Narsist kişiyle yaşanan bir ilişkinin en güzel, çoğu durumda da “tek” güzel dönemi başlarıdır. Bu evrede narsist partnerine biricik, değerli, dünyada eşi benzeri olmayan kişi, önemsenen, sevilen biri hisleri yükler. Bu duyguları yaşatmaya yönelik davranış ve tutumlarda bulunur. Sürprizler gelir, heyecan ve tatlı şaşkınlıklar eşlik eder. Aşk sarhoşuna dönen partner belki de hayatında hiç deneyimlemediği bir aşk içinde bulur kendini.
“Film gibi!”, “gerçek olamayacak kadar güzel!”.
Gerçek değildir zaten…
İdealizasyon Evresi
Narsistlerin ilişkide takip ettiği 3 evre vardır; idealizasyon, değersizleştirme, kayıtsızlık. Bu 3 evrenin idealizasyon süreci ilişkinin en başına denk gelen, narsistin kurbanını elde etmek için çabaladığı balayı deneyimidir. Türkçe karşılığı yüceltme olan idealizasyon değersizleştirmenin tam tersidir. Partneri el üstünde tutan, onu dinleyen, düşüncelerine ve isteklerine saygı duyan hatta karşılamak için fır dönen, partner talep etmese bile onun hoşuna giden/gidecek şeyleri yapmak için fırsat kollayan narsist, partnerini rüyadaymış gibi ve “ben bu kadar sevilen biri miydim ya!” dedirtecek kadar iyi hissettirir.
Narsistlerin ilişkinin en başında sıklıkla kullandığı cümle kalıplar; ruh eşimsin, daha önce hiç böyle hissetmemiştim, senin gibisini tanımadım muhteşem birisin, bana çok iyi geliyorsun gibi size iyi hissettirecek ve biricikmişsiniz gibi bir muameleyle karşı karşıyaysanız bu uzun sürmeyebilir.
Hızlı ve Yoğun Başlangıç Düşündürmeli
İlişki çok hızlı mı ilerledi? Kısa zamanda beraber büyük işler mi başardınız? 🙂 Başka çiftlerin aylarca senelerce yapamadıklarını sadece birkaç hafta içinde deneyimlediniz mi? Siz sevgili olmanıza rağmen evli kişilerden daha evli mi oldunuz? Zamanınızın çoğunu partnerinizle geçirmek, telefon konuşmaları, herşeyi paylaşmak ve iki kişiyken bir gibi olma durumu mu vardı? Bunlar kulağa hoş gelen şeyler, bir yanlışlık ya da kusur yok bilakis insanlar olarak hepimizin tatmak isteyeceği, ayakları yerden kesen güzel bir aşk hikayesi geliyor kulağa.
Eğer bir ilişkide hız ve kısa zamanda yoğun yaşantılar varsa orda illa bir “ilerde sıkıntı çıkacak” demeyebiliriz fakat “ilerde sıkıntı çıkabilir hatta bu durum tam tersine dönebilir” akla gelmeli. Çünkü narsistler yukarda bilgi verdiğim gibi önce idealize ederler sonra değersizleştirirler. Ve emin olun göklere çıktıktan sonra yere çakılmayı yaşamak istemezsiniz, belki de çoktan yaşadınız. Tadı nasıldı?
Hızlı ve yoğun ilişki yaşıyorsanız şu soru çok kilittir; “Bu kişi bu tutumunu içten, kendiliğinden mi yapıyor? ve dolayısıyla bu hep sürerli olur gibi mi duruyor? yoksa beni kazanmak/elde etmek için ekstra harcadığı bir çaba, köprüyü geçene kadar beni yeğ mi tutuyor, sırtımı mı sıvazlıyor? Elbette bunu ayırt etmek pek kolay değil hem de çoğu kişi içinde bulunduğu güzel durumun bu tarz bir manipülasyona alet edildiğine inanmak istemiyor, konduramıyor. Fakat ruh sağlığınız için bunu yapsanız iyi olur…
Bir diğer turnusol da partnerinizin diğer kişilere yönelik tutumları nasıl? Özünde değer veren, anlayışlı, iyi hissettiren biriyse diğer kişilere de bu şekilde davranır. Yani kendisinin genel tutumu böyledir. Fakat örneğin erkekse ve ablası/annesiyle ilişkisi çalkantılıysa, onlara yönelik tutumları berbatsa ve size şuan hayatının anlamıymış gibi davranıyorsa ne yazık ki siz de ilerde annesi veya ablasının kaderini paylaşma potansiyeline sahipsiniz.
Yazıma ek olarak yazıda bahsettiğim Narsisistik İlişkinin 3 Adımı videomu izleyebilirsiniz:
Narsisistik kişiliklerle ilgili çok fazla özellik var ve bunlar narsistlerle etkileşimde olan kişiler tarafından merak ediliyor. Bu yazımızda narsist yalan söyler mi? sorusuna cevap vereceğim. Narsistlerdeki yalan davranışıyla ilgili en bilinmeyen yönlere yer vereceğim yazımı dikkatle okuyun.
Narsistler partnerlerini, arkadaşlarını, işyerindeki kişileri hatta dostlarını bile kandırabilir ve yalan söyleyebilirler. Bunu farkında olmadan bile yapabilirler. Narsistlerin, düşünce ve inançlarına her daim doğru olarak yaklaştıklarından mütevellit söylediklerinin ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğuna bakmaksızın ikna ve laf cambazlığı yolundadırlar.
Narsistler olay ve durumları çarpıtarak ele almaya bayılırlar. Karşısında saçınızı başınızı yolacak duruma gelirsiniz. Eğip bükerek anlatırlar, olayları kendi algılarından bozunuma uğratmaktan geri durmazlar. Elbette ki her insan kendi algısından olaylara yaklaşır. Dünya üstündeki insan sayısı kadar gerçeklik var. Fakat hakikat noktasına yakınlaşmak gerekir. Bazı şeyler netliğe yakındır, mutabık olmak o kadar da zor değildir. İşte narsistler alenen olan durumlarda dahi “bu kadar da pes!” dedirtecek kadar yalan ve çarpıtma içinde olabiliyorlar.
Narsisistik füzyon, kişinin kafasındaki katı bilginin dışında herhangi bir bilgiye kapalı olması halidir. Karşısındaki insandan da kendi kafasındaki doğruya uymasını, bir nevi biat etmesini ister. Uzun uzadıya tartışmalar, haklılık çabaları, fikir ayrılıklarına tahammülsüzlük, eleştirel ve üstten bakan tutum, başka görüşleri değersizleştiren ve aşağılayan bir kendini beğenmişlik… Bu tür özellikler silsilesine sahip kişinin partnerini aldattığını düşünelim. Aldatma davranışını günün sonunda aklayacak şekilde konuşmalar ve kendini savunmalar yapması işten bile değil. Yalan ise bunlara dahil.
Gaslighting gibi başkasının aklıyla oynayacağı manipülasyon teknikleriyle karşıdakinin doğru olduğundan emin olduğu anıları, yaşantıları olmamış gibi ya da olduğundan farklı gösterme eğilimi narsistlerin birçoğunda mevcuttur. Başlı başına yalan davranışı olan bu ağır manipülasyon tekniği ile maruz kalan kişi gerçekliği ve hafızasını sorgular hale gelir.
Narsist kişi kendi çıkarlarını gözetir. Diğer yandan utanç ve suçluluktan sıyrılmak için bin takla atabilir. Kendi çıkarları doğrultusunda yalanlar söyler, yeter ki sonucunda istediği gibi olsun. Utanç ise narsistlerin en uzak durmaya çalıştığı duygudur. Rencide olmamak, başkalarının gözünde düşmemek için büyük çaba sarf eder, gerekirse yalan söyler.
Narsistlerin duygusal olgunlaşmamışlıkları vardır. Bazıları çocuk gibi bazıları ergen gibidir. Değer yargıları ve ahlaki çerçeveleri net olmayabiliyor. Yalan söyleme davranışının yanlış, olmaması gereken birşey olduğu ailesinden ve çevresinden öğretilmemiş ya da kendisi içselleştirmemiş ise kolaylıkla yalan söyleyebilir.
Yalanı yalan olarak oturtmamış ve “beyaz yalanlar”, “basit şeyler” gibi adlandırarak yalanı meşrulaştırabilir. Narsisizme sıklıkla makyavelizm de eşlik edebiliyor. Zafere giden yolda herşey mübahtır mentalitesine sahip bu kişiler için yalan gayet sıradan birşeydir. Karşısındaki kişiler ne kadar anlatmaya çalışsa da, narsiste ne tür bir yanlışın içinde olduğunu göstermeye çalışsa da nafile kalacaktır.
Narsist anne belirtileri, çocukları, eşi, ailesine yansıttığı davranış ve tutumlar nelerdir, narsist bir anne nasıl olur? gibi sorulara cevap verdiğim yazıma hoşgeldiniz. Annenizin ya da başka bir annenin narsisistik kişilikte olduğundan şüpheleniyor olabilirsiniz. İlişki ve evlilikteki narsisizmden farklı yanları olmakla beraber narsist annenin en büyük zararı çocuklara oluyor. Dolayısıyla bu yazıda çocukları merkeze alarak bu yazıyı yazıyor olacağım. İyi okumalar.
Narsist Anne Belirtileri Nelerdir?
Narsist bir anneyi nasıl anlarız ve belirtiler nelerdir dersek herşeyden evvel çocuğunun beklenti, arzu, şikayet ve sınırlarının farkında olmayan, çocuğunun adına doğruyu ve yapılması gerekeni bilen ve çocuğunun ona koşulsuz olarak uymasını bekler. Buna psikolojide “uzantısı olarak görmek” deriz. Çocuğu, kendinden ayrı bağımsız bir birey gibi değil, kendisinin devamı ya da parçası olarak görmek denebilir. Anne lokomotifse çocuk vagondur. Çocuk, annenin gittiği yönü takip etmek zorundadır. Öteki türlü anne tarafından cezalandırılır, korkutulur, utandırılır, sevilmez, değersiz ve yetersiz hissettirilir. Yani birçok yaptırıma maruz kalabilir. Temel nokta annenin haklılığıdır.
Narsist annenin diğer belirtisi çocuğun duygusunu anlayamamak dolayısıyla o duyguyu görememek ve karşılayamamasıdır. Çocuğu yük olarak görür, baş belası ya da ayak bağı olarak algılayabilir. Kendi hayatını engelleyen, değersiz, bir birey değil de ezilmeyi hak eden işe yaramaz birşey olarak düşünebilir. Görüldüğü üzere narsist annenin çocuğunda “yük gibi hissetmek”, “değersizlik”, “beceriksizlik” gibi duygular yaygın görülür. Özellikle eleştirel, negatif narsist annelerin çocuklarında yetersizlik ve beceriksizlik görülmesi kaçınılmazdır.
Narsist Anne ile Başa Çıkma
Narsist anne ile başa çıkmak çocuklar tarafından zamanla bilinçdışı öğrenilir ve kalıplaşır. Bazı çocuklar annenin baskı, sert otorite ve kısıtlamalarına yönelik asileşip güç mücadelesine girerken bazı çocuklar uyumlanma göstererek sinerler. Bu ikinci tip çocuklar sessiz, kendi halinde, özgüveni kırılmış, kendi hakkını savunamayan yapı geliştirebilir. Narsist anne ile baş ederken yaşı daha ileri olan gençler fikir ayrılıklarında ve tartışmalarda haklılık savaşına girmemesi gerekir çünkü kazanamayacaklar. Yıpranmakla kalırlar bunun yanında anlaşılmamışlık, karşımdaki duvar gibi, çaresizlik, çıkmazdalık gibi hislerle kalırlar. Baş edilmesi güç olan narsist anneler kontrolün kendilerinde olmasını ister ve yönetmek, gütmek gayesindedirler. Bu annelerin çocuklarının üniversiteyi dışarda okumak, evden bir şekilde uzaklaşmak arzusunda olduğunu görüyorum.
Narsist anne ile baş ederken eğer varsa baba anlayışlı ve daha dengeli bir ebeveynse onunla yakın olmak, desteğini hissetmek, yalnız olmadığını bilmek gibi durumlar yaşanılan zorlantıları hafifletecektir. Narsist bir anneyle baş etmenin en kestirme yolu onunla mücadele etmemek, onun istediği gibi biri olmak yolu seçilmese de onun istediği biriymiş gibi davranmak yani bir nevi rol yapmak durumu bir yere kadar kurtarabilir. Güçlendikten ve bağımsızlığı iyice kazandıktan sonra narsist anneye karşı daha kararlı bir duruşsergilenebilir. Bu raddeye varmadan annesine karşı gelen her çocuk / genç maddi – manevi yaptırımlara maruz kalabilmekte.
Narsist Anne Çocuğu Hastayken İlgilenir
Narsisistik yapılarda kendi potansiyelini gerçekleştirmekten çok uzak ve sahte bir bellik bulunduğu için, başkalarının mutluluğu onları rahatsız ederken başkalarının mutsuz, acınacak, sıkıntılı durumda olması ise onları sevindirir ve bunu görmekten haz duyarlar. Aynı şey narsist annenin çocuğu hastayken de tezahür eder. Şöyle ki normal şartlarda çocuğuyla ilgilenmeyen anne, çocuğu düşkün, muhtaç olduğu zaman geçici bir vicdani duyguyla çocuğuna rutinde vermediği ilgiyi verebilir. Bu, çocuk tarafından bilinçdışı olarak “sevilmenin ve ilgilenilmenin yolu hasta olmaktır!” inancı yerleştirir. Sık sık hasta olan çocukların ebeveynlerini iyi incelemek gerekir; normalde verdiği şefkat ve alakayı çocuğu hasta iken veriyor olabilir.
Narsist Anne Kendisi Çocuktur
Narsisizmde duygusal olgunlaşmamışlık net şekilde görülür. Narsist kişi biyolojik yaşı 40 da olsa 12 yaşında gibi davranabilir. Etrafındaki kişiler tarafından “yaşının eri değil, yaşının hareketlerini yapmıyor” gibi yorumlar gelir. Narsist anne kendi kök ailesi ve geçmiş yaşam hikayesinde yaşadıklarından dolayı duygusal olarak olgunlaşamamıştır. Kendisi ilgi bekleyen, kıskançlık duyan, rekabetçi duyguların içinde bulunan, değersiz hisseden, saygınlıkla değil baskıyla otorite elde etmeye çalışan bu anne, çocuğuna annelik yapıp onu çekip çeviremez. Bazı durumlarda erken olgunlaşma gösteren çocuk, annesine ebeveynlik yapabilir. Yani roller değişmiş olur.
Narsist Annenin Kızı Olmak
Narsist anne hemcinsi olan kızını çocukluktan başlayıp ergenlik dahil yaralayabilir. Kadınlığını baltalar. Kız çocuğunun ilk rol modeli ve idolü ister istemez annedir. Anne ne yaparsa&derse onun doğru olduğu yönünde kanıksayan kız, temel duyguları toksik şekilde geliştirebilir. Örneğin güveni ele alalım; annesinin ağzından şu tarz cümleler duysun: “Erkekler güvenilmezdir, her erkek aldatır”. Bu tarz telkinlere maruz kalan kız çocuğu için gözünde erkeklerin nasıl bir halde olabileceğini kestirebilirsiniz.
Narsist annenin eşiyle ilişkisi de kız çocuğu için mühimdir. Babayı değersizleştiren, otoritesini sarsan, baskılayan bir anne ile büyüyen kız, erkekleri yönetmeyi doğru bulan, baskın, bencil, empatiden uzak bir pozisyona evrilebilir çünkü annesinden miras bu kalmıştır. Her ne kadar “annem gibi olmak istemiyorum” dese de “aynı annem gibi oldum” kaçınılmaz olur.
Narsist Annenin Zehri
Narsist anneler sembolik anlatırsak etrafındakileri zehirler. Bunu bilinçli yapmazlar, onlar kendilerinin farkında değillerdir dolayısıyla hata – yanlış yapmadıklarını düşünürler. Kendilerini sorgulamazlar ve her daim suçlarlar. Çocuğunun yaşı 7 de olsa 15 de olsa suçlamaktan imtina etmez. Dışarıdan mantıklı bir insanın hayretler içinde kalacağı durum onun için gayet normaldir.
Çocuğunu etrafa karşı korumaz, savunmaz, ezdirir. Çünkü en başta kendisi ezer. Çocuğun psikolojik anlamda nasıl bir tahribata uğrayacağını hesap edemez. Çocuğu ağladığında yatıştırmak yerine öfkelenir. Üzüntü, kırgınlık, kızgınlık gibi duyguları yaşamasına müsade etmez, engeller. Narsist bir anne ile büyüyen çocuğun ilerde koşulsuz sevilme, değer görme, kabul edilme, varlığının onanması gibi alanlarda eksiklikler yaşar. Bu tür hasarların onarılması zor olmaktadır. Narsist bir anneyle büyüdüyseniz, geçmişinizin ve hayatınızın sorgulamasını yapmalı, analiz etmeli, kendinize sahip çıkmalı ve yaraları sarıp üstüne koyarak kendinizi gerçekleştirme yolunda stabil bir anneye sahip olanlardan 1 – 0 geride başladığınızı bilerek kendinize ekstra şefkat göstermek durumundasınız.
Narsist kişilerin cinsel hayatlarında kendilerini kanıtlama çabası(performans kaygısı), partnerine üstünlük kurma ihtiyacı, partneri tatmin etme görevi gibi tutumları olduğunu biliyoruz. Narsist kişinin partneri yer yer uçarı ve sıradışı bazı davranışları aşırı bulabilir. Hayatlarının birçok alanında kendini kanıtlama kaygısı güden bu yapıdaki kişilerin yatak odasında da bu tür bir pozisyonda olmaları şaşırtıcı değil. Bu yazıda narsistlerin cinsel hayatları nasıldır? sorusuna yanıt veriyor olacağım.
Narsistler sansasyonel, ekstrem, heyecanlı şeylerin peşinden gidip rutin ve aynılıktan uzak durabiliyorlar. Cinsel yaşamlarında da fanteziler, çok eşlilik, uç istekler, sadizm eğilimi gibi değişkenliklerde kendilerini gösterebilirler. Klasik narsist ve gizli narsist cinsellik bakımından ayrılırlar. Klasik narsistler daha çok otorite kurma, kontrolü elimde tutmaya eğilimliyken gizli narsistler daha çekimser, pasif, renksiz bir cinsel yaşama sahip olabiliyor. Gizli narsistleri de 2 ana başlığa alırsak; ilk kısım karşı cinsten çekinen ve geçmişte doyurucu ilişkiler yaşayamayıp şuanki eşi – partneriyle yüksek dozda cinsellik yaşamak isteyen yani bir nevi telafi eden; ikinci kısım ise daha aseksüel tarzda yani libidosu düşük, partneri talep etmeden çok fazla birleşme istemeyen kısım.
Narsistlerin love bombingde uyguladığı duygusal ve davranışsal yoğun ilgi tutumu yatakta da vardır. Başlarda partnerin gözünde seks tanrısı/tanrıçası gibi görünmek isteyen narsist, ilerleyen sürelerde eğer bir de hayatında 3. kişiler varsa cinsellikte ilgisizlik, isteksizlik, kayıtsızlık sergileyebilir.
Partnerinin arkadaşlarına yönelik fanteziler geliştirebilir. Bazı narsistler partnerini yeterince sindirmişse tekliflerde dahi bulunabilir. Unutulmamalıdır ki herşeyi kendine hak görebilmesi buna sebep olur. Partnerini kısıtlayan – kıskanan narsist aslında kendi zihninde benzer şeylere sahip olduğu için partneri de benzer şekilde fantezilere sahip olabilir şüphesiyle ona kıskançlıkla yaklaşır. (Projeksiyon)
Ters ilişki talebinde sıklıkla bulunurlar. Kontrol etmek, üstünlük sağlamak, tepeden bakmanın bir tezahürü de yatakta partnere acı verme potansiyeli olan bu ilişki türüdür.
Evli narsist, eşi tarafından reddedilmeyi hazmedemez. Öfkelenebilir veya eşini cezalandırabilir. Eşi istemediği halde ona tecavüz edebilir. “Evliysek ve kocansam benimle birlikte olmak zorundasın” gibi sert yaklaşımla eşinin isteğinin ya da arzusunun önemini yok sayarak zorla ilişki isteyebilir.
Özellikle erkek gizli narsistlerde anneye düşkünlük varsa(anne kompleksi), eşini annesiyle özdeşleştirebilir. Annesinden aldığı bakımı eşinden bekleyebilir. Eşini hizmetçi, işini gören bir anne gibi bilinçdışı gören narsist haliyle eşini şehvetle arzulamayacaktır. Çünkü bir nevi annesini arzulamış gibi olacağı için cinsellikten kaçar. Bu tür durumlarda 3. kişilerle birlikte olmak ya da mastürbasyon ile cinsel ihtiyacını giderebilir.
Grandiyöz narsistler cinsellikte sadistik eğilimler gösterebilir. Partnere veya eşe acı vermek, hakimiyet kurmak, aşağılamak, kaba kelimeler kullanmak gibi şeyler onu tahrik edebilir. Yatakta daha hakim taraf olurlar, partnerin boyun eğmesini ve pasif kalmasını bekleyebilirler. Koşulsuz şartsız ona uyulması durumu cinselliğinde de kendini gösterir.
Ghosting son zamanlarda iyiden iyiye bilinmeye başlanan, ilişkilerle ilgili kollektif bilinçlenmeyle beraber ismi sıkça duyulan bir tutum. Tutum dediğime bakmayın, tam anlamıyla bir psikolojik şiddet. Kısaca Ghosting nedir dersek; muhataba doyurucu olmadan hatta asgari seviyede açıklama yapmadan ortadan kaybolmak, sessizliğe bürünmek, iletişimi kesmek. Okuması dahi ne kadar zor değil mi? Yaşaması ve maruz kalması inanın çok daha zor… Gelin ghosting ile alakalı bilgilendirdiğimiz yazımızı okuyarak ilişkilerde daha bilinçli ve güçlü olun. Olun ki suistimale uğrama ihtimalinizi minimuma indirin.
Bir Soru: Ghosting Ne Anlama Gelir?
Ghosting’in Türkçe karşılığı “hayalet olmak, hayalet gibi kaybolmak” olarak alınabilir. Yaşı belli bir seviyenin üstündeki kuşaklar Casper çizgi filmini çok iyi hatırlayacaktır. Keza Scooby Doo çizgi filminde de ekip, hayalet avına düşerdi. Tabii hayalet gerçek bir hayalet değil, hayalet kılığına girmiş insanlar oluyordu! Ghosting yapan kişiler de tam manasıyla bu şekilde hareket ediyorlar. Kaçıyorlar, kovalanma umuduyla ve akılda kalma arzusuyla kendilerine gelinmesini bekliyorlar.
Ghostlamak işte bu tutumun uygulanması durumudur. Karşı tarafa yönelik hayalet olmak, hiç olmamış gibi davranmak, yok saymak, kaçmak, yok olmak. Hepsi bu manipülasyonu yansıtır.
Ghosting Nasıl Anlaşılır, Belirtileri Nelerdir?
Ghosting e maruz kalan kişide belli başlı sorunlar baş gösterir. “Herşey güzel ilerlerken şimdi ne bu? Ne oldu da ortadan kayboldu? Birşey mi yaptım ya da söylememem gereken birşey mi söyledim? Ortada bir problem mi var benim kaçırdığım? Benden hoşlanmadı mı? Sevilmeye değer değil miyim acaba? gibi birçok soru kişinin zihnine hücum eder. Ghostingin en önde gelen belirtisi zihindeki bu sonu gelmeyen sorulardır. Beynim durmuyor, elimde değil sürekli onu ve neden böyle olduğunu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum!
Diğer bir ghosting belirtisi sosyal medya gibi mecralardan kişinin uzaklaşması ya da sizi engellemesi, listesinden çıkarması ya da mesaj ve ulaşma girişimlerinize kayıtsız kalması. Tabii siz bu tür ekstrem tutumu anlamlandıramayacaksınız. Hak etmediğinizi ya da ortada bu şekilde gelişmesine sebep olacak geçerli bir mesele bulamayacaksınız. İşin zorluğu da işte burada.
Az önceki paragrafta anlamlandıramamak dedik. Soruların hücum etmesinin de depresif ruh halinizin de umutsuzluk ya da karamsarlığınızın da belirsizliğin de aslında temelinde bu anlamlandıramama sürüncemesi yatar. Yorucudur, tüketir, can sıkar, insanın enerjisini derinden sömürür. Karşı tarafın da istediği budur zaten: “Öldürmeyeyim ama yarım bırakayım, kan kaybetsin, sürekli beni düşünsün ve sürünsün!”. “Ve bana tıpış tıpış gelsin”. Ne kadar şeytani değil mi?
Ghostingin Nihai Amacı
Ghostingin başlıca 2 amacı olabiliyor. İlki karşınızdaki kişi kazanova, çiçekten çiçeğe konmayı düstur edinen, heyecan arayan, egosunu tatmin etmek isteyen biri olabilir ve artık sizle işi bitmiştir. Sizi hedeflemiyordur, ilgisini kesmiştir hatta başka kaynaklara yelken bile açmış olabilir. E madem öyleyse neden üç beş kelime “kardeş sen yoluna ben yoluma” demiyorsun diye sitem edebilirsiniz, haklısınız. İşte bu olgunluğu gösteremediği için acı çekiyorsunuzya zaten.
Ghostingin bir amacı da yapan kişi sizi kendisine bağımlı hale getirmeye çalışıyordur. Bu mekanizma şöyle işler: Sizle ilgilenmiştir, bu ilgi hoşunuza gitmiştir. Yavaş yavaş ya da hızlıca bu ilgiyi keser, ardından ufak ufak ya da bir anda uzaklaşır ve o ilgiyi keser. Siz bu sefer panikler halde alıştığınız ilişkinin ilgisini kaybetme korkusuyla tutuşursunuz. İşte bu noktada duygusal anlamda yenik düşüp suistimali yapana bir şekilde ulaşan, tekrar ilişkinin devamını sağlayan kişiler tuzağa düşmüş olur. Ayrılık korkusuyla başlayan ilişkinin ileriki safhaları pek de iç açıcı gelişmeler doğurmayacaktır.
Kimler Ghosting Yapar?
Buraya kadar verdiğim bilgilere göre bir çıkarımda bulunduğunuzda tabii pek alçakça ve sinsi bir davranış olduğunu fark etmişsinizdir. Peki ghostingi kimler yapar? diye soracak olursak ön planda belli başlı kişilikleri sayabiliriz. Bunların başında narsisistik kişilik bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu, paranoid kişilikler, antisosyal kişiler sayılabilir. Diğer yandan ilişkilerde manipülasyon ve başkalarının duygularıyla oynamayı düstur edinmiş kişiler de olabilir.
İlk etapta ghosting uygulayan kişinin güçlü, özgüvenli, kendinden emin ve baskın olduğu düşünülse de buna başvuran kişinin derinlerde büyük problemleri olduğu, aslında özgüvensiz ve korkak bir yapı olduğu nettir. Güvenli bağlanamamış, düz ve ahlaklı yollardan karşısındaki kişiyi kazanıp bir insani ilişki devam ettirme yolunu seçemeyen zayıf kimselerin işidir ghosting.
Ghosting Ne Hissettirir?
Ghostinge maruz kalan kişi belirsizlik, karamsarlık, boşluk, depresiflik, çaresizlik hisleriyle boğuşabilir. Anlamsızlık ve boşluğa düşmüşlük şiddetlidir. Kolu, kanadı kırılmış gibidir kişi. Ne olacağını bilemez bir bekleyiş, bazen umutlanmak ve enerjide artış bazen de heves kırılması gibi duyguların içinde kalabilir. Görüldüğü üzere pek de hoş birşeyin içinde olmuyor bunu yaşayan kişi. Özellikle ghost’layan kişiyle ilgili romantik hayaller, hedefler kurduysa büyük bir hayal kırıklığı ve yarım kalmışlık hissine yol açıyor. Yüzüstü bırakılmış, kandırılmış hissediliyor. Geçmişte yaşanan olumsuz şeylerin can yakması kadar gelecekte yaşanabilecek, yaşamak istenen şeylerin gerçekleşmemesi de bir o kadar derinden yaralıyor.
Ghosting Yapan Biri Geri Döner mi?
Bu duruma maruz kalan kişinin kafasındaki en önemli çıkmaz haliyle döner mi? Nihai amacı olarak başlıca 2 seçenekten bahsetmiştim. Eğer kişi sizden vazgeçmiş ve kendi yoluna bakıyorsa bekleyişiniz beyhude olacaktır. Fakat niyeti sizi kendine bağımlı hale getirip sizi elde etmekse bu sessizliği kendisi bozabilir. Sizin sorumluluğunuz bu kişinin dönmesini beklemek olmamalı. Şöyle düşünün; size bu derin ve yoğun negatif duyguları yaşatan kişi gelse ne olur? Sağlıklı bir ilişki sürdürebileceğinize olan inancınız? Her ne kadar özlem, sevgi, istek, arzu duysanız da acı gerçekleri kabul etmek zor da olsa gerekli. Dönse dahi böyle geride kalanı inanılmaz zor durumda bırakacak davranışta bulunan birinden hayır gelir mi? Güvenilir mi?
Ghosting Yapan Erkek Psikolojisi
Ghostinge başvuran erkekler, güvensiz bağlanan yani ilişkilerde kaygı yaşayan ya da daha çok kaçıngan bağlanan bireyler olmakta. Temel korkularını yaşamamak için partnerine hak etmese de acı çektiren ve sürüncemede bırakan erkek, duygusal şiddet sayabileceğimiz bu tür tutumla kendine bağımlı hale getirmeye de çalışabilmekte. “İstediğim zaman gider, istediğimde de geri dönerim, sen de o kapıyı ne zaman tıklatsam açarsın” mesajı verir. Zayıflığını örterken kadını yaralamış olur. Üstte bahsettiğim temel korkulardan en sıkları; kaybetme korkusu, reddedilme korkusu, sevilmeme korkusudur.
Kaçıngan bağlanan ve ghosting yapan erkek psikolojisini ele alırsam, yakınlaşmak isterken “fazla yakınlaştık, uzak dur, durmazsan ben tutarım” mentalitesiyle hareket edebilmekte. Gördüğümüz gibi çok sağlıklı psikoloji yapısı yok, partneri yoran ve anlam verememeye yol açan can sıkıcı ruh haline sokarlar.
Ghostlayanı Ghostlayın!
İnsan insana bunu yapmamalı dediğimiz bu tür bir psikolojik suistimale karşı uyanık olmanız kritik. Nokta koyma cesareti bulunmayan, virgül atıp sürüncemede bırakan kişiye zamanınızı, enerjinizi, bedeninizi, ruhunuzu teslim etmeyin, paylaşmayın. Sizi ghostladı ise acınızı yaşayıp güçlenerek bunun içinden çıkın. Eğer kapınızı çaldığı bir vakit gelirse ona yapabileceğiniz en büyük intikam onu onun silahıyla vurmaktır: Ghostlayın gitsin!
Narsisistik kişilik bozukluğu bir tür patoloji olmakla beraber birçok kişi tarafından merak ediliyor ve araştırılıyor. Ne olduğunu anlamak için çaba harcanıyor. İster eşiniz, ister sevgiliniz, ister aile ferdiniz ya da bir arkadaşınız olsun narsist ne demek sorusunun peşine düşülüyor. Bunaltı, sıkışmışlık, çaresizlik hissedilebiliyor.
Öte taraftan narsistin davranışları da nasıl olur ve ne tür şeyler gözlemlenir bilmek istiyorsunuz. Hem sitemizde sayısız makale hem Psikolog Kağan AY Youtube kanalımızda narsisizm ile alakalı her türden soru işaretinize karşılık bulabilirsiniz.
Narsistlerin Özellikleri
Narsist kişiliklerin özellikleri başat olarak şu şekilde ayırt edilir; suçlayıcıdırlar ve hiçbir zaman kendilerinde eksiklik, kabahat görmezler, her daim haklıdırlar, zeytinyağı gibi üste çıkarlar, özür dilemezler; dilerlerse de ağız kenarıyla zorakiyle ve içten olmayan geçiştirme bir özürdür, manipülasyonlara sıklıkla başvurur, değersizleştirme davranışlarında bulunur, rencide etme ve ezme girişimleri olur, üstten bakmacı ve ben bildimci bir tavır yaşamına hakimdir.
Narsistlerin üstünde sık durulmayan bir diğer önde gelen özellikleri ve sağlıklı insanlardan ayırt edildikleri husus ise çocukluk veya ergenlikte saplanıp kalmalarıdır. Biyolojik yaşı 30, 45, 70 dahi olsa duygusal yaş takılı kaldıysa hala bir çocuk ve ergenden bahsedebiliriz. Kriz yönetimi, sorumluluk almak, insan ilişkilerinde geçim, çocuklara ebeveynlik, iş hayatı, para yönetimi gibi birçok kulvarda narsistler yetersizdir. Bu yetersizliklerini sıklıkla özellikle eşlerine yansıtırlar.
Narsist Kişi Nasıl Anlaşılır
Narsist kişiyi anlamak aslında zor değildir; kendini pazarlama çabasındadır, “ben” kelimesini sık sık kullanır, ön plana çıkmak ister, ortamlarda kendisi konuşmak ve sempatik görünme çabası içindedir, ötekilerin mutluluğu ve keyfi onu rahatsız edebilir, aşırı özgüvenli bir hava verir, istemediği birşey olduğunda alınır, tetiklenir, öfkelenir, küser ya da tavır alır, kendi net doğruları ve değer yargıları vardır ve bunlar değişmez.
Narsisistik kişilik bozukluğu bir spektrumdur. Yani seviyeleri vardır. En yüksek seviyelerde kişide içgörü hiç bulunmaz; zor kişilerdir ve geçinmek illallah ettirir. Diyaloga geçmek zordur, orta yol bulma çabalarınız sekteye uğrar. Çaresiz ve ne yapacağınızı bilemez hale gelirsiniz. Yanında kasılırsınız ve rahat edemezsiniz.
Özellikle klasik narsistlerde yüksek özbakım, kendine toz kondurmama
Her durumda kendini savunması, geri adım atmaması
Narsist bir erkek nasıl davranır?
Özellikle kadın partnerler ve evli eşler açısından en çok sorgulanan durumların başında “narsist koca nasıl davranır” geliyor. Herşeyden önce gizli narsist ve klasik narsist davranışları birbirinden çok farklıdır. Bu yazımızda daha çok klasik narsist davranışlarına yoğunlaşalım. Narsist, eşini yalnızlaştırır, değersizleştirir ve ona maddi – manevi baskı ve suistimallerde bulunur. Kısıtlar, kıskanır, mutlu olunan anları kolayca berbat eder. En ufak şeylerden tartışma çıkarır. Az sonra nasıl bir problem yaşanacağını beklemeye başlarsınız.
Narsist koca eşinin gelişmesini istemez. Örneğin araç kullanmasını, yaşam içinde deneyim kazanmasını, geliri olmasını istemez. Bağımsızlık yolundaki her adımı tıkar, engel olur. Eşinin okuduğu kitapları, kişisel gelişim videolarını vs. eleştirir; “bana yeni yeni şeyler öğrenip gelme” gibi cümleler kurabilir. “Sen çok değiştin” ithamında bulunur. Partneri kendisine bağımlı kılma yolundaki engellerini tehdit olarak görür.
Manipülatif Narsist
Manipülatif narsist kendi çıkarları, kazanımları için diğerlerine zarar veren, kullanan, sömüren, üstünden geçinen hatta dolandıran insan çeşitidir. Her narsist manipülatiftir. Narsisistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler doğaları gereği insan ilişkilerinde manipüle ederler. Yönlendiren, etki uyandıran, telkin etkisi bulunduran kişiliklerdir. Manipülasyonların farkında olmak ve isimlerini bilmek, nasıl yapıldıklarına vakıf olmak korunmak için başlıca gereklidir. Bir narsistin manipülasyonlarına maruz kalmak ruh sağlığınızı alaşağı eder.
Narsist İnsanlar Depresyona Girer mi?
Bu kişilik bozukluğuna sığ bakılırsa depresyonla yakından uzaktan alakaları olmaması gerektiği düşünülecektir. Çünkü narsistler egolarıyla, gurur ve kibirleriyle, kendileriyle alakalı üstünlük algılarıyla bilinirler. Fakat unutulmamalı ki bu tutumları tamamen bir maskeleme ve sahte bir benlik oluşturarak utancı, değersizliği, eksikliği gizleme girişimidir.
Narsist birey dış hayatta, sosyal ilişkilerinde ne kadar başkalarına haksızlık yapsa da iç sesleri, vicdanın sesi yakalarını bırakmaz. Yaygın bilinenin aksine narsistler depresyona yatkındırlar. Örnek vermek gerekirse narsistler tümgüçlülüklerinin kanıtı olarak çevredekilere yardım ederek onları borçlandırır. İstediği karşılığı alamadığı zaman nankörlük sıfatıyla damgalar. Bu tür yaşantıların sonucunda öfke, kırgınlık, haksızlığa uğramışlık gibi duygularla boğuşur, depresyonla sonuçlanabilir.
Pasif narsist ne demek?
Pasif narsist, gizli narsisizmi temsil eden bir kavramdır. Covert da denilen bu narsizm türünün ayırt edilmesi, tespit edilebilmesi zordur. Çünkü belli kişilere yönelik sinsi tutumları dışarıya karşı kesinlikle yansıtmayan ve göstermeyen bu narsist kişilik yapılanması çok ehil ve dikkatli uzmanlarla ancak bu kişinin yakın çevresindeki bilinçli ve narsisistik kişilik bozukluğu ile ilgili farkındalıkları olan kişilerin değerlendirmeleriyle ortaya çıkarılabilmektedir.
Adında pasif ibaresi bulunsa da çok tehlikeli ve içten içe çürüten, sezdirmeden yavaş yavaş yıpratan kişiliklerdir. Utandırma, suçluluk hissettirme, vefa borcu, minnet, kendinizi sorgulamanıza sebep olabilecek birçok duygu ve duruma sürüklerler. Bu sebeplerden gizli narsist ile mücadele klasik narsizme nazaran oldukça çetindir.
Bu yazımızda “narsist ne demek?”, “narsist kime denir?” gibi sorularınıza yanıt verdim. Sitemizde birçok içerik ve anlamlandırmanıza yardımcı olabilecek içerik mevcut. Göz atmanızı tavsiye eder huzurlu bir gelecek dilerim.
Eşim narsist ya da narsist olduğundan şüpheleniyorum hatta eminim diyorsanız evliliğinizde birçok olumsuz duyguya sahip, tükenmiş, yorgun, çaresiz, çıkmazda hisseden biri olabilirsiniz. Eşinizin narsist bir kişilik olduğu yönünde gözlemleriniz var ve ne yapacağınızı bilemez haldeyseniz bu yazımda izlenebilecek yolları özetledim. Her evlilik dinamiği birbirinden farklı, genel geçer bilgiler sizin evliliğinizi tam yansıtmayabilir, bu sebeplerden kendi durumunuza özel danışmanlık almanız doğru yönlendirme için faydanızadır.
Narsistlerin Evlilikleri
Narsist bireyler daha çok verici, fedakar, alttan alan kişilerle evlilik yoluna girerler. Kendileriyle çatışma potansiyeli bulunan, fikir ayrılıkları yoğun yaşayabilecek kişilerle yapamazlar ya da evlilik yoluna girdilerse de sürekli tartışma ve anlaşamama hali hakim olur. Dışarıya karşı dünya iyisi iken eşini ve varsa çocuklarını ihmal eder ya da sıkıntılar yaratarak tüm içsel huzursuzluğunu en yakınlarından çıkarır. Özellikle bazı erkekler kök ailesine düşkün olup onlara yönelirken çekirdek ailesine yatırım yapmaz.
Narsistlerin evlilikleri huzursuzlukla doludur. Eşlerine içten ve samimi sevgi, ilgi vermezler. Eşler yalnız, değersiz, mutsuz, geri planda hisseder. Beraberiz fakat yalnızız fenomeni mevcuttur. Bazı eşler, narsist partnerini iyileştirme, düzeltme, değiştirme çabasına girebilmektedir. Bu girişimlerin tamamına yakını sonuçsuz kalır malesef. Hatta ters teptiği durumlar azınlıkta değildir. Bu tür bir duruma girmek yerine, narsistin eşi olarak kendi zaaf ve özelliklerini tanıma yoluna girilirse duygusal anlamda çok daha kolay çözünümler meydana geliyor. Partnerdeki değişim narsiste de sirayet edip evlilik daha kaliteli hale evriliyor. Partnerdeki değişime narsistin ayak uyduramadığı durumda ise boşanma gibi bir süreçte partner daha az acı çekip daha az yıpranarak önüne bakabiliyor.
Narsist Koca Özellikleri
Kadın narsisistik kişilikler de var fakat bu yazıda daha çok erkeğin narsist taraf olduğu tabloyu özetleyelim. Kadınlar evlilikteki sıkıntılardan dolayı narsist koca özellikleri nasıl olur merak ediyor. Narsist kocalar eşlerini fanusta tutmak ister, arkadaş ortamı olsun istemez, kök ailesi ile bağlarını kıskanabilir ve koparmak isteyebilir. Eşinin gelişmesini istemez; kendine bağımlı kılmak için eşine sorumluluk belli alanlarda bırakmaz. Örneğin fatura ödeme, araç sürme, çalışma(maddi gelir) gibi alanlarda eşinin gelişimini desteklemez hatta taş koyar.
Kendi yetersizliklerini eşine yansıtır, “bunu başaramadım çünkü senin yüzünden”, “şu şöyle oldu çünkü sen şunu şöyle yaptığın için” gibi klişe cümleleri vardır. Suçlama davranışı yaygındır. Aşağılama, değersizleştirme, yok sayma, cezalandırma, evi terk etme gibi davranışlara başvurabilir. Evliyken bekarmış gibi hareket edebilir, bir eşi olduğunu ve ona karşı manevi anlamda sorumlulukları olduğunu hesaba katmadan hareket eder.
Narsist Ne Zaman Pes Eder
Narsistler ısrarcı, baskın, yönlendirici, manipülatif bireyler. İnsanı canından bezdirme potansiyelleri olup enerjiyi sömüren, haklılık yolunda sonuna kadar gidebilen kimseler. Güç savaşı, kontrol etme ihtiyacı peşinden koştukları alanlar. Peki ya narsist pes eder mi? Narsistler istediklerini alamadıklarında, almaktan ümidi kestiklerinde ya da tam tersi yönde eşinin enerjisini sonuna kadar bitirdikten sonra başka hedefler arayabilmektedir. Bağımlılıkları ağır bastığı sürece eşten ayrılmaz, ayrılmak isteyen eşe karşı tehdit, duygu sömürüsü, korkutma suretiyle yaklaşarak vazgeçirmeye çalışır. Fakat herhangi sebepten ayrılık durumu söz konusuysa başka kişilere yönelir.
Narsist Neden Mutlu Olmanızı İstemez
Narsist birey kendi içinde huzurlu ve dingin olamadığı için başkasının ve özellikle eşinin kendisinden bağımsız şekilde mutlu olmasını kaldıramaz. En ufak şeylerde problem çıkarır, “iki iyi olmayagörelim, hemen bozacak birşey bulur” cümlesini partnerlerden sık duyarız. Bir nevi kaostan beslenir, stres ve sıkıntı çıkardığı zaman görevini yapmış edasıyla öfkesini kusar. Tabii eşler anlam veremez; herşey iyi hoşken neden böyle yaptı? şeklinde anlamlandıramama durumu hakim olur. Narsist saf ve öz mutluluk halinden çok uzak olduğu için “ben mutlu değilsem sen de mutlu olma!” desturuyla hareket eder. İçten içe kendisindeki eziklik ve sıkıntıyı bilir fakat kabul edemez. Elinden gelen şey baltalamak ve huzur – güven ortamını sekteye uğratmaktır.
Bornova psikolog merkezi olarak, psikolojik destek arayan danışanlara yönelik pedagog, aile terapisi, çift danışmanlığı, evlilik terapisi gibi alanlarda hizmet veriyoruz. Deneyimli ve işinde yetkin psikolog araştırıyorsanız yazımızı okuyup psikolog seçerken nelere dikkat edilebilir fikir edinin. Bornova’da psikolog ücretleri ve seanslar ne kadar sürer gibi birçok sorunuza cevap oluyoruz.
Bornova Önerilen Psikolog
Bornova ve çevresinde önerilen bir psikolog arıyorum diyorsanız bu vasıflara bir uzman nasıl sahip olun, uzman bir psikolog nasıl seçilir. Öncelikle uzmanın psikoloji mezunu olmasına dikkat edin. Ardından kendini geliştirmiş olması, İzmir’de bilinen ve birçok danışana fayda sağlamış, mesleğini aktif icra eden bir psikolog olması mühimdir. Aktif danışan gören psikologlar pratiğe ve danışanlarla çalışmaya yatkındır. Yeni mezun psikologların kendini geliştirmesi ve deneyim kazanması gerekmektedir. Sizin ihtiyacınız ve rahat edeceğiniz uzmanı seçmeniz önemli. Çünkü psikoterapinin en temel ayaklarından biri uzmanın yargılayıcı tavırda olmaması, kapsayıcı ve anlayışlı tutumda kalması, danışanın kendini açabilmesi için güvende hissedeceği bir ortam sağlanmasıdır.
Bornova Psikolog Ücretleri
Bornova ve çevresi için psikoterapi ve psikolojik danışmanlık ücretleri 2025 senesi için ortalama 1500 tl ile 2500 tl arasında değişmektedir. Uzmanın deneyimi, çalışma alanları, eğitimleri gibi faktörler fiyatlarda etkilidir. Diğer yandan çocuk seansları ile yetişkin seansları farklı ücrete tabii olabilmekle beraber aile danışmanlığı da bu hizmetlerden ayrı ücretlendirilir. Bornova psikolog ücretleri genel itibariyle üstte belirttiğimiz fiyatlar arasında değişim gösterir.
Anksiyete Panik Atak Çaresiz Değil!
Kaygı bozukluğu çok yaygın görülmekle birlikte yaşayan kişileri fazlaca daraltan, hayattan soğutan, öldürmeyen ama bezdiren bir rahatsızlıktır. Kalp, terleme, nefes, sıkışma – boğulma gibi belirtileri bulunabilen anksiyete belirtileri kişileri rahat bir yaşamdan uzaklaştırıyor. Kurum olarak kaygı bozukluğu ile başarılı bir şekilde mücadele ediyor ve danışanlarımıza yol gösteriyoruz. Anksiyete çözümsüz bir rahatsızlık değil unutmayın.
Kurum psikologlarımız gerek panik atak temel sebeplerine yönelik çalışmalarla kalıcı olarak anksiyete ve panik ataktan kurtulmanıza hem de kısa vadede atak yaşayan danışanlara verdikleri yönerge ve psikoeğitimlerle panik atağı baş edilmez olmaktan çıkarıyor.
Bornova Pedagog ve Aile Danışmanı
Bornova’da 0 – 12 yaş çocuklar için pedagog hizmeti, aile içi psikolojik sorunlar ve problemlerle ilgilenilmesi için aile danışmanı destek verir. Kurumumuzda hem çocuk psikologu hem ergen terapisi alanlarında ayrı uzmanlarca psikolojik destek hizmetleri veriyoruz. Çocuklarımız değerli, kişilik oluşumunun en önemli evrelerinden olan çocukluk döneminde geleceğin yetişkinleri için bilimsel temelli çalışmalarla aileleri destekliyoruz. Problemler ve travmatik anıların etkilerini minimuma indirip silmek için çalışıyoruz.
Pedagog görüşmeleri 1 saat sürmekte olup özellikle ilk görüşmede ebeveyn(ler) ile görüşme yapılıp sağlıklı bir yol haritası için detaylı bilgiler alınır ve çocukla çalışılır. Süreç içinde aile bilgilendirilir, gerekirse yönlendirilir, psikoeğitim verilir. Bornova pedagog desteği ile çocuklarınızla ilgili çaresiz hissetmek ve kaygılanmak yerine çözüm odaklı beraber çalışalım.
Bornova Psikolog Merkezi
Bornova ve çevresinde psikolog desteği almak istiyorsanız uzmanı araştırarak kurumlara ulaşınız. İzmir’de psikolojik danışmanlık merkezi alanında uzun seneler hizmet veren ofisimizi arayıp asistanlarımızdan bilgi alabilir, kendiniz için en büyük yatırımlardan olan psikoterapi desteği ile daha kaliteli bir hayata adım atabilirsiniz. Psikolojik danışmanlık merkezimiz ekip olarak çalışmakta ve çocuk ergen terapisi alanında ayrı uzman, yetişkin ve çift terapisi alanında ayrı uzmanlaşmış psikologlar ile İzmir’de uzun yıllar psikolojik danışmanlık hizmeti vermektedir. Kurumumuz hakkında yorumlara ve daha önce destek almış kişilerin görüşlerine ulaşmak için google’a Kağan AY Danışmanlık yazıp fikir edinebilirsiniz.
Narsisistik kişilerle borderline yapıların ilişkide birbirini bulmaları kaçınılmaz oluyor. Narsistin yeterli, güçlü, mukabil görünümüyle borderline’ın ilgi açlığı, kapsanma ihtiyacı, yalnızlığının giderilmesi, terk etmeyecek birini araması(narsist ilk etapta seni asla terk etmem, hep yanındayım, ne olursa olsun vazgeçmem mesajları verir; işin aslı ilerleyen safhalarda tam tersine dönecektir). Yani bir bakıma anahtar kilit uyumu oluşur.
Narsist ve borderline kişiliklerin ilişkileri ilk evrelerde balayı dediğimiz süreçte büyük bir aşk hikayesi, dünyanın merkezinde bu 2 kişinin bulunduğu, birbirlerine herşeyi unutturup kendilerini partnerine adamakla ünlüdür. Fakat üstte de belirttiğim gibi ilerleyen safhalarda iş trajik bir mahiyet alır. Narsist ve borderline ilişkisi nasıl olur? yazıma hoşgeldiniz.
Narsist Kişilik ve Borderline Kişilik Aşkının Evreleri
Tanışıklığın ardından flört evresinde partnerler birbirini yüceltir. Narsist, partnerine dünyanın en de ğerli ve en sevilmeye değer insanıymış gibi muamele eder. “Başımın tacı, herşeyin üstüne koyduğum kişi” mesajını verir. Bu durum sevgi ve ilgi için can atan, değerli olduğunu hissetmeye ihtiyacı olan borderline kişiye ilaç gibi gelir. Kendisine yönelik fır dönen bu kişi bulutların üstüne taşımıştır. Hele hele narsist bir de zor kişiyi oynuyorsa, bir ağırlığı varsa, cakasından geçilmiyorsa bu tür durumlar borderline bireye daha da çekici gelir. “Bu özel ve ben burdayım diyen kişi beni seçti, beni seviyor!” egosuna girer. Herşey güzel gider, mutluluk hormonları tavandır, hediyeler, jestler, fedakarlıklar ön plandadır.
Narsist ve Borderline İlişkisi Hızlıdır!
Narsistler partnerlerini kendilerine zaman içinde bağımlı hale getirmeye yönelik girişimlerde bulunurlar. Kendisi ne kötülük yaparsa yapsın partnerinin kendisinden vazgeçememesini tesis etme niyetindedir. Borderline ise ne kadar değersizleştirilirse de ne kadar kişiliğine saldırı alsa da ilişkinin bitmemesini ve terk edilmemeyi tercih edecektir. Bu tür bir ilişkide iki taraf da güvensiz bağlandığı için bir nevi ilişkiyi garantiye alma bâbında ilişkinin adını koymak, söz, nişan, nikah – düğün tarihleri, ailelerle tanışma, işleri hızlandırma, yangından mal kaçırırcasına hızlı ilerleme taraftarı olabilirler. Bu durumun sevgi fazlalığıyla alakası olmamakla birlikte daha çok ilişkiyi garantiye alma hissiyatı ve konforuna girmek ile alakası vardır. Zira bunu teyit ettiğimiz süreç; hedeflerini gerçekleştirdikleri andan itibaren tam anlamıyla ters tutum ve davranışlara geçmeleriyle görülür. “Köprüyü geçene kadar”, “Avcuna aldıktan sonra değişti” gibi cümleler tezahür eder.
Narsist Kişilik Davranışları
Narsisistik kişilik bozukluğu bulunan bireylerin sık başvurduğu bazı davranışlara değinelim şimdi de. Dillere destan başlayan aşk hikayesinin gidişatı başladığı gibi devam etmiyor zira. Değersizleştirmeler, aşağılamalar, rencide etmeler, küfür hakaretler, tariz dokundurma kinayeler, yalnızlaştırma(izolasyon) girişimleri, ad hominem(kişiliğe hakaret), yetersiz ve değersiz hissettirme, sessizlikle terbiye etme, cezalandırma gibi daha listeyi uzatabileceğimiz birçok tutum davranış narsistin envanterindedir. Borderline kişilik yavaş yavaş narsistin suistimaline girmiştir. Çıkış artık gittikçe zorlaşır…
Borderline Kişilik Davranışları
Yukarıda narsistlerin uyguladığı bazı davranışlara ilişkin bilgi vermiştik. Borderline kişilikler genellikle narsistlerin mağdur ettiği kişiler olarak lanse edilmektedir. Fakat borderline bireylerin de hem kendi hem çevresindeki kişilerin işlevselliğini bozacak birçok davranışa sahip olduklarını biliyoruz. Örneğin duygu ve özellikle öfke kontrolü (duygu regülasyonu) sağlayamamaları, yalnız kalmak ve terk edilmek kaygıları yüksek, kıskançlık ve kısıtlama davranışları, değersizlik hissiyatıyla beraber özgüven problemleri, “yapamam, edemem” haliyle tek başlarına hareket edememe; bağımlılık geliştirme ihtimalleri yüksek, partnerinin ayrılık girişimine yönelik intiharla tehdit etme, kendine zarar verme davranışları gibi birçok problemli davranış örüntüleri borderline kişilik bozukluğu ile ilişkilidir.
Borderline kişiliklerin ilişki & evlilikte sıklıkla birçok davranış ve tutumu kişisel algıladıkları, alınganlıkları, panik haline girmeleri vardır. Partnerine yapışıp zorla “bana ilgiyi vereceksin, benimle ilgileneceksin, sadece benimle zaman geçireceksin” gibi dikteleri partnerlerini daha çok itmektedir. Bunun farkında genellikle olmazlar. Bu yüzden psikoterapi ile içgörü geliştirmeleri, kendilerini anlamaları ve ilişkilerini kaliteli hale getirmeleri şarttır.
Senden Nefret Ediyorum Ama…
Borderline bireylerdeki bir mentalite de “senden nefret ediyorum ama lütfen beni terk etme!” dir. Bu öz cümleden 2 başat çıkarım yapabiliriz; hem bağımlılığa işaret eder hem de narsistin kendisini değersizleştirmesi için yolak açmış olur yani meşrulaştırmış olur. Biliyoruz ki narsistler güvenli bağlanan, kişiliklerinde derinlikli patoloji barındırmayan kişileri manipüle edemez, ilişki yürütemez. Fakat borderline bireyler hakaret gibi olumsuz davranışları tolere ettiği, korku duygusuyla hareket ettiği için narsist daha da azar. Daha da pervasız davranır. Kaybetme korkusu duymayan narsistin davranışları daha da gaddarlaşır. Aksine tehdit ve korkutmalara karşın borderline ise ayrılık kaygıları içinde boğulur. Bağımlılık, bu toksik ilişki içinden çıkılmasını engeller.
Heyecanlı Aşkın Dramatik Sonu
Narsist ve borderline kişilerin ilişkisi nasıl olur diye sorarak başlamıştık, cevap olarak trajik ya da dramatik dersek yanlış olmaz. Narsist belli bir noktadan sonra ilişkiyi bitirmek için adım atabilir, narsistin bağımlılığı eğer ağır basıyorsa borderline partneri istemeye istemeye, büyük acılar çekeceğini bilse bile ayrılmaya iter. Eğer iki partnerin de doğru olanın ayrılmak olacağını bilmesine rağmen ilişkide kalma tutumu olursa birbirlerini zehirledikleri, suçladıkları, değersiz ve yalnız kıldıkları bir atmosfer oluşur. Bu yavaş yavaş çürümek demektir.
Her narsist ve borderline kişi peki yukarıda belirttiğimiz özelliklere göre mi ilişki / evlilik sürdürür? Hayır tabii ki. Tam aksine uyumlu bir gidişat da yakalanabilir. Partnerler birbirlerinin ve kendilerinin yapılarını çözdükçe buna göre hareket edebilirse birbirlerini de tamamlarlar. Örneğin narsistik öfkeyi yönetebilen borderline, bu ilişkiden minimum hasarla ilerleyebilir, narsistin öfkesine karşı aynı sertlikte çıkmadığı için narsist partneri tarafından da sözlü ya da fiziksel hırpalanmaz, suçlanmaz. Bir nevi onu çeker. Narsistin kendisi de “beni bir sen çekersin” i içten içe bilir. Karşılıklı bağımlılık(co-dependency) gelişir.
Peki hep borderline mı narsisti alttan alır? Örnekle böyle olmadığını izah edelim: Borderline tetiklendiğinde sinir, ağlama krizi geçirebilir. Bu tür durumlarda yatıştırılmayı bekleyebilir. Ebeveynlik yapma gibi bir rol açığa çıkar. Narsist birey bu noktada kendini geliştirmiş ve partnerinin paternlerini çözebilmişse duruma uyumlanabilir. Kriz anından çatışmasız, uyumlanarak çıkabilirler.
Değersizlik duygusu, bireyin psikolojisinde büyük bozunumlara yol açan, diğer birçok ruhsal sıkıntının temelinde temellenen ve kişinin kendi varoluşunun kıymetinin bilincinde olmaması halidir. Sinsi ve altta yatan bir problemdir. Değersizlik hissi yaşayan bireylerde gerek günlük yaşamlarında gerek hayatın birçok kolunda mutluluk ve tatminden uzak kalma hali gözlenir. Bu yazımızda değersizlik duygusu ile ilgili detaylı bilgi vereceğiz ve ardından baş etme, çözüm için yapılabileceklerden bahsedeceğiz.
Değersizlik Duygusu Belirtileri
Değersizlik duygusunu ve belirtilerini belli başlı özellik, tutumlardan çıkarabiliriz. Kişi; kendini genellikle geri plana atar ve “fark etmez, ben uyarım” gibi kelimeleri günlük yaşamında sık kullanır. Kendi istek ve arzularını geri plana atar. Kendine konforlu şeyleri ve hayatını kolaylaştıracak araçları çok görür. Maddi şeyleri kendine hak görmeyebilir, sevgi ve alakayı hak etmediğini düşünebilir, sevilmeye değer olmadığına yönelik inanç barındırabilir.
İlişkilerde Bazı Belirtiler
İlişkilerde ilk adımı atmaz, karşıdan girişim bekler, partnerinin haksız kaprislerini çeker, görmezden gelir, idare eder. Kendisine alttan alma misyonunu yükler. İlişkinin bitme durumunda karşısındaki kişiyi kaybettiği hissi yaşar, karşıdaki kişinin de kendisini kaybetmiş olduğu aklına gelmez. Çabalaması ve emek vermesi gereken taraf olarak kendini görür. Partnerinin ihmalkarlıklarını, tutarsız davranışlarını görmezden gelir, örtbas eder.
Değersiz hissettiren partnere karşı tutum koymakta, yaptırım uygulamak ve sınır koymakta zorlanılır, bağımlılık bulunabilir. Birlikte olunan kişinin doğru kişi olmadığı düşünülse de ilişkiyi bitirme cesareti bulunmaz. Değersiz hisseden kişi kendisini birinin sevdiği durumuyla yetinir ve bunu yok etmek istemez. “Kötü davranıyor ama seviyor da” gibi bir mantığa bürümeyle hareket eder.
Evlilikte Değersizlik Duygusu Yaşamak
Evli kişilerde -özellikle kadınlarda- değersizlik duygusu yaygın görülen bir durumdur. Bu evliliklerde sorunlar çözülemeden ilerlenirse hırçınlaşmalar, karşılıklı suçlamalar, şiddetli tartışma ve geçimsizlikler söz konusu olabiliyor. Eşim bana değersiz hissettiriyor sitemi oluyor, mutsuzluklar baş gösteriyor. Bu tür bir durumda eşinizin tutumu sevgisiz, ilgisiz, önemsemeyen, hatta insan yerine koymayan tarzda bir hâl de olabilir. Bu tabii acı verici bir durumdur.
Birçok durumda da değer görebilmek için eşine tahammülsüz ve agresif yaklaşan kişilerin eşlerinin daha fazla uzaklaştığını, soğuduğunu, itindiğini gözlemliyoruz. Bu tür çetrefilli ve düğümlü durumları çiftlerin kesinlikle kendi arasında daha fazla aşmaya çalışmaması, uzman bir psikolog ve evlilik terapistinden destek alması faydalı olmaktadır.
kendini-degersiz-hissetmek
Kendini Değersiz Hissetmek
Değersizlik hissi, enerjiyi düşüren, yaşam amacını gayesini törpüleyen, depresiflik yaratabilen, dünyayı renkli ve tadılası görmekten uzak tutan bir duygu durumudur. Kendini değersiz hissetmek istemeyen bireyler bundan kurtulmak, baş etmek, nasıl değersizlik duygusundan kurtulabilirim? sorusuyla birlikte araştırma içine girebiliyor. Bu çok faydalı olabiliyor. Yazımızın ilerleyen safhalarında müdahale – nasıl girişimlerin yapılabileceğiyle ilgili bilgiler de vereceğiz.
Değersizlik Duygusu kişinin kendisine önem vermesini ve öz bakımını da engeller. “Neden makyaj yapayım, saçımı kıyafetimi yapayım ki zaten kim benimle olsun” gibi yargılayıcı, peşin hükümlü kendisine hak görmeme tutumları olabilmekte.
Kendini Değersiz Hissetmek Nasıl Aşılır
Bu tür duruma sahip olduğunu hisseden bireyler çözüm arıyor. Haklılar çünkü çok yoran, yıpratan melun bir duygu. Herşeyden önce bu durumu aşmak için öncelikle bu duygunun kabulü şart. Bu tür rahatsız edici ve bütünlüğe tehdit olarak algılanabilecek duyguları bastırırız. Bilinçdışında varlığını devam ettirir. Yer yer kompleksler, tetiklenmelerle gün yüzüne çıksa da altta yatar haldedir. Birçok kişi bu duyguyu kabul etmez, etmek istemez. Fakat içten içe değersizlik hissi kendisini hatırlatır. Bunun içinizde var olduğunu kabul etmeniz ilk adımdır. “Bu var ve bana dahil”.
Kabulden Sonra Tespitler
Değersizlik duygum var dedik. Bu kabulden sonra bu duygu nereden geliyor? neden böyle bir hissiyata sahibim? bu var olan duygunun kaynakları geçmişten ve günümden kimlerden – nelerden besleniyor? gibi sorularla tespitler yapılmalı. Yani artık var aşamasından sonra neden var sorusuna da cevapla birlikte artık değersizlik duygusuna karşı daha elimizin kuvvetlendiği bir aşamaya geçmiş oluyoruz.
Değersiz Hissetmekle Yavaş Yavaş Vedalaşmak
Kabul ve tespitin ardından değersiz hissetmek ile ilgili kaygılar, bunun üstesinden hiç gelemeyecek miyim? endişeleri dağılmakla beraber bireyde güçlenme, özgüvende ve inançta artış gözlemliyoruz. Bu etapta birey geçmişten daha çok günümüze odaklanmalı, gün içinde kendini değersiz hissettiren durum, olay, kişilere odaklanmalı. Kendi içini dinlemeli ve ne tür reaksiyonlar meydana geliyor takip etmeli. Değersizliği yaratan tetiklenme noktalarını, komplekslerini buldukça onları tekrar yaşadığı durumlarda daha kontrollü ve duygularını kontrol edebilen bir hale evriliyor kişi.
Değersizlik Duygusunu Aşmak İçin Yetersiz Girişimler
Yapılması ve ilerlenmesi gereken doğru yolların dışında bir de efektif olmayan, çok verim alınamayan yaklaşımlar bireylere aşılanabiliyor.
Bunların başında kendine telkin vermek, “ben değerliyim” gibi cümleleri yüzlerce kez tekrarlayın tarzı sığ çözüm önerileri geliyor. Bunlar sizin köklerinizde yer etmiş duyguları çalışmaz, üstüne gitmez. Siz bu cümleleri, olumlamaları tekrarlayıp bir değişim görmedikçe daha da karamsar ve ümitsiz bir hale de gelebilirsiniz. Dolayısıyla fayda göreyim derken zararla da kalkabilirsiniz.
Toksik pozitiflik dediğimiz sorunları görmezden gelme, herşey çok güzel ve güzel de olacak tarzı sorunlarla yüzleşmek ve çözmek yerine “sadece pozitife odaklan” yaklaşımları da hoş sonuçlar vermiyor. Devekuşu kafasını kuma gömdüğü zaman tehlike ortadan kalkmıyor. Tam tersi kendisini daha çok tehlikeye karşı savunmasız hale getiriyor. Pozitif tutum elbette güzel ve umut vaad eden bir tutum fakat ortada problem varsa o da görmezden gelinmemeli.
Kendini Değersiz Hissetmek Neden Olur?
Psikolojik problemlerin ve hayattaki mevkiinin şekillenmesinde temel rol oynayan değersizlik duygusu çok çeşitli sebeplerle birlikte gelişebilir. Yerleştikten sonra birçok durumda ve olayda tetiklenir. Başlıca bazı sebeplere yer vererek bu duygunun yerleşmesinde etkisi olan durumları inceleyelim.
Erken Çocukluk Bakımverenle İlişkiler
Kişiliğin gelişmesinde en önemli evrelerden olan erken çocuklukta bakımverenlerin çocuğa yönelik tutumları, ihtiyaçlarını karşılamaları mühimdir. İhmalin olmaması, çocukla anda kalmak, çocuğun varlığını koşulsuzca kabullenmek ve onamak gerekir. Bunlar gereğince yapılamadığı durumlarda çocuk tam olarak anlamlandıramasa da varlığının onaylanmadığı gibi bir hissiyata yaklaşır.
Çocuğun dünyası 2 kişidir: anne ve baba. Bu iki figürün çocuğa yaşattığı deneyimler, kapsamaları, güvende sıcak bir yakınlık kurulması çocuğa verilen önem – değeri gösterir. Bu mekanizmalarda aksaklıklar ve eksiklikler ileriki hayat safhalarına da yansıyacaktır.
Fedakarlık ve Vericiliğin Öğrenilmesi
Özellikle anne aşırı fedakarsa, kendi hayatından vazgeçmiş bir izlenim veriyorsa, çocukları veya diğer insanlar için birşeyler yapmaktan kendisini unutuyorsa aslında pek de iyi birşey yaptığını söyleyemeyiz. İyi kötü göreceli fakat böyle bir yapıda büyüyen ve anneyi gözlemleyen çocuklar ya “aşırı fedakar olmalıyım çünkü annem böyle yapıyorsa doğrusu bu” gibi bir bilinçdışı geliştiriyor ya da “annem gibi olmayacağım, onun yaptığı hatayı görüyorum” deyip bencillik spektrumuna da kayabilmekte. Denge önemli, denge şart.
“Kırma üzme aman kimsenin canını yakma” telkinleri de üstte belirttiğimiz tarzda bir etki yapabilmekte. Şöyle ki ilk etapta bu cümlede bir zarar görünmüyor. Fakat tam anlamıyla bu mentalitede yaşayan biri gerekli yerlerde öfkesini gösteremiyor, hayır diyemiyor, rahatsızlıklarını iletemiyor, biriktiriyor, duygusal anlamda doluyor ve tükeniyor. Olay ve durumların sonrasında zihni sürekli çalışıyor, “keşke orda öyle söyleseydim, öyle davransaydım” gibi senaryoyu tekrar tekrar yaşama davranışları içsel olarak devam ediyor. Bunlar kişiyi yoruyor, kendisiyle cebelleşmesine yol açıyor.
İlişkiler ve Partnerin Değersiz Hissettirmesi
Yaşamın ilerleyen safhalarında; ergenlik dönemiyle başlayan karşı cinsle romantik etkileşim içine girmekle beraber eğer partnerin olumsuz tutum, önem vermeme, kaale almama, güvensizlik, kısıtlayıcı davranışlar gibi etmenler de değersiz hissetmeye yol açmakta. Temel ve köken problem olmasa da önceki dönemlerdeki hissiyatların hortlamasına, tetiklenmesine yol açan önemli bir ilişki çeşitidir romantik ilişkiler.
Evliliklerde eşin değersiz hissettirmesi sık görülen durumlardandır. Alaycı ya da lakayıt şaka adı altında dokundurmalar, tarizler, kök aileleri ön planda tutup eşi ihmal etmek ya da ezdirmek – savunmamak, maddiyatı kullanıp yüzüne vurmak, kişiliğe saldırı ve aşağılama halleri ve birçok sayabileceğimiz madde değersizlik duygusu yüklemeye yönelik maruz kalınabilecek durumlardır.
Projeksiyona Dikkat!
Bireyler kendi değersizlik duygusunu bir başkasına yansıtabiliyor. Buna projeksiyon(yansıtma) denir. Yani örneğin partneriniz – eşiniz değersizlik duygusuna sahip. Bununla baş edemiyor. Sizin kabahatiniz olmayan bir durumda sizi değersiz hissettirmeye yönelik sözlere başvurdu. Siz anlam veremediniz ve işin neresindesiniz bulamıyorsunuz. Fakat o saldırıya ve size olumsuz hissiyatlar yaşatmaya yönelik devam ediyor. Bu, sık karşılaşılan bir fenomendir. Dikkatli ve bilinçli olunmazsa suçluluk, yetersizlik, vicdani rahatsızlık ve tabii değersiz biriymiş gibi enerjilerin içinde kalırsınız.
Kendini Değersiz Hisseden İnsan Nasıl Davranır?
Değersizlik duygusu yoğun olan bireyler birçok şeyi kendilerine hak görmezler, maddi manevi fark etmez, karşısındaki insanı kazanmak için taviz ve ödünler verebilir, kendi istek ve ihtiyaçlarını görmezden gelir, “başkaları için” iki kelimesi bu kişiler için en klişe kalıptır. Sınır koymakta zolanır, hayır demek zordur, sevgiye ve ilgiye aç bir halde olabilir, haz ettiği insanı kaybetmemek için alttan alıp idare etme davranışlarına gözünü kırpmadan girişir.
Değersizlik hissi bulunan insanlar seçim yapma, hedef koyma gibi durumları da çevresindeki insanlara bırakabilir. Planlarda, aktivitelerde uyumlu olur. Çok fazla kendi fikrini beyan etmez, onaylar bir tutumdadır. Etraftaki bireylerden de onay bekler. Diğer kişilerin kendisini onaylamasına, onların teyidinden geçmesine ihtiyaç duyar.
Değersizlik duygusu ile ilgili atölyemiz için bize ulaşıp bilgi alabiliir, bireysel ve ilişki sorunları için psikoterapi başvurusunda bulunabilirsiniz.