Ana Sayfa Blog

Narsist Anne Belirtileri ve Çocukları

Narsist anne belirtileri, çocukları, eşi, ailesine yansıttığı davranış ve tutumlar nelerdir, narsist bir anne nasıl olur? gibi sorulara cevap verdiğim yazıma hoşgeldiniz. Annenizin ya da başka bir annenin narsisistik kişilikte olduğundan şüpheleniyor olabilirsiniz. İlişki ve evlilikteki narsisizmden farklı yanları olmakla beraber narsist annenin en büyük zararı çocuklara oluyor. Dolayısıyla bu yazıda çocukları merkeze alarak bu yazıyı yazıyor olacağım. İyi okumalar.

Narsist Anne Belirtileri Nelerdir?

Narsist bir anneyi nasıl anlarız ve belirtiler nelerdir dersek herşeyden evvel çocuğunun beklenti, arzu, şikayet ve sınırlarının farkında olmayan, çocuğunun adına doğruyu ve yapılması gerekeni bilen ve çocuğunun ona koşulsuz olarak uymasını bekler. Buna psikolojide “uzantısı olarak görmek” deriz. Çocuğu, kendinden ayrı bağımsız bir birey gibi değil, kendisinin devamı ya da parçası olarak görmek denebilir. Anne lokomotifse çocuk vagondur. Çocuk, annenin gittiği yönü takip etmek zorundadır. Öteki türlü anne tarafından cezalandırılır, korkutulur, utandırılır, sevilmez, değersiz ve yetersiz hissettirilir. Yani birçok yaptırıma maruz kalabilir. Temel nokta annenin haklılığıdır.

Narsist annenin diğer belirtisi çocuğun duygusunu anlayamamak dolayısıyla o duyguyu görememek ve karşılayamamasıdır. Çocuğu yük olarak görür, baş belası ya da ayak bağı olarak algılayabilir. Kendi hayatını engelleyen, değersiz, bir birey değil de ezilmeyi hak eden işe yaramaz birşey olarak düşünebilir. Görüldüğü üzere narsist annenin çocuğunda “yük gibi hissetmek”, “değersizlik”, “beceriksizlik” gibi duygular yaygın görülür. Özellikle eleştirel, negatif narsist annelerin çocuklarında yetersizlik ve beceriksizlik görülmesi kaçınılmazdır.

Narsist Anne ile Başa Çıkma

Narsist anne ile başa çıkmak çocuklar tarafından zamanla bilinçdışı öğrenilir ve kalıplaşır. Bazı çocuklar annenin baskı, sert otorite ve kısıtlamalarına yönelik asileşip güç mücadelesine girerken bazı çocuklar uyumlanma göstererek sinerler. Bu ikinci tip çocuklar sessiz, kendi halinde, özgüveni kırılmış, kendi hakkını savunamayan yapı geliştirebilir. Narsist anne ile baş ederken yaşı daha ileri olan gençler fikir ayrılıklarında ve tartışmalarda haklılık savaşına girmemesi gerekir çünkü kazanamayacaklar. Yıpranmakla kalırlar bunun yanında anlaşılmamışlık, karşımdaki duvar gibi, çaresizlik, çıkmazdalık gibi hislerle kalırlar. Baş edilmesi güç olan narsist anneler kontrolün kendilerinde olmasını ister ve yönetmek, gütmek gayesindedirler. Bu annelerin çocuklarının üniversiteyi dışarda okumak, evden bir şekilde uzaklaşmak arzusunda olduğunu görüyorum.

Narsist anne ile baş ederken eğer varsa baba anlayışlı ve daha dengeli bir ebeveynse onunla yakın olmak, desteğini hissetmek, yalnız olmadığını bilmek gibi durumlar yaşanılan zorlantıları  hafifletecektir. Narsist bir anneyle baş etmenin en kestirme yolu onunla mücadele etmemek, onun istediği gibi biri olmak yolu seçilmese de onun istediği biriymiş gibi davranmak yani bir nevi rol yapmak durumu bir yere kadar kurtarabilir. Güçlendikten ve bağımsızlığı iyice kazandıktan sonra narsist anneye karşı daha kararlı bir duruşsergilenebilir. Bu raddeye varmadan annesine karşı gelen her çocuk / genç maddi – manevi yaptırımlara maruz kalabilmekte.

Narsist Anne Çocuğu Hastayken İlgilenir

Narsisistik yapılarda kendi potansiyelini gerçekleştirmekten çok uzak ve sahte bir bellik bulunduğu için, başkalarının mutluluğu onları rahatsız ederken başkalarının mutsuz, acınacak, sıkıntılı durumda olması ise onları sevindirir ve bunu görmekten haz duyarlar. Aynı şey narsist annenin çocuğu hastayken de tezahür eder. Şöyle ki normal şartlarda çocuğuyla ilgilenmeyen anne, çocuğu düşkün, muhtaç olduğu zaman geçici bir vicdani duyguyla çocuğuna rutinde vermediği ilgiyi verebilir. Bu, çocuk tarafından bilinçdışı olarak “sevilmenin ve ilgilenilmenin yolu hasta olmaktır!” inancı yerleştirir. Sık sık hasta olan çocukların ebeveynlerini iyi incelemek gerekir; normalde verdiği şefkat ve alakayı çocuğu hasta iken veriyor olabilir.

Narsist Anne Kendisi Çocuktur

Narsisizmde duygusal olgunlaşmamışlık net şekilde görülür. Narsist kişi biyolojik yaşı 40 da olsa 12 yaşında gibi davranabilir. Etrafındaki kişiler tarafından “yaşının eri değil, yaşının hareketlerini yapmıyor” gibi yorumlar gelir. Narsist anne kendi kök ailesi ve geçmiş yaşam hikayesinde yaşadıklarından dolayı duygusal olarak olgunlaşamamıştır. Kendisi ilgi bekleyen, kıskançlık duyan, rekabetçi duyguların içinde bulunan, değersiz hisseden, saygınlıkla değil baskıyla otorite elde etmeye çalışan bu anne, çocuğuna annelik yapıp onu çekip çeviremez. Bazı durumlarda erken olgunlaşma gösteren çocuk, annesine ebeveynlik yapabilir. Yani roller değişmiş olur.

Narsist Annenin Kızı Olmak

Narsist anne hemcinsi olan kızını çocukluktan başlayıp ergenlik dahil yaralayabilir. Kadınlığını baltalar. Kız çocuğunun ilk rol modeli ve idolü ister istemez annedir. Anne ne yaparsa&derse onun doğru olduğu yönünde kanıksayan kız, temel duyguları toksik şekilde geliştirebilir. Örneğin güveni ele alalım; annesinin ağzından şu tarz cümleler duysun: “Erkekler güvenilmezdir, her erkek aldatır”. Bu tarz telkinlere maruz kalan kız çocuğu için gözünde erkeklerin nasıl bir halde olabileceğini kestirebilirsiniz.

Narsist annenin eşiyle ilişkisi de kız çocuğu için mühimdir. Babayı değersizleştiren, otoritesini sarsan, baskılayan bir anne ile büyüyen kız, erkekleri yönetmeyi doğru bulan, baskın, bencil, empatiden uzak bir pozisyona evrilebilir çünkü annesinden miras bu kalmıştır. Her ne kadar “annem gibi olmak istemiyorum” dese de “aynı annem gibi oldum” kaçınılmaz olur.

Narsist Annenin Zehri

Narsist anneler sembolik anlatırsak etrafındakileri zehirler. Bunu bilinçli yapmazlar, onlar kendilerinin farkında değillerdir dolayısıyla hata – yanlış yapmadıklarını düşünürler. Kendilerini sorgulamazlar ve her daim suçlarlar. Çocuğunun yaşı 7 de olsa 15 de olsa suçlamaktan imtina etmez. Dışarıdan mantıklı bir insanın hayretler içinde kalacağı durum onun için gayet normaldir.

Çocuğunu etrafa karşı korumaz, savunmaz, ezdirir. Çünkü en başta kendisi ezer. Çocuğun psikolojik anlamda nasıl bir tahribata uğrayacağını hesap edemez. Çocuğu ağladığında yatıştırmak yerine öfkelenir. Üzüntü, kırgınlık, kızgınlık gibi duyguları yaşamasına müsade etmez, engeller. Narsist bir anne ile büyüyen çocuğun ilerde koşulsuz sevilme, değer görme, kabul edilme, varlığının onanması gibi alanlarda eksiklikler yaşar. Bu tür hasarların onarılması zor olmaktadır. Narsist bir anneyle büyüdüyseniz, geçmişinizin ve hayatınızın sorgulamasını yapmalı, analiz etmeli, kendinize sahip çıkmalı ve yaraları sarıp üstüne koyarak kendinizi gerçekleştirme yolunda stabil bir anneye sahip olanlardan 1 – 0 geride başladığınızı bilerek kendinize ekstra şefkat göstermek durumundasınız.

Narsistin Cinsel Hayatı

narsist cinsel hayatı
narsist cinsel hayatı

Narsist kişilerin cinsel hayatlarında kendilerini kanıtlama çabası(performans kaygısı), partnerine üstünlük kurma ihtiyacı, partneri tatmin etme görevi gibi tutumları olduğunu biliyoruz. Narsist kişinin partneri yer yer uçarı ve sıradışı bazı davranışları aşırı bulabilir. Hayatlarının birçok alanında kendini kanıtlama kaygısı güden bu yapıdaki kişilerin yatak odasında da bu tür bir pozisyonda olmaları şaşırtıcı değil. Bu yazıda narsistlerin cinsel hayatları nasıldır? sorusuna yanıt veriyor olacağım.

Narsistler sansasyonel, ekstrem, heyecanlı şeylerin peşinden gidip rutin ve aynılıktan uzak durabiliyorlar. Cinsel yaşamlarında da fanteziler, çok eşlilik, uç istekler, sadizm eğilimi gibi değişkenliklerde kendilerini gösterebilirler. Klasik narsist ve gizli narsist cinsellik bakımından ayrılırlar. Klasik narsistler daha çok otorite kurma, kontrolü elimde tutmaya eğilimliyken gizli narsistler daha çekimser, pasif, renksiz bir cinsel yaşama sahip olabiliyor. Gizli narsistleri de 2 ana başlığa alırsak; ilk kısım karşı cinsten çekinen ve geçmişte doyurucu ilişkiler yaşayamayıp şuanki eşi – partneriyle yüksek dozda cinsellik yaşamak isteyen yani bir nevi telafi eden; ikinci kısım ise daha aseksüel tarzda yani libidosu düşük, partneri talep etmeden çok fazla birleşme istemeyen kısım.

  •  Narsistlerin love bombingde uyguladığı duygusal ve davranışsal yoğun ilgi tutumu yatakta da vardır. Başlarda partnerin gözünde seks tanrısı/tanrıçası gibi görünmek isteyen narsist, ilerleyen sürelerde eğer bir de hayatında 3. kişiler varsa cinsellikte ilgisizlik, isteksizlik, kayıtsızlık sergileyebilir.
  • Partnerinin arkadaşlarına yönelik fanteziler geliştirebilir. Bazı narsistler partnerini yeterince sindirmişse tekliflerde dahi bulunabilir. Unutulmamalıdır ki herşeyi kendine hak görebilmesi buna sebep olur. Partnerini kısıtlayan – kıskanan narsist aslında kendi zihninde benzer şeylere sahip olduğu için partneri de benzer şekilde fantezilere sahip olabilir şüphesiyle ona kıskançlıkla yaklaşır. (Projeksiyon)
  • Ters ilişki talebinde sıklıkla bulunurlar. Kontrol etmek, üstünlük sağlamak, tepeden bakmanın bir tezahürü de yatakta partnere acı verme potansiyeli olan bu ilişki türüdür.
  • Evli narsist, eşi tarafından reddedilmeyi hazmedemez. Öfkelenebilir veya eşini cezalandırabilir. Eşi istemediği halde ona tecavüz edebilir. “Evliysek ve kocansam benimle birlikte olmak zorundasın” gibi sert yaklaşımla eşinin isteğinin ya da arzusunun önemini yok sayarak zorla ilişki isteyebilir.
  • Özellikle erkek gizli narsistlerde anneye düşkünlük varsa(anne kompleksi), eşini annesiyle özdeşleştirebilir. Annesinden aldığı bakımı eşinden bekleyebilir. Eşini hizmetçi, işini gören bir anne gibi bilinçdışı gören narsist haliyle eşini şehvetle arzulamayacaktır. Çünkü bir nevi annesini arzulamış gibi olacağı için cinsellikten kaçar. Bu tür durumlarda 3. kişilerle birlikte olmak ya da mastürbasyon ile cinsel ihtiyacını giderebilir.
  • Grandiyöz narsistler cinsellikte sadistik eğilimler gösterebilir. Partnere veya eşe acı vermek, hakimiyet kurmak, aşağılamak, kaba kelimeler kullanmak gibi şeyler onu tahrik edebilir. Yatakta daha hakim taraf olurlar, partnerin boyun eğmesini ve pasif kalmasını bekleyebilirler. Koşulsuz şartsız ona uyulması durumu cinselliğinde de kendini gösterir.

Ghosting Nedir?

ghosting nedir
ghosting nedir

Ghosting son zamanlarda iyiden iyiye bilinmeye başlanan, ilişkilerle ilgili kollektif bilinçlenmeyle beraber ismi sıkça duyulan bir tutum. Tutum dediğime bakmayın, tam anlamıyla bir psikolojik şiddet. Kısaca Ghosting nedir dersek; muhataba doyurucu olmadan hatta asgari seviyede açıklama yapmadan ortadan kaybolmak, sessizliğe bürünmek, iletişimi kesmek. Okuması dahi ne kadar zor değil mi? Yaşaması ve maruz kalması inanın çok daha zor… Gelin ghosting ile alakalı bilgilendirdiğimiz yazımızı okuyarak ilişkilerde daha bilinçli ve güçlü olun. Olun ki suistimale uğrama ihtimalinizi minimuma indirin.

Bir Soru: Ghosting Ne Anlama Gelir?

Ghosting’in Türkçe karşılığı “hayalet olmak, hayalet gibi kaybolmak” olarak alınabilir. Yaşı belli bir seviyenin üstündeki kuşaklar Casper çizgi filmini çok iyi hatırlayacaktır. Keza Scooby Doo çizgi filminde de ekip, hayalet avına düşerdi. Tabii hayalet gerçek bir hayalet değil, hayalet kılığına girmiş insanlar oluyordu! Ghosting yapan kişiler de tam manasıyla bu şekilde hareket ediyorlar. Kaçıyorlar, kovalanma umuduyla ve akılda kalma arzusuyla kendilerine gelinmesini bekliyorlar.

Ghostlamak işte bu tutumun uygulanması durumudur. Karşı tarafa yönelik hayalet olmak, hiç olmamış gibi davranmak, yok saymak, kaçmak, yok olmak. Hepsi bu manipülasyonu yansıtır.

Ghosting Nasıl Anlaşılır, Belirtileri Nelerdir?

Ghosting e maruz kalan kişide belli başlı sorunlar baş gösterir. “Herşey güzel ilerlerken şimdi ne bu? Ne oldu da ortadan kayboldu? Birşey mi yaptım ya da söylememem gereken birşey mi söyledim? Ortada bir problem mi var benim kaçırdığım? Benden hoşlanmadı mı? Sevilmeye değer değil miyim acaba? gibi birçok soru kişinin zihnine hücum eder. Ghostingin en önde gelen belirtisi zihindeki bu sonu gelmeyen sorulardır. Beynim durmuyor, elimde değil sürekli onu ve neden böyle olduğunu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum!

Diğer bir ghosting belirtisi sosyal medya gibi mecralardan kişinin uzaklaşması ya da sizi engellemesi, listesinden çıkarması ya da mesaj ve ulaşma girişimlerinize kayıtsız kalması. Tabii siz bu tür ekstrem tutumu anlamlandıramayacaksınız. Hak etmediğinizi ya da ortada bu şekilde gelişmesine sebep olacak geçerli bir mesele bulamayacaksınız. İşin zorluğu da işte burada.

Az önceki paragrafta anlamlandıramamak dedik. Soruların hücum etmesinin de depresif ruh halinizin de umutsuzluk ya da karamsarlığınızın da belirsizliğin de aslında temelinde bu anlamlandıramama sürüncemesi yatar. Yorucudur, tüketir, can sıkar, insanın enerjisini derinden sömürür. Karşı tarafın da istediği budur zaten: “Öldürmeyeyim ama yarım bırakayım, kan kaybetsin, sürekli beni düşünsün ve sürünsün!”. “Ve bana tıpış tıpış gelsin”. Ne kadar şeytani değil mi?

Ghostingin Nihai Amacı

Ghostingin başlıca 2 amacı olabiliyor. İlki karşınızdaki kişi kazanova, çiçekten çiçeğe konmayı düstur edinen, heyecan arayan, egosunu tatmin etmek isteyen biri olabilir ve artık sizle işi bitmiştir. Sizi hedeflemiyordur, ilgisini kesmiştir hatta başka kaynaklara yelken bile açmış olabilir. E madem öyleyse neden üç beş kelime “kardeş sen yoluna ben yoluma” demiyorsun diye sitem edebilirsiniz, haklısınız. İşte bu olgunluğu gösteremediği için acı çekiyorsunuzya zaten.

Ghostingin bir amacı da yapan kişi sizi kendisine bağımlı hale getirmeye çalışıyordur. Bu mekanizma şöyle işler: Sizle ilgilenmiştir, bu ilgi hoşunuza gitmiştir. Yavaş yavaş ya da hızlıca bu ilgiyi keser, ardından ufak ufak ya da bir anda uzaklaşır ve o ilgiyi keser. Siz bu sefer panikler halde alıştığınız ilişkinin ilgisini kaybetme korkusuyla tutuşursunuz. İşte bu noktada duygusal anlamda yenik düşüp suistimali yapana bir şekilde ulaşan, tekrar ilişkinin devamını sağlayan kişiler tuzağa düşmüş olur. Ayrılık korkusuyla başlayan ilişkinin ileriki safhaları pek de iç açıcı gelişmeler doğurmayacaktır.

Kimler Ghosting Yapar?

Buraya kadar verdiğim bilgilere göre bir çıkarımda bulunduğunuzda tabii pek alçakça ve sinsi bir davranış olduğunu fark etmişsinizdir. Peki ghostingi kimler yapar? diye soracak olursak ön planda belli başlı kişilikleri sayabiliriz. Bunların başında narsisistik kişilik bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu, paranoid kişilikler, antisosyal kişiler sayılabilir. Diğer yandan ilişkilerde manipülasyon ve başkalarının duygularıyla oynamayı düstur edinmiş kişiler de olabilir.

İlk etapta ghosting uygulayan kişinin güçlü, özgüvenli, kendinden emin ve baskın olduğu düşünülse de buna başvuran kişinin derinlerde büyük problemleri olduğu, aslında özgüvensiz ve korkak bir yapı olduğu nettir. Güvenli bağlanamamış, düz ve ahlaklı yollardan karşısındaki kişiyi kazanıp bir insani ilişki devam ettirme yolunu seçemeyen zayıf kimselerin işidir ghosting.

Ghosting Ne Hissettirir?

Ghostinge maruz kalan kişi belirsizlik, karamsarlık, boşluk, depresiflik, çaresizlik hisleriyle boğuşabilir. Anlamsızlık ve boşluğa düşmüşlük şiddetlidir. Kolu, kanadı kırılmış gibidir kişi. Ne olacağını bilemez bir bekleyiş, bazen umutlanmak ve enerjide artış bazen de heves kırılması gibi duyguların içinde kalabilir. Görüldüğü üzere pek de hoş birşeyin içinde olmuyor bunu yaşayan kişi.

Ghosting Yapan Biri Geri Döner mi?

Bu duruma maruz kalan kişinin kafasındaki en önemli çıkmaz haliyle döner mi? Nihai amacı olarak başlıca 2 seçenekten bahsetmiştim. Eğer kişi sizden vazgeçmiş ve kendi yoluna bakıyorsa bekleyişiniz beyhude olacaktır. Fakat niyeti sizi kendine bağımlı hale getirip sizi elde etmekse bu sessizliği kendisi bozabilir. Sizin sorumluluğunuz bu kişinin dönmesini beklemek olmamalı. Şöyle düşünün; size bu derin ve yoğun negatif duyguları yaşatan kişi gelse ne olur? Sağlıklı bir ilişki sürdürebileceğinize olan inancınız? Her ne kadar özlem, sevgi, istek, arzu duysanız da acı gerçekleri kabul etmek zor da olsa gerekli.

Ghostlayanı Ghostlayın!

İnsan insana bunu yapmamalı dediğimiz bu tür bir psikolojik suistimale karşı uyanık olmanız kritik. Nokta koyma cesareti bulunmayan, virgül atıp sürüncemede bırakan kişiye zamanınızı, enerjinizi, bedeninizi, ruhunuzu teslim etmeyin, paylaşmayın. Sizi ghostladı ise acınızı yaşayıp güçlenerek bunun içinden çıkın. Eğer kapınızı çaldığı bir vakit gelirse ona yapabileceğiniz en büyük intikam onu onun silahıyla vurmaktır: Ghostlayın gitsin!

Narsist Ne Demek

narsist ne demek
narsist ne demek

Narsisistik kişilik bozukluğu bir tür patoloji olmakla beraber birçok kişi tarafından merak ediliyor ve araştırılıyor. Ne olduğunu anlamak için çaba harcanıyor. İster eşiniz, ister sevgiliniz, ister aile ferdiniz ya da bir arkadaşınız olsun narsist ne demek sorusunun peşine düşülüyor. Bunaltı, sıkışmışlık, çaresizlik hissedilebiliyor. Bu noktada “narsist nedir, kime denir” akıllara geliyor.

Öte taraftan narsistin davranışları da nasıl olur ve ne tür şeyler gözlemlenir bilmek istiyorsunuz. Hem sitemizde sayısız makale hem Psikolog Kağan AY youtube kanalımızda narsisizm ile alakalı her türden soru işaretinize karşılık bulabilirsiniz.

Narsist Özellikleri

Narsist kişiliklerin özellikleri başat olarak şu şekilde ayırt edilir; suçlayıcıdırlar ve hiçbir zaman kendilerinde eksiklik, kabahat görmezler, her daim haklıdırlar, zeytinyağı gibi üste çıkarlar, özür dilemezler; dilerlerse de ağız kenarıyla zorakiyle ve içten olmayan geçiştirme bir özürdür, manipülasyonlara sıklıkla başvurur, değersizleştirme davranışlarında bulunur, rencide etme ve ezme girişimleri olur, üstten bakmacı ve ben bildimci bir tavır yaşamına hakimdir.

Narsist Kişi Nasıl Anlaşılır

Narsist kişiyi anlamak aslında zor değildir; kendini pazarlama çabasındadır, “ben” kelimesini sık sık kullanır, ön plana çıkmak ister, ortamlarda kendisi konuşmak ve sempatik görünme çabası içindedir, ötekilerin mutluluğu ve keyfi onu rahatsız edebilir, aşırı özgüvenli bir hava verir, istemediği birşey olduğunda alınır, tetiklenir, öfkelenir, küser ya da tavır alır, kendi net doğruları ve değer yargıları vardır ve bunlar değişmez.

Narsisistik kişilik bozukluğu bir spektrumdur. Yani seviyeleri vardır. En yüksek seviyelerde kişide içgörü hiç bulunmaz; zor kişilerdir ve geçinmek illallah ettirir. Diyaloga geçmek zordur, ortayol bulma çabalarınız sekteye uğrar. Çaresiz ve ne yapacağınızı bilemez hale gelirsiniz. Yanında kasılırsınız ve rahat edemezsiniz.

 

Bazı Narsist Belirtileri:

  • Çıkarcılık ve karşılık bekleme talepleri
  • Üstünlük taslamak, ayrıcalıklı olma hissi
  • Ötekileri rahatlıkla eleştirmek, yargılamak, aşağılamak
  • Kişisel algılamak, alınganlık
  • Benmezkezcilik; dünya kendi etrafında dönüyormuş gibi kendini önemsemesi
  • Sadakatsizlik; başka partnerlerle olma halini sıradışı görmemesi
  • Manipülasyonlarla diğer kişileri yönlendirmek
  • Suçlama, utandırma, değersiz hissettirme girişimleri
  • Özellikle klasik narsistlerde yüksek özbakım, kendine toz kondurmama
  • Her durumda kendini savunması, geri adım atmaması

Narsist bir erkek nasıl davranır?

Özellikle kadın partnerler ve evli eşler açısından en çok sorgulanan durumların başında “narsist koca nasıl davranır” geliyor. Herşeyden önce gizli narsist ve klasik narsist davranışları birbirinden çok farklıdır. Bu yazımızda daha çok klasik narsist davranışlarına yoğunlaşalım. Narsist, eşini yalnızlaştırır, değersizleştirir ve ona maddi – manevi baskı ve suistimallerde bulunur. Kısıtlar, kıskanır, mutlu olunan anları kolayca berbat eder. En ufak şeylerden tartışma çıkarır. Az sonra nasıl bir problem yaşanacağını beklemeye başlarsınız.

Narsist koca eşinin gelişmesini istemez. Örneğin araç kullanmasını, yaşam içinde deneyim kazanmasını, geliri olmasını istemez. Bağımsızlık yolundaki her adımı tıkar, engel olur. Eşinin okuduğu kitapları, kişisel gelişim videolarını vs. eleştirir; “bana yeni yeni şeyler öğrenip gelme” gibi cümleler kurabilir. “Sen çok değiştin” ithamında bulunur. Partneri kendisine bağımlı kılma yolundaki engellerini tehdit olarak görür.

Pasif narsist ne demek?

Pasif narsist, gizli narsisizmi temsil eden bir kavramdır. Covert da denilen bu narsizm türünün ayırt edilmesi, tespit edilebilmesi zordur. Çünkü belli kişilere yönelik sinsi tutumları dışarıya karşı kesinlikle yansıtmayan ve göstermeyen bu narsist kişilik yapılanması çok ehil ve dikkatli uzmanlarla ancak bu kişinin yakın çevresindeki bilinçli ve narsisistik kişilik bozukluğu ile ilgili farkındalıkları olan kişilerin değerlendirmeleriyle ortaya çıkarılabilmektedir.

Adında pasif ibaresi bulunsa da çok tehlikeli ve içten içe çürüten, sezdirmeden yavaş yavaş yıpratan kişiliklerdir. Utandırma, suçluluk hissettirme, vefa borcu, minnet, kendinizi sorgulamanıza sebep olabilecek birçok duygu ve duruma sürüklerler. Bu sebeplerden gizli narsist ile mücadele klasik narsizme nazaran oldukça çetindir.

Bu yazımızda “narsist ne demek?”, “narsist kime denir?” gibi sorularınıza yanıt verdim. Sitemizde birçok içerik ve anlamlandırmanıza yardımcı olabilecek içerik mevcut. Göz atmanızı tavsiye eder huzurlu bir gelecek dilerim.

Eşim Narsist Ne Yapmalıyım

Eşim Narsist Ne Yapmalıyım
Eşim Narsist Ne Yapmalıyım

Eşim narsist ya da narsist olduğundan şüpheleniyorum hatta eminim diyorsanız evliliğinizde birçok olumsuz duyguya sahip, tükenmiş, yorgun, çaresiz, çıkmazda hisseden biri olabilirsiniz. Eşinizin narsist bir kişilik olduğu yönünde gözlemleriniz var ve ne yapacağınızı bilemez haldeyseniz bu yazımda izlenebilecek yolları özetledim. Her evlilik dinamiği birbirinden farklı, genel geçer bilgiler sizin evliliğinizi tam yansıtmayabilir, bu sebeplerden kendi durumunuza özel danışmanlık almanız doğru yönlendirme için faydanızadır.

Narsistlerin Evlilikleri

Narsist bireyler daha çok verici, fedakar, alttan alan kişilerle evlilik yoluna girerler. Kendileriyle çatışma potansiyeli bulunan, fikir ayrılıkları yoğun yaşayabilecek kişilerle yapamazlar ya da evlilik yoluna girdilerse de sürekli tartışma ve anlaşamama hali hakim olur. Dışarıya karşı dünya iyisi iken eşini ve varsa çocuklarını ihmal eder ya da sıkıntılar yaratarak tüm içsel huzursuzluğunu en yakınlarından çıkarır. Özellikle bazı erkekler kök ailesine düşkün olup onlara yönelirken çekirdek ailesine yatırım yapmaz.

Narsistlerin evlilikleri huzursuzlukla doludur. Eşlerine içten ve samimi sevgi, ilgi vermezler. Eşler yalnız, değersiz, mutsuz, geri planda hisseder. Beraberiz fakat yalnızız fenomeni mevcuttur. Bazı eşler, narsist partnerini iyileştirme, düzeltme, değiştirme çabasına girebilmektedir. Bu girişimlerin tamamına yakını sonuçsuz kalır malesef. Hatta ters teptiği durumlar azınlıkta değildir. Bu tür bir duruma girmek yerine, narsistin eşi olarak kendi zaaf ve özelliklerini tanıma yoluna girilirse duygusal anlamda çok daha kolay çözünümler meydana geliyor. Partnerdeki değişim narsiste de sirayet edip evlilik daha kaliteli hale evriliyor. Partnerdeki değişime narsistin ayak uyduramadığı durumda ise boşanma gibi bir süreçte partner daha az acı çekip daha az yıpranarak önüne bakabiliyor.

Narsist Koca Özellikleri

Kadın narsisistik kişilikler de var fakat bu yazıda daha çok erkeğin narsist taraf olduğu tabloyu özetleyelim. Kadınlar evlilikteki sıkıntılardan dolayı narsist koca özellikleri nasıl olur merak ediyor. Narsist kocalar eşlerini fanusta tutmak ister, arkadaş ortamı olsun istemez, kök ailesi ile bağlarını kıskanabilir ve koparmak isteyebilir. Eşinin gelişmesini istemez; kendine bağımlı kılmak için eşine sorumluluk belli alanlarda bırakmaz. Örneğin fatura ödeme, araç sürme, çalışma(maddi gelir) gibi alanlarda eşinin gelişimini desteklemez hatta taş koyar.

Kendi yetersizliklerini eşine yansıtır, “bunu başaramadım çünkü senin yüzünden”, “şu şöyle oldu çünkü sen şunu şöyle yaptığın için” gibi klişe cümleleri vardır. Suçlama davranışı yaygındır. Aşağılama, değersizleştirme, yok sayma, cezalandırma, evi terk etme gibi davranışlara başvurabilir. Evliyken bekarmış gibi hareket edebilir, bir eşi olduğunu ve ona karşı manevi anlamda sorumlulukları olduğunu hesaba katmadan hareket eder.

Narsist Ne Zaman Pes Eder

Narsistler ısrarcı, baskın, yönlendirici, manipülatif bireyler. İnsanı canından bezdirme potansiyelleri olup enerjiyi sömüren, haklılık yolunda sonuna kadar gidebilen kimseler. Güç savaşı, kontrol etme ihtiyacı peşinden koştukları alanlar. Peki ya narsist pes eder mi? Narsistler istediklerini alamadıklarında, almaktan ümidi kestiklerinde ya da tam tersi yönde eşinin enerjisini sonuna kadar bitirdikten sonra başka hedefler arayabilmektedir. Bağımlılıkları ağır bastığı sürece eşten ayrılmaz, ayrılmak isteyen eşe karşı tehdit, duygu sömürüsü, korkutma suretiyle yaklaşarak vazgeçirmeye çalışır. Fakat herhangi sebepten ayrılık durumu söz konusuysa başka kişilere yönelir.

Narsist Neden Mutlu Olmanızı İstemez

Narsist birey kendi içinde huzurlu ve dingin olamadığı için başkasının ve özellikle eşinin kendisinden bağımsız şekilde mutlu olmasını kaldıramaz. En ufak şeylerde problem çıkarır, “iki iyi olmayagörelim, hemen bozacak birşey bulur” cümlesini partnerlerden sık duyarız. Bir nevi kaostan beslenir, stres ve sıkıntı çıkardığı zaman görevini yapmış edasıyla öfkesini kusar. Tabii eşler anlam veremez; herşey iyi hoşken neden böyle yaptı? şeklinde anlamlandıramama durumu hakim olur. Narsist saf ve öz mutluluk halinden çok uzak olduğu için “ben mutlu değilsem sen de mutlu olma!” desturuyla hareket eder. İçten içe kendisindeki eziklik ve sıkıntıyı bilir fakat kabul edemez. Elinden gelen şey baltalamak ve huzur – güven ortamını sekteye uğratmaktır.

Bornova Psikolog

Bornova Psikolog

Bornova psikolog olarak, psikolojik destek arayan danışanlara yönelik pedagog, aile terapisi, çift danışmanlığı, evlilik terapisi gibi alanlarda hizmet veriyoruz. Deneyimli ve işinde yetkin psikolog araştırıyorsanız yazımızı okuyup psikolog seçerken nelere dikkat edilebilir fikir edinin. Bornova’da psikolog ücretleri ve seanslar ne kadar sürer gibi birçok sorunuza cevap oluyoruz.

Bornova Önerilen Psikolog

Bornova ve çevresinde önerilen bir psikolog arıyorum diyorsanız bu vasıflara bir uzman nasıl sahip olun, uzman bir psikolog nasıl seçilir. Öncelikle uzmanın psikoloji mezunu olmasına dikkat edin. Ardından kendini geliştirmiş olması, İzmir’de bilinen ve birçok danışana fayda sağlamış, mesleğini aktif icra eden bir psikolog olması mühimdir. Aktif danışan gören psikologlar pratiğe ve danışanlarla çalışmaya yatkındır. Yeni mezun psikologların kendini geliştirmesi ve deneyim kazanması gerekmektedir. Sizin ihtiyacınız ve rahat edeceğiniz uzmanı seçmeniz önemli. Çünkü psikoterapinin en temel ayaklarından biri uzmanın yargılayıcı tavırda olmaması, kapsayıcı ve anlayışlı tutumda kalması, danışanın kendini açabilmesi için güvende hissedeceği bir ortam sağlanmasıdır.

Bornova Psikolog Ücretleri

Bornova ve çevresi için psikoterapi ve psikolojik danışmanlık ücretleri 2022 – 2023 seneleri için ortalama 350 tl ile 600 tl arasında değişmektedir. Uzmanın deneyimi, çalışma alanları, eğitimleri gibi faktörler fiyatlarda etkilidir. Diğer yandan çocuk seansları ile yetişkin seansları farklı ücrete tabii olabilmekle beraber aile danışmanlığı da bu hizmetlerden ayrı ücretlendirilir. Bornova psikolog ücretleri genel itibariyle üstte belirttiğimiz fiyatlar arasında değişim gösterir.

Anksiyete Panik Atak Çaresiz Değil!

Kaygı bozukluğu çok yaygın görülmekle birlikte yaşayan kişileri fazlaca daraltan, hayattan soğutan, öldürmeyen ama bezdiren bir rahatsızlıktır. Kalp, terleme, nefes, sıkışma – boğulma gibi belirtileri bulunabilen anksiyete belirtileri kişileri rahat bir yaşamdan uzaklaştırıyor. Kurum olarak kaygı bozukluğu ile başarılı bir şekilde mücadele ediyor ve danışanlarımıza yol gösteriyoruz. Anksiyete çözümsüz bir rahatısızlık değil unutmayın.

Bornova-psikolog

Bornova Pedagog ve Aile Danışmanı

Bornova’da 0 – 12 yaş çocuklar için pedagog hizmeti, aile içi psikolojik sorunlar ve problemlerle ilgilenilmesi için aile danışmanı destek verir. Kurumumuzda hem çocuk psikologu hem ergen terapisi alanlarında ayrı uzmanlarca psikolojik destek hizmetleri veriyoruz. Çocuklarımız değerli, kişilik oluşumunun en önemli evrelerinden olan çocukluk döneminde geleceğin yetişkinleri için bilimsel temelli çalışmalarla aileleri destekliyoruz. Problemler ve travmatik anıların etkilerini minimuma indirip silmek için çalışıyoruz.

Pedagog görüşmeleri 1 saat sürmekte olup özellikle ilk görüşmede ebeveyn(ler) ile görüşme yapılıp sağlıklı bir yol haritası için detaylı bilgiler alınır ve çocukla çalışılır. Süreç içinde aile bilgilendirilir, gerekirse yönlendirilir, psikoeğitim verilir. Bornova pedagog desteği ile çocuklarınızla ilgili çaresiz hissetmek ve kaygılanmak yerine çözüm odaklı beraber çalışalım.

Bornova Psikolog Merkezi

Bornova ve çevresinde psikolog desteği almak istiyorsanız uzmanı araştırarak kurumlara ulaşınız. İzmir’de psikolojik danışmanlık merkezi alanında uzun seneler hizmet veren ofisimizi arayıp asistanlarımızdan bilgi alabilir, kendiniz için en büyük yatırımlardan olan psikoterapi desteği ile daha kaliteli bir hayata adım atabilirsiniz.

Narsist ve Borderline İlişkisi Nasıl Olur

narsist ve borderline ilişkisi nasıl olur
narsist ve borderline ilişkisi nasıl olur

Narsisistik kişilerle borderline yapıların ilişkide birbirini bulmaları kaçınılmaz oluyor. Narsistin yeterli, güçlü, mukabil görünümüyle borderline’ın ilgi açlığı, kapsanma ihtiyacı, yalnızlığının giderilmesi, terk etmeyecek birini araması(narsist ilk etapta seni asla terk etmem, hep yanındayım, ne olursa olsun vazgeçmem mesajları verir; işin aslı ilerleyen safhalarda tam tersine dönecektir). Yani bir bakıma anahtar kilit uyumu oluşur.

Narsist ve borderline kişiliklerin ilişkileri ilk evrelerde balayı dediğimiz süreçte büyük bir aşk hikayesi, dünyanın merkezinde bu 2 kişinin bulunduğu, birbirlerine herşeyi unutturup kendilerini partnerine adamakla ünlüdür. Fakat üstte de belirttiğim gibi ilerleyen safhalarda iş trajik bir mahiyet alır. Narsist ve borderline ilişkisi nasıl olur? yazıma hoşgeldiniz.

Narsist Kişilik ve Borderline Kişilik Aşkının Evreleri

Tanışıklığın ardından flört evresinde partnerler birbirini yüceltir. Narsist, partnerine dünyanın en de        ğerli ve en sevilmeye değer insanıymış gibi muamele eder. “Başımın tacı, herşeyin üstüne koyduğum kişi” mesajını verir. Bu durum sevgi ve ilgi için can atan, değerli olduğunu hissetmeye ihtiyacı olan borderline kişiye ilaç gibi gelir. Kendisine yönelik fır dönen bu kişi bulutların üstüne taşımıştır. Hele hele narsist bir de zor kişiyi oynuyorsa, bir ağırlığı varsa, cakasından geçilmiyorsa bu tür durumlar borderline bireye daha da çekici gelir. “Bu özel ve ben burdayım diyen kişi beni seçti, beni seviyor!” egosuna girer. Herşey güzel gider, mutluluk hormonları tavandır, hediyeler, jestler, fedakarlıklar ön plandadır.

Narsist ve Borderline İlişkisi Hızlıdır!

Narsistler partnerlerini kendilerine zaman içinde bağımlı hale getirmeye yönelik girişimlerde bulunurlar. Kendisi ne kötülük yaparsa yapsın partnerinin kendisinden vazgeçememesini tesis etme niyetindedir. Borderline ise ne kadar değersizleştirilirse de ne kadar kişiliğine saldırı alsa da ilişkinin bitmemesini ve terk edilmemeyi tercih edecektir. Bu tür bir ilişkide iki taraf da güvensiz bağlandığı için bir nevi ilişkiyi garantiye alma bâbında ilişkinin adını koymak, söz, nişan, nikah – düğün tarihleri, ailelerle tanışma, işleri hızlandırma, yangından mal kaçırırcasına hızlı ilerleme taraftarı olabilirler. Bu durumun sevgi fazlalığıyla alakası olmamakla birlikte daha çok ilişkiyi garantiye alma hissiyatı ve konforuna girmek ile alakası vardır. Zira bunu teyit ettiğimiz süreç; hedeflerini gerçekleştirdikleri andan itibaren tam anlamıyla ters tutum ve davranışlara geçmeleriyle görülür. “Köprüyü geçene kadar”, “Avcuna aldıktan sonra değişti” gibi cümleler tezahür eder.

Narsist Kişilik Davranışları

Narsisistik kişilik bozukluğu bulunan bireylerin sık başvurduğu bazı davranışlara değinelim şimdi de. Dillere destan başlayan aşk hikayesinin gidişatı başladığı gibi devam etmiyor zira. Değersizleştirmeler, aşağılamalar, rencide etmeler, küfür hakaretler, tariz dokundurma kinayeler, yalnızlaştırma(izolasyon) girişimleri, ad hominem(kişiliğe hakaret), yetersiz ve değersiz hissettirme, sessizlikle terbiye etme, cezalandırma gibi daha listeyi uzatabileceğimiz birçok tutum davranış narsistin envanterindedir. Borderline kişilik yavaş yavaş narsistin suistimaline girmiştir. Çıkış artık gittikçe zorlaşır…

Borderline Kişilik Davranışları

Yukarıda narsistlerin uyguladığı bazı davranışlara ilişkin bilgi vermiştik. Borderline kişilikler genellikle narsistlerin mağdur ettiği kişiler olarak lanse edilmektedir. Fakat borderline bireylerin de hem kendi hem çevresindeki kişilerin işlevselliğini bozacak birçok davranışa sahip olduklarını biliyoruz. Örneğin duygu ve özellikle öfke kontrolü (duygu regülasyonu) sağlayamamaları, yalnız kalmak ve terk edilmek kaygıları yüksek, kıskançlık ve kısıtlama davranışları, değersizlik hissiyatıyla beraber özgüven problemleri, “yapamam, edemem” haliyle tek başlarına hareket edememe; bağımlılık geliştirme ihtimalleri yüksek, partnerinin ayrılık girişimine yönelik intiharla tehdit etme, kendine zarar verme davranışları gibi birçok problemli davranış örüntüleri borderline kişilik bozukluğu ile ilişkilidir.

Borderline kişiliklerin ilişki & evlilikte sıklıkla birçok davranış ve tutumu kişisel algıladıkları, alınganlıkları, panik haline girmeleri vardır. Partnerine yapışıp zorla “bana ilgiyi vereceksin, benimle ilgileneceksin, sadece benimle zaman geçireceksin” gibi dikteleri partnerlerini daha çok itmektedir. Bunun farkında genellikle olmazlar. Bu yüzden psikoterapi ile içgörü geliştirmeleri, kendilerini anlamaları ve ilişkilerini kaliteli hale getirmeleri şarttır.

Senden Nefret Ediyorum Ama…

Borderline bireylerdeki bir mentalite de “senden nefret ediyorum ama lütfen beni terk etme!” dir. Bu öz cümleden 2 başat çıkarım yapabiliriz; hem bağımlılığa işaret eder hem de narsistin kendisini değersizleştirmesi için yolak açmış olur yani meşrulaştırmış olur. Biliyoruz ki narsistler güvenli bağlanan, kişiliklerinde derinlikli patoloji barındırmayan kişileri manipüle edemez, ilişki yürütemez. Fakat borderline bireyler hakaret gibi olumsuz davranışları tolere ettiği, korku duygusuyla hareket ettiği için narsist daha da azar. Daha da pervasız davranır. Kaybetme korkusu duymayan narsistin davranışları daha da gaddarlaşır. Aksine tehdit ve korkutmalara karşın borderline ise ayrılık kaygıları içinde boğulur. Bağımlılık, bu toksik ilişki içinden çıkılmasını engeller.

Heyecanlı Aşkın Dramatik Sonu

Narsist ve borderline kişilerin ilişkisi nasıl olur diye sorarak başlamıştık, cevap olarak trajik ya da dramatik dersek yanlış olmaz. Narsist belli bir noktadan sonra ilişkiyi bitirmek için adım atabilir, narsistin bağımlılığı eğer ağır basıyorsa borderline partneri istemeye istemeye, büyük acılar çekeceğini bilse bile ayrılmaya iter. Eğer iki partnerin de doğru olanın ayrılmak olacağını bilmesine rağmen ilişkide kalma tutumu olursa birbirlerini zehirledikleri, suçladıkları, değersiz ve yalnız kıldıkları bir atmosfer oluşur. Bu yavaş yavaş çürümek demektir.

Her narsist ve borderline kişi peki yukarıda belirttiğimiz özelliklere göre mi ilişki / evlilik sürdürür? Hayır tabii ki. Tam aksine uyumlu bir gidişat da yakalanabilir. Partnerler birbirlerinin ve kendilerinin yapılarını çözdükçe buna göre hareket edebilirse birbirlerini de tamamlarlar. Örneğin narsistik öfkeyi yönetebilen borderline, bu ilişkiden minimum hasarla ilerleyebilir, narsistin öfkesine karşı aynı sertlikte çıkmadığı için narsist partneri tarafından da sözlü ya da fiziksel hırpalanmaz, suçlanmaz. Bir nevi onu çeker. Narsistin kendisi de “beni bir sen çekersin” i içten içe bilir. Karşılıklı bağımlılık(co-dependency) gelişir.

Peki hep borderline mı narsisti alttan alır? Örnekle böyle olmadığını izah edelim: Borderline tetiklendiğinde sinir, ağlama krizi geçirebilir. Bu tür durumlarda yatıştırılmayı bekleyebilir. Ebeveynlik yapma gibi bir rol açığa çıkar. Narsist birey bu noktada kendini geliştirmiş ve partnerinin paternlerini çözebilmişse duruma uyumlanabilir. Kriz anından çatışmasız, uyumlanarak çıkabilirler.

Değersizlik Duygusu | Baş Etmek ve Çözüm Yolları

Değersizlik Duygusu
Değersizlik Duygusu

Değersizlik duygusu, bireyin psikolojisinde büyük bozunumlara yol açan, diğer birçok ruhsal sıkıntının temelinde temellenen ve kişinin kendi varoluşunun kıymetinin bilincinde olmaması halidir. Sinsi ve altta yatan bir problemdir. Değersizlik hissi yaşayan bireylerde gerek günlük yaşamlarında gerek hayatın birçok kolunda mutluluk ve tatminden uzak kalma hali gözlenir. Bu yazımızda değersizlik duygusu ile ilgili detaylı bilgi vereceğiz ve ardından baş etme, çözüm için yapılabileceklerden bahsedeceğiz.

Değersizlik Duygusu Belirtileri

Değersizlik duygusunu ve belirtilerini belli başlı özellik, tutumlardan çıkarabiliriz. Kişi; kendini genellikle geri plana atar ve “fark etmez, ben uyarım” gibi kelimeleri günlük yaşamında sık kullanır. Kendi istek ve arzularını geri plana atar. Kendine konforlu şeyleri ve hayatını kolaylaştıracak araçları çok görür. Maddi şeyleri kendine hak görmeyebilir, sevgi ve alakayı hak etmediğini düşünebilir, sevilmeye değer olmadığına yönelik inanç barındırabilir.

İlişkilerde Bazı Belirtiler

İlişkilerde ilk adımı atmaz, karşıdan girişim bekler, partnerinin haksız kaprislerini çeker, görmezden gelir, idare eder. Kendisine alttan alma misyonunu yükler. İlişkinin bitme durumunda karşısındaki kişiyi kaybettiği hissi yaşar, karşıdaki kişinin de kendisini kaybetmiş olduğu aklına gelmez. Çabalaması ve emek vermesi gereken taraf olarak kendini görür. Partnerinin ihmalkarlıklarını, tutarsız davranışlarını görmezden gelir, örtbas eder.

Değersiz hissettiren partnere karşı tutum koymakta, yaptırım uygulamak ve sınır koymakta zorlanılır, bağımlılık bulunabilir. Birlikte olunan kişinin doğru kişi olmadığı düşünülse de ilişkiyi bitirme cesareti bulunmaz. Değersiz hisseden kişi kendisini birinin sevdiği durumuyla yetinir ve bunu yok etmek istemez. “Kötü davranıyor ama seviyor da” gibi bir mantığa bürümeyle hareket eder.

Evlilikte Değersizlik Duygusu Yaşamak

Evli kişilerde -özellikle kadınlarda- değersizlik duygusu yaygın görülen bir durumdur. Bu evliliklerde sorunlar çözülemeden ilerlenirse hırçınlaşmalar, karşılıklı suçlamalar, şiddetli tartışma ve geçimsizlikler söz konusu olabiliyor. Eşim bana değersiz hissettiriyor sitemi oluyor, mutsuzluklar baş gösteriyor. Bu tür bir durumda eşinizin tutumu sevgisiz, ilgisiz, önemsemeyen, hatta insan yerine koymayan tarzda bir hâl de olabilir. Bu tabii acı verici bir durumdur.

Birçok durumda da değer görebilmek için eşine tahammülsüz ve agresif yaklaşan kişilerin eşlerinin daha fazla uzaklaştığını, soğuduğunu, itindiğini gözlemliyoruz. Bu tür çetrefilli ve düğümlü durumları çiftlerin kesinlikle kendi arasında daha fazla aşmaya çalışmaması, uzman bir psikolog ve evlilik terapistinden destek alması faydalı olmaktadır.

kendini-degersiz-hissetmek
kendini-degersiz-hissetmek

Kendini Değersiz Hissetmek

Değersizlik hissi, enerjiyi düşüren, yaşam amacını gayesini törpüleyen, depresiflik yaratabilen, dünyayı renkli ve tadılası görmekten uzak tutan bir duygu durumudur. Kendini değersiz hissetmek istemeyen bireyler bundan kurtulmak, baş etmek, nasıl değersizlik duygusundan kurtulabilirim? sorusuyla birlikte araştırma içine girebiliyor. Bu çok faydalı olabiliyor. Yazımızın ilerleyen safhalarında müdahale – nasıl girişimlerin yapılabileceğiyle ilgili bilgiler de vereceğiz.

Değersizlik Duygusu kişinin kendisine önem vermesini ve öz bakımını da engeller. “Neden makyaj yapayım, saçımı kıyafetimi yapayım ki zaten kim benimle olsun” gibi yargılayıcı, peşin hükümlü kendisine hak görmeme tutumları olabilmekte.

Kendini Değersiz Hissetmek Nasıl Aşılır

Bu tür duruma sahip olduğunu hisseden bireyler çözüm arıyor. Haklılar çünkü çok yoran, yıpratan melun bir duygu. Herşeyden önce bu durumu aşmak için öncelikle bu duygunun kabulü şart. Bu tür rahatsız edici ve bütünlüğe tehdit olarak algılanabilecek duyguları bastırırız. Bilinçdışında varlığını devam ettirir. Yer yer kompleksler, tetiklenmelerle gün yüzüne çıksa da altta yatar haldedir. Birçok kişi bu duyguyu kabul etmez, etmek istemez. Fakat içten içe değersizlik hissi kendisini hatırlatır. Bunun içinizde var olduğunu kabul etmeniz ilk adımdır. “Bu var ve bana dahil”.

Kabulden Sonra Tespitler

Değersizlik duygum var dedik. Bu kabulden sonra bu duygu nereden geliyor? neden böyle bir hissiyata sahibim? bu var olan duygunun kaynakları geçmişten ve günümden kimlerden – nelerden besleniyor? gibi sorularla tespitler yapılmalı. Yani artık var aşamasından sonra neden var sorusuna da cevapla birlikte artık değersizlik duygusuna karşı daha elimizin kuvvetlendiği bir aşamaya geçmiş oluyoruz.

Değersiz Hissetmekle Yavaş Yavaş Vedalaşmak

Kabul ve  tespitin ardından değersiz hissetmek ile ilgili kaygılar, bunun üstesinden hiç gelemeyecek miyim? endişeleri dağılmakla beraber bireyde güçlenme, özgüvende ve inançta artış gözlemliyoruz. Bu etapta birey geçmişten daha çok günümüze odaklanmalı, gün içinde kendini değersiz hissettiren durum, olay, kişilere odaklanmalı. Kendi içini dinlemeli ve ne tür reaksiyonlar meydana geliyor takip etmeli. Değersizliği yaratan tetiklenme noktalarını, komplekslerini buldukça onları tekrar yaşadığı durumlarda daha kontrollü ve duygularını kontrol edebilen bir hale evriliyor kişi.

Değersizlik Duygusunu Aşmak İçin Yetersiz Girişimler

Yapılması ve ilerlenmesi gereken doğru yolların dışında bir de efektif olmayan, çok verim alınamayan yaklaşımlar bireylere aşılanabiliyor.

Bunların başında kendine telkin vermek, “ben değerliyim” gibi cümleleri yüzlerce kez tekrarlayın tarzı sığ çözüm önerileri geliyor. Bunlar sizin köklerinizde yer etmiş duyguları çalışmaz, üstüne gitmez. Siz bu cümleleri, olumlamaları tekrarlayıp bir değişim görmedikçe daha da karamsar ve ümitsiz bir hale de gelebilirsiniz. Dolayısıyla fayda göreyim derken zararla da kalkabilirsiniz.

Toksik pozitiflik dediğimiz sorunları görmezden gelme, herşey çok güzel ve güzel de olacak tarzı sorunlarla yüzleşmek ve çözmek yerine “sadece pozitife odaklan” yaklaşımları da hoş sonuçlar vermiyor. Devekuşu kafasını kuma gömdüğü zaman tehlike ortadan kalkmıyor. Tam tersi kendisini daha çok tehlikeye karşı savunmasız hale getiriyor. Pozitif tutum elbette güzel ve umut vaad eden bir tutum fakat ortada problem varsa o da görmezden gelinmemeli.

Kendini Değersiz Hissetmek Neden Olur?

Psikolojik problemlerin ve hayattaki mevkiinin şekillenmesinde temel rol oynayan değersizlik duygusu çok çeşitli sebeplerle birlikte gelişebilir. Yerleştikten sonra birçok durumda ve olayda tetiklenir. Başlıca bazı sebeplere yer vererek bu duygunun yerleşmesinde etkisi olan durumları inceleyelim.

Erken Çocukluk Bakımverenle İlişkiler

Kişiliğin gelişmesinde en önemli evrelerden olan erken çocuklukta bakımverenlerin çocuğa yönelik tutumları, ihtiyaçlarını karşılamaları mühimdir. İhmalin olmaması, çocukla anda kalmak, çocuğun varlığını koşulsuzca kabullenmek ve onamak gerekir. Bunlar gereğince yapılamadığı durumlarda çocuk tam olarak anlamlandıramasa da varlığının onaylanmadığı gibi bir hissiyata yaklaşır.

Çocuğun dünyası 2 kişidir: anne ve baba. Bu iki figürün çocuğa yaşattığı deneyimler, kapsamaları, güvende sıcak bir yakınlık kurulması çocuğa verilen önem – değeri gösterir. Bu mekanizmalarda aksaklıklar ve eksiklikler ileriki hayat safhalarına da yansıyacaktır.

Fedakarlık ve Vericiliğin Öğrenilmesi

Özellikle anne aşırı fedakarsa, kendi hayatından vazgeçmiş bir izlenim veriyorsa, çocukları veya diğer insanlar için birşeyler yapmaktan kendisini unutuyorsa aslında pek de iyi birşey yaptığını söyleyemeyiz. İyi kötü göreceli fakat böyle bir yapıda büyüyen ve anneyi gözlemleyen çocuklar ya “aşırı fedakar olmalıyım çünkü annem böyle yapıyorsa doğrusu bu” gibi bir bilinçdışı geliştiriyor ya da “annem gibi olmayacağım, onun yaptığı hatayı görüyorum” deyip bencillik spektrumuna da kayabilmekte. Denge önemli, denge şart.

“Kırma üzme aman kimsenin canını yakma” telkinleri de üstte belirttiğimiz tarzda bir etki yapabilmekte. Şöyle ki ilk etapta bu cümlede bir zarar görünmüyor. Fakat tam anlamıyla bu mentalitede yaşayan biri gerekli yerlerde öfkesini gösteremiyor, hayır diyemiyor, rahatsızlıklarını iletemiyor, biriktiriyor, duygusal anlamda doluyor ve tükeniyor. Olay ve durumların sonrasında zihni sürekli çalışıyor, “keşke orda öyle söyleseydim, öyle davransaydım” gibi senaryoyu tekrar tekrar yaşama davranışları içsel olarak devam ediyor. Bunlar kişiyi yoruyor, kendisiyle cebelleşmesine yol açıyor.

İlişkiler ve Partnerin Değersiz Hissettirmesi

Yaşamın ilerleyen safhalarında; ergenlik dönemiyle başlayan karşı cinsle romantik etkileşim içine girmekle beraber eğer partnerin olumsuz tutum, önem vermeme, kaale almama, güvensizlik, kısıtlayıcı davranışlar gibi etmenler de değersiz hissetmeye yol açmakta. Temel ve köken problem olmasa da önceki dönemlerdeki hissiyatların hortlamasına, tetiklenmesine yol açan önemli bir ilişki çeşitidir romantik ilişkiler.

Evliliklerde eşin değersiz hissettirmesi sık görülen durumlardandır. Alaycı ya da lakayıt şaka adı altında dokundurmalar, tarizler, kök aileleri ön planda tutup eşi ihmal etmek ya da ezdirmek – savunmamak, maddiyatı kullanıp yüzüne vurmak, kişiliğe saldırı ve aşağılama halleri ve birçok sayabileceğimiz madde değersizlik duygusu yüklemeye yönelik maruz kalınabilecek durumlardır.

Projeksiyona Dikkat!

Bireyler kendi değersizlik duygusunu bir başkasına yansıtabiliyor. Buna projeksiyon(yansıtma) denir. Yani örneğin partneriniz – eşiniz değersizlik duygusuna sahip. Bununla baş edemiyor. Sizin kabahatiniz olmayan bir durumda sizi değersiz hissettirmeye yönelik sözlere başvurdu. Siz anlam veremediniz ve işin neresindesiniz bulamıyorsunuz. Fakat o saldırıya ve size olumsuz hissiyatlar yaşatmaya yönelik devam ediyor. Bu, sık karşılaşılan bir fenomendir. Dikkatli ve bilinçli olunmazsa suçluluk, yetersizlik, vicdani rahatsızlık ve tabii değersiz biriymiş gibi enerjilerin içinde kalırsınız.

Kendini Değersiz Hisseden İnsan Nasıl Davranır?

Değersizlik duygusu yoğun olan bireyler birçok şeyi kendilerine hak görmezler, maddi manevi fark etmez, karşısındaki insanı kazanmak için taviz ve ödünler verebilir, kendi istek ve ihtiyaçlarını görmezden gelir, “başkaları için” iki kelimesi bu kişiler için en klişe kalıptır. Sınır koymakta zolanır, hayır demek zordur, sevgiye ve ilgiye aç bir halde olabilir, haz ettiği insanı kaybetmemek için alttan alıp idare etme davranışlarına gözünü kırpmadan girişir.

Değersizlik hissi bulunan insanlar seçim yapma, hedef koyma gibi durumları da çevresindeki insanlara bırakabilir. Planlarda, aktivitelerde uyumlu olur. Çok fazla kendi fikrini beyan etmez, onaylar bir tutumdadır. Etraftaki bireylerden de onay bekler. Diğer kişilerin kendisini onaylamasına, onların teyidinden geçmesine ihtiyaç duyar.

Değersizlik duygusu ile ilgili atölyemiz için bize ulaşıp bilgi alabiliir, bireysel ve ilişki sorunları için psikoterapi başvurusunda bulunabilirsiniz.

Narsist Neden Aldatır?

narsist neden aldatir
narsist neden aldatir

Narsistik yapıya sahip kişilerin partner / eşlerine çok da dürüst olmadığını, sadakat konusunda zaaflarının bulunduğunu, tek eşlilikte sıkıldıklarını, başka başka kişilere yelken açtıklarını söyleyebiliriz. Partnerler tabii bu tür sıkıntılara maruz kaldıklarında anlam veremiyorlar, partnerlerinin neden aldattığı – ihanet ettiğini anlayamıyorlar. Bu yazımızda narsist kişi neden aldatır sorusuna yanıt verip bireylerin anlamlandırma çabalarına katkıda bulunuyoruz.

Öncelikle bilmeniz gerekir ki kendinizi suçluyor ve yetersiz hissediyorsanız aldatılma olaylarında sizinle ilgili hiçbir sıkıntı bulunmayabilir. Biliyoruz ki herşey yolunda gitse, cinsel yaşam çok renkli de olsa narsist bireyler aldatmaya yine yönelebiliyor. Bu sizinle değil, onun ihtiyaçlarıyla alakalı bunu aklınıza yazmanız şart. Her narsist aldatır diyemeyiz fakat bu tür kişilikler kendilerine çoğu şeyi hak görmeleriyle tanındıkları için partnerleri dışında biriyle de birlikte olma / cinsellik yaşama gibi davranışları normalleştirebiliyorlar.

  • Narsist; sevilmeye değer olduğunu kanıtlamak için bu tür heyecanlara kendini sokabilir. Ne kadar kendine güvenen, gözü pek, kendiyle barışık gibi görünse de narsistler diplerde sevilmiyorum inancı barındırmaya müsaittirler. Partneriyle de işler iyi gitmiyor, tartışmalar ya da geçimsizlikler oluyorsa kendisinin sevilmeye layık olduğunu kanıtlamak için 3. şahıslara yönelecektir. “Bak gördün mü beni sevenler var, demek ki sorun bende değilmiş” gibi bir kanıt çabası da bulunabiliyor. Bu tür durumlar kulağa çok saçma ve çocuksu gelse de narsistlerle ilgili konuşuyorsak şaşırmamalıyız.
  • Diğer bir narsistlerin neden aldattığı ile ilgili inceleyeceğimiz madde çocukluğunda alamadığı sevgiyi, ilgiyi, önemsenmeyi telafi etme çabası diyebiliriz. Bu öyle bir eksikliktir ki asla doldurulamaz, sonu gelmez. Büyük bir boşluktur ve ne partner ne de 3. şahıslarla girdiği ilişkide bu boşluğu kapatamaz. Bir taraftan doyumsuzluk kelimesi bu konuyu en iyi açıklayan kelimedir. Kimle ilişki yaşadığı, kaç kişiyle yaşadığı mühim değildir. Çünkü tamam olma haline kavuşamayacaktır. Ne denli haz veren arzuladığı ilişkiler yaşarsa yaşasın o boşluğu dolduramadıkça yeni yüzlere yelken açacaktır. Bunu bertaraf etmenin tek yolu narsistin kendi geçmişindeki eksiklikleri görebilmesi ve kabul edebilmesidir.
  • Narsistlerin skor yapma amacıyla aldattıklarını söyleyebiliriz. Skor yapmakla ne demek isteniyor şöyle ki; bir spor müsabakasında sayı atmak, gol atmak mühim. Ne kadar çok gol atılırsa o kadar farkla kazanılmış olur. Narsist de aynı anda birçok kişiyle birlikte olmak, belli bir sayıyla yetinmemek hep daha fazlasını istemek, sayıyı artırmaya uğraşır hatta bununla övünür. “Bakın kaç kişiyle konuşuyorum, sevişiyorum” tarzında bir kanıtlama çabası vardır. Genellikle bu tür ilişki arayışında daha çok bedensel, cinsel bir amaç olur. Duygular ve bağlılık geliştirilmez.
  • Narsistler çokeşliliği, aldatmayı kendine hak görebilir. Örneğin eşine yönelik cinsel anlamda çabası olmaz, başka biriyle aldatır; ortaya çıktığında da “bizim güzel bir cinsel beraberliğimiz yok” açıklamasıyla aldatma davranışını temize çıkarmaya çalışır. Aldattım ama niye aldattım gibi bir tutumdadır. Hem suçlu hem güçlü denilen durum tam olarak budur.
  • Narsistler pek bilinmese de belli başlı bağlanma nesnelerine tutunurlar ve bunlara bağımlılık geliştirirler. Kimileri alkol, kimileri işkoliklik, kimileri cinsellikle haşır neşirdir. Evli olup evliliğinde sorun olmasa dahi, mutlu bir eş ilişkisi sürdürse de 3. kişilere yönelmesini durdurmayabilir. Patolojik bir hâlde dürtüsel olarak aldatmaya yönelir.
  • Bu tür kişilikler partner / eşlerine zulmeder, değersizleştirir, sevgi – ilgisini esirger, eleştirir. Bütün bunların yanında da onu suçlar. Hayatındaki sorunlarla ilgili onu sorumlu tutar ve kendini uzaklaştırır. Narsistler de duygulara ihtiyaç duyar; evin içindeki eşiyle sıcak bir ilişkide olamayan narsist dışardaki karşı cinse yönelir. Tanıştığı kişilere evliyse ve evliliğini saklamıyorsa “mutsuzum” izlenimi verir. Eşini kötüler. Ayrılacağım, boşanacağım yalanları atabilir. Manipülasyonu, avına düşürdüğü kişilere de uygular.

Depersonalizasyon ve Derealizasyon

depersonalizasyon ve derealizasyon
depersonalizasyon ve derealizasyon

Kişileri bunaltan ve korkutan, farklı ve deneyimleyenin anlam veremediği, çıldırıyor muyum deliriyor muyum? dedirten depersonalizasyon ve derealizasyon psikolojik karşılığı ve açıklaması olan iki durumdur.

İsimleri zor söyleyenen bunun yanısıra bu 2 durumu yaşayan kişilere bir o kadar zor durumlar yaşatan psikolojik problemle alakalı bilgilenmek istiyorsanız yazımızı sonuna kadar okuyup bilinmezliğin kaygısından bir nebze olsun sıyrılıp beraber çaresizlik duygunuzu yatıştıralım.

Depersonalizasyon ve Derealizasyon ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Depersonalizasyon Nedir Nasıl Geçer?

Psikolog Kağan AY Cevabı:

Depersonalizasyonun Türkçe karşılığı bireyin kendi benliğine ve bedenine uzaklaşması, kendine dışarıdan bakıyormuş gibi algılaması, kendilikten kopma olarak çevrilebilir. Kişiye aşırı bir korku salar çünkü gerçek mi rüya mı – “ben ne yaşıyorum” gibi şaşkınlık durumlarına yol açar. Çözümü depersonalizasyona yol açabilecek geçmişten gelen travmatik sıkıntıların çözümlenmesi, kişide geçmişten bu yana yaşantıların birikimi ve duygusal anlamda yük oluşturması, ailede kopukluklar ve sevgi – ilginin gösterilmemesi – yalnızlık duyguları gibi çeşitli etmenler bu rahatsızlığa yol açmaktadır. Depersonalizasyonun tedavisi mutlak anlamda psikoterapidir, bireyin sadece güncel ve gelecekteki yaşam gidişatının düzenlenmesi yanında geçmişteki yaşantıların işlemlenmesi gereklidir.

Derealizasyon Nedir?

Derealizasyon, depersonalizasyondan farklı olarak bireyin kendine yabancılaşması değil, gerçeklik algısını kaybetmesi hissidir. Hissidir diyoruz çünkü gerçeklik algısının kaybedilmesi psikozdur, depersonalizasyonda ise reel anlamda böyle bir durum söz konusu değildir, yoğun duyguların ve hissizleşmenin getirisi olarak illüzyonel bir durumdur. Birçok kişi çıldıracağını, delireceğini(halk tabiriyle), aklını yitireceğini zannetmektedir. O an için çok gerçekçi gelse de kişi bunları yaşamaz. Psikotik durumdan temel farkı budur. Tedavisi yine depersonalizasyonda olduğu gibi terapidir. Birey, yaşamını zorlaştıragelmiş ve işlevsel olmayan tüm faktörlerin farkına varıp bunları optimize etmelidir.

Her iki bozukluğun çözümü, terapisi zorlu değildir. Uzman ve bu alanda deneyimli psikoterapistle danışanın uyum yakalaması ve sürece çıkmaları sonucu bu hissiyatlarla vedalaşmak mümkündür.

Derealizasyon Depersonalizasyon Belirtileri

  • Çevredeki cisimlerin varlığını bilmek fakat yokmuş gibi algılamak
  • Zaman algısında problemler (Time distortion)
  • Kişinin kendi bedeninden kopuyor olma hissi
  • Kişinin kontrolünü kaybediyor hissi
  • Kendine veya çevresine istemsizce zarar verebileceği düşünceleri

Anksiyete bozukluğu grubunda görülen bu iki durum kişide kronikleşebilmekte. Her birey hayatında bir – birkaç kere panik atak, yabancılaşma hissi gibi can sıkıcı deneyimler yaşayabiliyor. Eğer kişide tekrarlı şekilde bu tür sıkıntılar devam ediyorsa anksiyete çalışılması gerekiyor. Terapi sürecinde ilerlemelerle birlikte derealizasyon ve benzeri çıktılar azalarak kaybolmaktadır.

Çocukluk ve gençlik döneminde aşırı yalnızlık, ihmal, uyaran eksikliği, ebeveynlerin aşırı stresi ve kendi sorunlarıyla boğuşmaları etmenleri olumsuz etkiler. Çocuğun stabil, huzurlu, ilgili, sevildiğini ve önemli olduğunu hissettiği bir ortamda yetişmesi şarttır. Anksiyete bozukluğu daha çok kaotik, az sonra ne olacağı belli olmayan, kavga – gürültü içinde, örseleme ve rencide atmosferinin olduğu, kaygının barındığı, belirsizlik ve güvensizliğin kol gezdiği ailelerde görülür. Derealizasyon ve depersonalizasyonun anksiyete kaynaklı bozukluklar olduğunu tekrar hatırlatarak çocukluk dönemindeki tutumların ve bireyin üstündeki etkilerinin iyi derlenmesi gerekir. Bu çalışma tedavi ve terapinin büyük kısmını kapsar. İyileşme yolunda en önemli adımlardandır.

Neden Psikoterapi

Anksiyete bozukluklarında psikiyatrik tedavide ilaç tedavisi sıklıkla kullanılsa da tek başına ilaç yeterli olmayabiliyor. Kullanıldığı süre zarfında belirtileri baskılasa da birçok durumda ilaç bırakıldıktan sonra problemlerin tekrar ettiği görülüyor. Psikoterapi danışanın belirtilerine müdahale etmek yerine belirtileri yaratan durumlara yönelik bakış açısı geliştirme, duygu regülasyonu, bilişsel kapasite, farkındalık, içgörü, mentalite gibi alanlarda çalışır ve orta – uzun vadede anksiyete yaşama ihtimalini minimuma indirir, ortadan kaldırır.

Psikoterapi ile kazanılan edinimler kalıcı olur. Birey baş etme mekanizmaları öğrenir, işlevsel olmayan tutum ve düşünce açılarını yenileriyle değiştirir. Kök aile, eş, çocuk, iş yaşamı gibi yaşamda önemli yer tutan ve kişiler arası ilişkilerin üstündeki etkilerinde farkındalık kazanır; hayır deme, sınır koyma, istek ve talepleri iletebilme, arzularını ve hedeflerini keşfetme gibi yetenekler geliştirir.

Depersonalizasyon ve/veya derealizasyon probleminiz varsa ya da bir yakınınız için destek arıyorsanız bize ulaşabilir, randevu ve bilgi alabilirsiniz. Psikolojik rahatsızlıklar çözümsüz değil, tam tersi uygun adımlarla rahat nefes alacağınız sıkıntılarınızdan arınacağınız günler çok uzak olmuyor.