ulaşabilirsin. Sevgiyle kal!

Küsen Narsist Eşe Karşı İyileştiren Bilgiler

Kök ailede ebeveyn ve/veya kardeşlerin iyi hissetmemesi bizim de iyi hissetmememize yol açıyor. Bu ilişki ve evlilikte de devam edebiliyor. Yani “partner iyi değilse ben de iyi olmuyorum”. Bunda etik, moral ve ahlak bakımından bir sorun yok. Fakat bazı partnerler bunu suistimal ediyor. Küserek, sessiz kalarak, kötü ters davranarak, sevgisini ilgisini çekerek, aşağılayarak, rencide ederek, değersizleştirerek vb. Bu tür durumlarda eğer duygudurumunuz, ruh haliniz fazlasıyla etkileniyorsa ve hayatınıza devam edemeyecek raddede bile olabiliyorsa ki birçok kişide bunu gözlemliyorum, tam da bu alanda kendimize karşı sorumluluğumuz başlıyor.

İyileşmenin bir ayağı: Küslük huzursuzluğa tahammülsüzlük – Ötekinin duygudurumuna bağlı olmak

Birçok durumda hatanız, kabahatiniz olmuyor. Maruz kaldığınız bu tutumları hak etmediğinizi düşünüyorsunuz. Dolayısıyla bir de ruh haliniz ona göre şekilleniyor ve sizin de yaşam kaliteniz düşüyorsa buna dur demekte bir beyis görmüyorum.

Konunun temel özünde “huzursuzluğa tahammül edememe, sıkıntı problem çıkmasına doygunluk, sıkıntı yaşanmasını artık tolere edememe, küslüğe karşı hassasiyet yani küs kalmak istememe” durumları olduğunu düşünüyorum. Yine baktığımızda bunda da bir beyis yok fakat kritik ve gözden kaçırmamamız gereken nokta şu: Siz küs kalmak, aranızın kötü olmasını istemiyorsunuz tamam fakat bu tek kişilik bir isteğe bağlı değil. Partnerinizin de sizin tutumunuzda olması gerekirken tam tersi bozan, yıkan, o küslüğü yaratan/besleyen tutumu varsa tek başınıza nasıl tesis edeceksiniz?

Çocuklukta küsen ve sevgisini çeken ebeveyni kazanma görevi çocuğa verilir. Çocuk çaba göstermek ve ebeveynini hoş etmek zorunda olduğunu görev edinir. Bunu bakımverenler besler. Bu olgu içinizde ne kadar yoğun ve derin ekilmişse yetişkinlikte de tezahür edebilir. Geçmişte ebeveyninize yaptığınızı şimdi partnerinize yapıyor olabilirsiniz.

Doygunluk

Huzursuzluk, küslük, problemlerin çözülmeden hayata devam edilmesi ve aramızın bozuk olması neden bu kadar rahatsız ediyor? İlk etaptaki cevabım: Doygunluk. Eğer geçmişte -özellikle büyüdüğümüz evde sık, yoğun, şiddetli kavga gürültü huzursuzluk ortamı olduysa, kaotik, az sonra ne yaşanacağının kestirilemediği, diken üstünde, endişeli bir hanede büyümüşsek yetişkinlikte ilişki/evlilikte bağırma çağırma istemeyiz. Daha doğrusu kaldıramayız, tolere edemeyiz. Ben bunu zamanında fazlasıyla yaşadım, uzaklaşmak istediğim, kaçmak istediğim sistem oydu, bulunmak istemediğim ortam bu. (Genellikle de kaçılan ortamın aynısına düşülür. İronik ve paradoksaldır. Bu neden böyle oluyor daha sonra açabilirim). Dolayısıyla bulunmak istemediğimiz ortamı yetişkinlikte de gördüğümüzde şu tür duygular içimizde belirebilir: “Çocukluğum ve gençliğim boyunca o ortamda yorulmuştum, büyüyünce dinlenmek istiyordum fakat yorulmaya devam ediyorum”. “Korktuğum şey başıma geldi”.

Yabancılık

İkinci bir cevap: Yabancılık. Büyüdüğü ev huzurlu, stabil, saygılı, rutin, anlayışlı bir ortam olan kişi; kavga, çatışma, çekişme, güç savaşı gibi davranışlara yabancı olabiliyor. Yetişkinlikte ilişki ve evliliğinde partner olur olmadık sorun çıkarınca, ne zaman neyden kavga çıkacak bilemez halde olunca kişi bocalar. Elbette ki büyüdüğü evde de sorunlar çıkmıştır, fikir ayrılıkları peydah olmuştur, tartışma hatta yer yer sesler yükselip tansiyon artmış da olabilir. Burda gözden kaçırmamamız gereken şudur; o hanede nicelik olarak sık tartışma çıkmamıştır, yoğunluk olarak agresif, kırıcı boyuta ulaşmamıştır ve durduk yere öngörülemez sorunlar değil, bilakis çıkması gereken ve çözülmesi gereken anlaşmazlıklardır. Ebeveynler tarafından iyi yönetilen, çözüm odaklı halledilen probllemlerdir. Bazı evlerde de çocuklara yansıtılmaz. Çocukların haberi dahi olmaz. Yabancılık, işte bu tür bir hanede yetişen kişinin anlamsız sıkıntılara ve tartışmalara yabancı olmasıdır. Hayatı boyunca tatmadığı zehri, ilişki&evlilikten sonra içmesi ağır gelir bu kişilere. Ne yapacağını bilemez, yönetemez, baş edemez, sıkışır, çaresiz hisseder ve daha nicesi…

Peki Ne Yapabilirsin?

Peki ne yapılabilir? Partner hayatınızın merkezindeyse, gün içinde zihninizde ve gönlünüzde hatrı sayılır zamanınız ona yönelikse(normal şartlarda bunda bir terslik yok fakat partner yukarda belirttiğim gibi işbirliği yapan biri değilse bilakis sizi duygusal&manevi anlamda yoruyor, yıpratıyorsa) herşeyden önce libidonuzu(yaygın bilinen haliyle cinsel enerji olarak bilinir, değildir. Libido; hayat enerjisi demektir.) partnerden çekmeniz gerekir. Libido yatırımı, algı ve dikkat yatırımıdır aynı zamanda. Aklım fikrim hep onda, onla ilişkimizi hep düşünüyorum, onunla iyi olmayınca hiçbir şeye odaklanamıyorum gibi çıktılar yaratır. İlk etapta bu karar ve uygulaması zor gelebilir. Çünkü duygusal anlamda yatırım yaptığımız, sevgi ve diğer duyguların eşlik ettiği kişiden uzaklaşma gibi bir his yaratabilir. Lakin tam anlamıyla bir çekilme değildir, kopma veya umursamama hiç değildir. Olumlu olan ilişki dinamiğinin arasına karışmış ayrık otları ve habis tutumları minimize etmek için gerekliliktir.

Libido yatırımı partnerimizin bizim üstümüzde tesir, büyü, nüfuz kazanmasına yol açar. Bu sebepten dolayı onunla sıkıntıda iken duygudurumumuz çalkalanır, depresif ve mutsuz hissederiz, hiçbirşey yapmak istemeyiz. İyi olmak iyi hissetmek istersiniz fakat başaramazsınız, bir nevi büyü etkisinde gibi kolunuz kanadınız tutmayabilir. Bu duygu yükünün etkisini kırmaktır ilk olan.

Nasıl Yapacaksın?

Herşeyden önce kurduğunuz cümlelere dikkat edecek ve inançlarınızı iyi tespit edeceksiniz. “Onsuz bir hiçim, o olmadan yapamam, o bensiz yapamaz” bu tür keskin cümle ve inançlar kendinilerini hayatta gösterir. Merkezden partneri çıkarıp kendinizi koymak durumundasınız. Libidoyu kendimize ve benliğimizi besleyen şeylere aktarmaya başladığımızda oryantasyonumuz ve merkezimiz de kendiliğimize(self) döner.

Diğer yandan münakaşa, tatsızlık yaratabilecek potansiyel varsa, partnerle iletişimi duygudan arındırmak fayda sağlar. Kavga, tartışma isteyen kişi bir şekilde kılıf, bahane bularak amacına illa ki ulaşır. Bu alanda duyguları araç olarak kullanır. Kışkırtabilir, hassas noktalarınıza dokunabilir, sizi tetikleyecek eylem – söylemleri olabilir. Hararetlenip, duygulanım yaşadığınızda ve özellikle öfkelendiğinizde istediğini vermiş olursunuz. Genel itibariyle hatalı ya da suçlu taraf olarak da görülürsünüz. Bu sebeplerden duygu yükü barındıran diyaloglardan uzak durmalı. Konuları dallandırıp budaklandırmaya engel olmalısınız, konuşmalar durumdan çıkıp kişiye döndüyse, suçlama ve kötü hissettirme tutumu takip edebilir. Bunun farkında bile olmayabilirsiniz. Bir yandan diyaloğun seyrini de takip etmek gerekiyor, şuan karşımdaki kişinin niyeti, hizmet ettiği şey ne? gözlemi gerekebiliyor. Evet yorucu.

Suçluluk Duygusuna Dikkat

Suçluluk duygusuna karşı uyanık olunmalı. Kendinizi sorgulamak ve hataların sorumluluğunu almak olgunluk belirtisi olmakla beraber “olmaması gereken suçluluk”, “fazlalık olan suçluluk” keşfediliyorsa kendinizde, bu yarayı merhemleyip kapatmak gerekir. Bu konuda öncelikle kendimizle ilişkimizi yoklayalım:

• Olur olmadık şeylerde kendimi sorumlu tutuyor muyum?

• Hata&yanlışın analizini yaparken aklıma ilk ben mi geliyorum?

• Kendime karşı anlayışlı&şefkatli miyim, yargılayıcı, yeren bir tutumum mu var?

• İçsel konuşmalarım, monologlarımda kendime suçlayıcı(orantısız ve haksız) mıyım?

Empatik, arabulucu, naif, insancıl karakterlerde kendini suçlama eğilimi yaygın gördüğüm bir özellik. Keşfediyorsak böyle bir yan, kendimizi suçlamaktan emekli olmadıkça, bize yönelik gelen suçlamaları savuşturmak yerine içselleştirme eğilimimiz olur. Bu da partnere yönelik duygudurumumuzun devam etmesine katkı yapar.

Kendinizi fazlaca açıklama yaparken buluyorsanız, bir taraf hesap soran ve izahat verilmesi gereken konumda, diğer taraf uzun uzadıya cümlelerle ötekini kazanmaya çalışır haldeyse, ikna etme&kazanmaya çalışma tarzı ise bu da uyanık olunması gereken bir ilişki dinamiğidir. Mahkemelerde sanık kendini izahate mükelleftir, ikna etmesi ve suçsuzluğunu kanıtlaması beklenir. Müşteki mağdur taraftadır, dinler. Neyin sanığıyım? diye kendimize anlaşmazlıklarda objektifçe sormalıyız. Unutmayın, kendinize haksızlık yapılmasına müsade etmekten daha çok zorlayıcı olan kendinize haksızlık yapmanızdır. Bizim hedefimiz kendimizle barış ve huzurlu bir ilişki kurmak, kendimizle dövüşmek değil.

İlişkiye Dışardan Bakmak

Partnere dıştan 3. bir göz gibi bakmak faydalıdır. Partnerde işlevsiz olan tutumları görebilmek, onun payını içsel olarak ona pay edebilmek, ondaki yaraları ve sorun yaratabilen özellikleri keşfedip hakim olmak; ona karşı öfkelenmeyi minimuma indirir. Anlayan, kızamaz. Bakış, öfkeden çıkıp yaralı bir çocuğa bakmaya dahi dönebilir. Karşımızdakinin derdinin bizle olmadığını anladığımız vakit, içimizde o olumsuz duygular yükselmez, yükselse ve iyiden iyice zorlanmış olsak bile dizginleyebiliriz.

Mitlerimizi Bulmak

Daha yüce amaçlar ve gayelere sahip olmak, merkezimizi partnerden çekmeye en büyük katkı yapan iyileştirici yönelimdir. Bu, klişevari olan dine yönelme, yardım kuruluşuna kaydolma, herkese iyilik yapmak gibi bir yönelme değil. Dünyanın bizden beklentisine kulak vermek gibi bir fenomen. Her bireyin ve ailenin miti vardır, o miti bulmak olabilir; kiminde meslekidir, kiminde üretmek ve yaratmakla ilgilidir, kiminde soyunun devamı ve aile kurmaktır, kiminde özgürlük ve seyahattir, kiminde görülme arzusu ve ünlü olmaktır, kiminde sevmek ve sevilmektir. Bu örnekler çok daha üst başlık mitlerdir. İlla bu denli büyük görünen hedeflere yönelmekle başlanmayabilir.

Mitlerimizi nasıl bulabilir, keşfedebiliriz? Uzunca sürelerdir iç sesimizde olan, kendimizi dinlediğimiz zaman duyabildiğimiz tekrarlayan düşüncelerde bulunabilirler. Fantezilerimiz bu tür değerli hazineleri barındırabiliyor. Kurulan hayaller, gündüz düşleri, somut dünyaya döndüğümüzde “bu değil ya” deyip zihnimizdeki tatlı gelen kurmalar, arzular… Kent hayatının hızından ve stresinden uzak kalıp kendimizi dinlediğimizde zengin ve değerli hazineler bulabiliyoruz.