Ana Sayfa Blog Sayfa 10

Dikkat Eksikliği Sadece Dikkat Eksikliği Değildir

0

Yönetici İşlevlerin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitedeki Önemi

Dikkat eksikliği anne babaları diyecek ki ”Bu yönetici işlevler nedir, nereden çıktı?” Aslında bu cümleye karşılık ben de bu bozuklukla çalışan bir uzman olarak şu karşılığı verirdim: ”Bu dikkat nasıl böyle eksildi/dağıldı?”. İşte verdiğim bu kısa cümleyle cevabı sizden beklemiyor, yine size veriyorum: Yönetici işlevlerdeki yavaş gelişim/bozukluk. Birçoğunuza uzak olan bu önemli olgu hakkında daha detaylı bilgi vermek istiyorum bu yazımda.

Yönetici İşlevler Çocukluktan Yetişkinliğe Gelişir

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bulunan çocukların %90’ı yönetici işlevlerle ilgili problemlerle boğuşur. Birçoğunda da yetişkinlikte devam eder. Yani sadece ev içinde ebeveynlere karşı ya da okulda değildir sorun; yetişkinlikte ilişkilerinde ve işinde de sorunlar devam eder. Yönetici işlevler 7 tanedir. Kendilik farkındalığı, Erteleme becerisi, İmgesel çalışan hafıza, Sözel çalışan hafıza, Duygu kontrolü, Kendini motive edebilme, Planlama ve problem çözebilme. Bu işlevler birbirini takip eden sırada gelişirler. Kendilik farkındalığı 2 yaşla birlikte başlar, 30 yaşta pik yapar yani gelişimin tamamlandığı dönemdir. DEHB bulunan bireylerde yönetici işlevlerin her biri %30 oranında bozuktur. Yani akranlarından daha geç gelişir bu yetenekleri.

Kritik Dönemlerde Zorluklar Daha da Belirginleşir

İlkokulda öğretmenin bilinçli olması, ailenin desteği, ödevleri beraber yapma, çocuğa her türlü desteğin verilip özgüveninin yüksek tutulması vb. çocuk ilkokulu başarılı bir şekilde bitirebilir. Fakat ortaokulda daha zor derslerin eklenmesi, ilkokulda bir tane sınıf öğretmeni varken ortaokulda birçok branş öğretmeninin derslere girmesi, derslerin ve ödevlerin – projelerin ağırlaşması ile bu çocuklar tabiri caizse çuvallayabiliyor. Bu tür geçiş dönemlerinde – lise 1, üniversiteyi farklı şehirde okumak, yatılı okul – hayat çetin bir cevize dönüşebiliyor.

Aileler ve Öğretmenler Neden tek Başına Ödev Yapamadığını Anlayamıyor

Çocuk tek başına kaldığında ödevi olduğunu aklına bile getiremez, onun için önemli değildir ya da sorumluluğunda değildir izlenimi verebilir. Ödevin varlığından bir şekilde haberdar edilse bile yine tek başına bırakıldığında başlayamaz. Yeterince bilgi sahibi olmayan yetişkinler tarafından tembel ya da sorumsuz olarak nitelenebilirler. Eğer çocuğunuz bir işe başlamakta zorlanıyorsa, bir kerede en fazla 2-3 şeyi aklında tutabiliyorsa, problem çözme konusunda zorlanıyorsa, okulda sıkılgan/kaçıngan tutumdaysa yönetici işlevlerle ilgili bir problemi söz konusu olabilir. Bu başlıklardaki sorunların erkenden tespiti önemli. Erken müdahale = yola erken çıkmak.

Yönetici İşlevlerin Bozuk Olduğunu Evde Nasıl Anlarız

  • Çocuğunuzla akşam onun çantasını beraber boşaltır, ödevi var mı yok mu sorarsınız. Gayet kendinden emin cevaplar verir ve işe koyulursunuz. Yardımcı olursunuz, beraber bazen ite-kaka bazen keyifli yaparsınız. Fakat ”bugünkü ödevlerini yap, geç olmadan bitir” derseniz yarım saat sonra kontrol ettiğinizde daha ödevlere başlamamıştır bile.
  • Çocuğunuza yavaştan odasına geçmesini, pijamalarını giymesini ve yatmak için hazırlanmasını söylersiniz. Odasına geçer fakat ne pijamasını giyer ne de uykuyla ilgili bir şey uyanmıştır kendisinde. Odasına gitmesi istenmiştir ve gitmiştir fakat orada ne yapacaktı?
  • Çocuğunuzun odası tam bir kaos halindedir. Kıyafetler yerlerde, dolaplarının kapısı ağzına kadar açık, eşyaları etrafa saçılı, temiz ve kirliler birbiriyle karışmış. Evet nasıl diyorlardı; zeki çocuk dağınık olur değil mi? Kültür her zaman haklı değildir.
  • Telefon görüşmesi yapıyorsunuz bu sırada çocuğunuz ısrarla size bir şey söylemeye çalışıyor. Ona telefon görüşmeniz bittikten sorna söylemesi gerektiğini iletiyorsunuz. Telefonu kapatıyorsunuz, çocuğunuza dönüp ‘ee bu kadar önemli olan konu nedir bakalım anlat’ dediniz; çocuğunuz: ”Ney?, unuttum.”
  • Hikaye anlattınız ya da dedesiyle ilgili bir anınızı paylaştınız. Pür dikkat ve heyecanla sizi dinliyor görünüyor. Hikayeyi ondan size anlatmasını istediniz. Anlattı fakat önemli kısımları anahtar detayları atladı.

Yönetici İşlevlerin Bozuk Olduğunu Okulda Nasıl Anlarız

  • Sınıfta hayale dalması (daydream) sıktır. Hadi ama herkes ara ara dalar gider diyebilirsiniz. Burada bahsettiğimiz diğer çocuklar günde bir iken sizin çocuğunuzun beş kere dalması gibi düşünün.
  • Öğretmen geribildirimleri: ”Beni dinlemiyor, pencereden dışarıyı izliyor, dalıp gidiyor, önemli konularda defterine bir şeyler çiziyor. Yani demek istediğim yaptığımız şeyin önemli olduğunu biliyor, yani kasıtlı ve kışkırtıcı şekilde bilerek yapmıyor, farkında değil!”
  • Sınıf içi konuşma, diyalog aktivitelerinde aktiftir. Tartışmalarda, münazaralarda katılımcıdır.
  • Tenefüslerde diğer çocuklarla gayet keyifli oynar. Fakat kimlerle oynadığını(isimleri) hatırlayamaz ya da çok zorlanır.
  • Sırt çantası tam bir bit pazarıdır.
  • Sınıf arkadaşı ya da öğretmen el attığında bir görevi, sınıf içi ödevini tamamlayabilir.
  • Sınıfta çoğu zaman kalem kutusunu, silgisini, ceketini unutur.
  • Birçok adımdan oluşan matematik problemlerini çözmede, karışık ve kademeli(uzun paragraf soruları) sorularda zorlanır.

Her dikkat eksikliği anne-babasının farkında olması gereken özelliklerden bahsettim. Ülkemizde hâla bilinmese de(uzmanlar arasında dahi) yönetici işlevlerin DEHB’deki rolü ve önemi anlaşıldı ve buna yönelik çalışmalar hız kazandı. Dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik oyunlar, egzersizlere harcanan zaman bu işlevlere kanalize edilmeli. Önemli olan görünen kısım değil, suyun altında kalan kısım yani çekirdek problemler. Bu problemler de saydığımız 7 işlevlerin yavaş gelişimi sonucu meydana gelmekte; dikkatteki problemler dahil. Ebeveynleri bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum.

Mavişehir Psikolog | Kağan AY | Çocuk Bireysel Çift Danışmanlığı

0

Bireyler hayatlarının belli dönemlerinde psikolojik sorunlar yaşayabiliyor. Bu gayet normal. Normal derken elbette bu istediğimiz bir şey değil ve yaşayan kişi için acı veren ve kurtulmak / sonlandırmak istediği bir durum. Sadece her zaman her şey yolunda gitmiyor ve üstesinden gelmek için biraz çaba sarf etmemiz gerekiyor. Tek başına zorlukların üstesinden gelemediğini düşünen yüzlerce, binlerce danışan psikolojik destek alıyor ve yalnız olmadığı hissi, aslında düşündüğü kadar çaresiz olmadığını kendine kanıtlayınca içinde bulunduğu durumdan çıkmak için daha sıkı sarılıyor. Bu noktada Mavişehir’de psikolog arayan danışanlara senelerdir hizmet vermekten gurur duyuyoruz ve tavsiye edilen psikolog / ekip olmaktan mutluyuz.

Mavişehir’de Psikolog, Psikolojik Danışma Merkezi Ararken Nelere Dikkat Etmelisiniz

Her şeyden önce seçeceğiniz uzmanın çalışma alanlarına, mesleki kariyerine, referanslarına önem vermelisiniz. Online olarak artık sadece psikoloji camiasının değil bütün sektör ve mesleklerin şeffaflığı söz konusu. Google başta olmak üzere araştırmanızı özenle yapınız. Mezuniyet, mesleki gelişim, yetkinlik, ilgi alanları, çalışma yöntemleri vb. bunlar önemli faktörler. Psikolog ararken titiz olmanızın bir başka sebebi de bir sürece başlayacağınızı bilmek olmalı. Nasıl şehirlerarası otobüs yolculuğu yaparken firma seçiyoruz ve belli kıstaslarımız var, bu hassas süreçte de yol arkadaşınızı, rehberinizi iyi seçmelisiniz.

Mavişehir’de Psikolojik Danışmanlık sürecinde hangi yaklaşımlar kullanılıyor

Psikologlar danışanların durumuna, problemin türüne, şiddetine, süresine ve bireyin taleplerine göre psikoterapi yaklaşımları kullanır. Başlıca bilişsel davranışçı terapi(BDT), psikodinamik yaklaşım, varoluşçu terapiler, EMDR terapisi, hipnoz, evlilik – çift danışmanlığı, kısa süreli çözüm odaklı terapi gibi yaklaşımlarla danışanlarına çözüm üretirler.

Seans Sırasında Konuşulanlar Üçüncü Kişiler Tarafından Öğrenilebilir Mi

Seanslarda gizlilik esastır. Bu, psikolojik danışma etiğinin en başlıca özelliklerinden biridir. Kişiler bazı durumlarda büyük bir hayal kırıklığı, gizlilik, utanç, yargılayıcı tutumlarla kurumlara başvuruyorlar. Bu gizliliğin korunması uzman tarafından sağlanmakta. Kişi istemediği sürece en yakınlarıyla dahi paylaşılmaz. Karşılıklı güven ilişkisi içinde ilerlenir.

Mavişehir’de Psikolog, Psikolojik Danışmanlık Ücretleri Ne Kadar

İzmir’de psikolog ücretleri ilçeden ilçeye farklılık gösterebiliyor. Fakat Alsancak, Mavişehir, Karşıyaka ve Bostanlı gibi semtlerde psikolog ücretleri 700 tl ile 1250 tl arasında değişmekte. Bazı kurumlarda ücretler düşük tutulabiliyor. Bu, uzmanın yetkinliğine ve deneyimine göre de değişebiliyor. Pedagog ücretleri farklı, aile terapisi ve çift terapisi gibi hizmetler farklı ücrete tabi tutulabiliyor.

Hangi Konularda Psikolojik Danışmanlık Seansları Veriliyor

Başlıca bireysel yetişkin danışmanlığı, çocuk – ergen danışmanlığı, aile terapisi, evlilik – çift danışmanlığı gibi alanlarda destek verilmekte. Danışılan problemler ise; depresyon, kaygı bozukluğu, panik atak, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, çocuklarda uyku problemleri, alt ıslatma, okul – davranış problemleri, boşanma, aldatılma, eşler arasında iletişim sorunları gibi birçok konuda danışanlar yardım talep etmekte.

Kendini tanıma süreci ise psikoterapi hizmetinin baştacı olan, kişinin hem psikolojik sorunlar yaşamama, hem dünyadaki konumu ve kendi yazgısının kontrolünü eline alması bakımından en değerli hizmettir. Kendini tanıma sürecinde birçok içgörü, farkındalık, baş etme mekanizması, işlevsiz savunma mekanizmalarının def’i gibi birçok kazanım elde edilmekte.

Psikolog ve Psikiyatrist Farkı Nedir

Psikiyatrist tıp mezunu üzerine psikiyatri dal uzmanlığı yapmış, ilaç yazma yetkisi olan ve ülkemizde genellikle ilaç tedavisiyle hastalarını kabul eden meslek çalışanlarıdır. Psikologlar ise ilaç yazamaz ve çeşitli terapi ekolleriyle(klasik[konuşma], EMDR, hipnoz, BDT, psikanalitik) çalışır. Yine gerekli durumlarda psikiyatri ile uyumlu çalışır, karşılıklı yönlendirmeler yapabilir.

Evlilik – Çift Problemleri Son Ana Bırakılmamalı

Seanslarda sıklıkla karşılaşılan evlilik sorunlarından birinden bahsetmek istiyoruz. İlişkide tahammül sınırları iyice zorlanmış, boşanma sözcükleri sarfediliyor, iletişim kopma noktasına gelmiş, cinsel yaşam bitmiş… Bu raddede çiftlerin yardım arayışı panik havasında ve birçok düğüm atılmış hâlde olmakta. Bizim önerimiz, çiftlerden en az biri ortada bir problem olduğunu hissettiği anda destek talep etmekten kaçınmaması olacak. Çünkü durum ne kadar çetrefilli, o kadar zor. İki birey iki farklı anlayış, iki farklı ruh, iki farklı dünya… Anlaşmazlıklar, çatışmalar olması doğal. Önemli olan istek ve kararlılık. Güven, düzen, yakınlık kurulması belli bir süreç alabiliyor. Bunun için her iki kişinin de hem sabırlı hem istekli olması gerekiyor.

Panik atak Depresyon Anksiyete Hayat Kalitesini Azaltıyor

Başlıktaki psikolojik problemler ve farklı birçok psikiyatrik sorunlar kişilerin iş, eş, sosyal yaşam ve hatta kişinin kendi içinde dahi hayatı keyifli ve mutlu yaşamasının önündeki engeller. Bireyler özellikle en yakın etrafları tarafından anlaşılmayınca, yalnız başına bu tür sorunları aşamayabiliyor. Durum süreğen bir hâl alıp kronikleşince düğümler iyice çözülmez algısı kişide yerleşiyor. Bunu karamsarlık, ümitsizlik, çaresizlik, yalnızlık, anlamsızlık gibi hisler izliyor.

Mavişehir’de Psikolog Desteğinde Göz Önünde Bulundurulması Gereken Kıstaslar Neler Olmalı

Her şeyden önce ilk seansta birçok taş yerine oturacaktır. Psikoterapistiniz sizinle ilgili mi, yetkin mi, samimi geliyor mu, terapötik ilişki dediğimiz danışan – terapist ilişkisi&uyumu nasıl sinyaller veriyor, bu tür birçok durum ilk seanstan itibaren ortaya çıkar. Süreç içinde de iyice anlaşılır.
Danışanın anlaşıldığını hissetmesi ve bunun sonucunda psikologunun sorununu çözme yolunda ona yardımcı olacağına inancı önemlidir. Bu sebeple psikologun dinleme kabiliyeti, anlatılanları çözümleme ve uygun müdahalelerle süreci yönetme becerileri psikolojik danışma yapısının bel kemiğidir. Bu hususları göz önünde bulundurarak Mavişehir’de psikolog aramanız daha faydalı olacaktır.

Psikolojik Desteğe İhtiyacım Olup Olmadığını Nasıl Anlarım

Daha önceden daha mutluydunuz, hayattan daha fazla keyif alıyordunuz ve duygularınızı daha yoğun yaşıyordunuz. Kısaca dolu dolu yaşıyordunuz ve hayatın anlamı daha hoş geliyordu fakat şu an böyle hissetmiyorsanız; Travmalarınız, fobileriniz, kaygılarınız, daralmışlık-bunalmışlık hisleri, sınav kaygısı, evlilik çift problemleri, çocuklarda psikolojik sorunlar, patolojiler. Bu durumlar başta hayatınızı etkileyen ve işlevselliğinizi bozan her konuda danışmak hakkınız. Panik atak, bipolar bozukluk, depresyon gibi durumlar. Cinsel işlev bozuklukları. Bütün bunların haricinde hayatınızı doğrudan negatif etkilemeyen fakat tek başına baş edemediğinizi düşündüğünüz, yalnız hissettiğiniz durumlarda da bir danışmanla yola çıkabilirsiniz. Bu yazımızda sizlere genel anlamda psikolojik destek almanın birçok noktasıyla ilgili bilgi verdik. Sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hayat dileriz.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunda Ebeveynin Yeri

Merhaba sevgili takipçim, fırsat buldukça yazılarıma devam etmeye çalışıyorum. Biliyorum ki birçok zorluğa göğüs geren anne babalar gün be gün bilinçlendikçe ve yalnız olmadıklarını hissettikçe çabalarımız bir yere ulaşıyor. Bu yazımda sana DEHB’de anne babanın rolü nedir? Anne baba tutumu / davranışının dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin gidişinde etkisi nedir? gibi sorulara cevap vereceğim.

Anlaşacak – Anlaşılacak Birilerini İstiyor

Çocuğun hiperaktif ve dürtüsel olabilir. Bu sebeple akranları tarafından hatta öğretmeni tarafından hoş karşılanmıyor belki de örseleniyor dahi olabilir. Bunlara dikkat eksikliği alanında yabancı değiliz. Maalesef herkesin bilinci, toleransı, tahammülü aynı seviyede değil. Bu tür karşılıksız tutumlara çocuğun kısa sürelerde kayıtsız kalmayı başarabilir fakat süreç uzadıkça artık birikecek ve çocuğunun öz saygısında, kendilik değerinde zedelenmeler baş gösterecektir. Kendinde ne olduğuna dair, hatanın neyden kaynaklandığına dair fikri olmaması da ‘görünmez bir düşman tarafından sürekli ilişkileri sekteye uğratılıyor’ hissi doğurabilir. Hâl böyle olunca sosyal destek arayacak, şartsız kabul bekleyecek, sevildiğini ve değerli olduğunu bilmek isteyecek. Bunu ona başkasının vermesini beklersen çok bekleyebilirsin. Bunu sen vermelisin. İşini şansa bırakamazsın.

Erken Dönem Müdahaleleri Çocuğun Bütün Hayatını Belirleme Potansiyeline Sahip

Anne – baba bozukluk hakkında ne denli bilgi sahibi olur ve çocuğunu yönlendirmeyi başarırsa ergenlik ve yetişkinlik hayatına da o denli kaliteli hazırlamış olacaklar. İkili ilişkiler, davranış, tutum temelleri, sosyal ipuçlarını anlama, öfke kontrolü, duyguların yönetimi, düzen ve yapı sağlama gibi konularda çocuğunu eğiten ebeveynlerin ilerde kuşkusuz içleri daha rahat olacak, çocuklarının birey olarak hayatını daha sağlam idame ettirdiğini bilerek üstlerine düşeni yaptıklarının bilinciyle vicdanları rahat olacaktır.

Anne ve Baba Özellikle Çocuğunun Karşısında Nasıl Tutum Sergiliyorlar Ekstra Dikkat Etmeli

DEHB’li olsun olmasın her çocuğun karşısında anne babalar davranışlarına daha özen göstermeli. Tartışmalar, fikir ayrılıkları sert ve negatif atmosferde geçmemeli. Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteli çocuk, duygusal olarak daha kontrolsüz ve öfkeye yatkın olabileceğinden kolaylıkla anne babasının hararetli tavırlarını özümseyebilir. (Çünkü işine de geliyor; kendisi zaman zaman duygusal patlamalar yaşadığı için bunu içselleştirmek için bir bahane doğmuş olacak, annem babam da böyle davranıyor öyleyse benim böyle davranmamda hiçbir beis yok düşünceleri geliştirecektir). Bu sebeplerden eşler eğer illa ki bir karşıt tutuma gireceklerse, bunu çocuğun önünde yaşamaktan muhakkak ki kaçınmaları gerekiyor.

Alışkanlıklar Hepimizin Hayatını Oluşturuyor; Onun da!

Günlük rutinlerde, sürekli tekrarlayan davranış ve söylemler ebeveynlerden çocuklara kolaylıkla geçiyor. Sizi gözlemliyorlar, modelliyorlar ve örnek alıyorlar. Onun dünyası sizsiniz. Siz ne yapar ne derseniz onlar için sorgusuz kabul görüyor(belli bir yaşa kadar). Bu yüzden ev içindeki alışkanlığınız akıllı telefonsa onun da öyle olacak. Kitap okumaya bayılıyorsanız o da okuyacak.(Kendi haline bırakıp ipin ucu tv, tablet, telefon üçgeninde hâla kaçmadıysa 🙂 ) Sizin hayatınız ne derece kaliteliyse çocuğunuzun da o kadar kaliteli olacak; tabii tersi de geçerli…

Ebeveynin Tutumu Bozukluğun Şiddeti Üzerinde Doğrudan Etkili

Anne baba tutumunun dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye sebep olmadığını bilmekle beraber var olan DEHB’nin şiddetini kat kat artırdığını biliyoruz. Ebeveynlere her fırsatta kendilerini yargılamamaları ve suçlamamaları telkinini verirken, elbette üstlerine düşen sorumlulukları da görmezden gelemeyiz. Var olan zorlukları azaltmak için geçerli ve doğru hamleleri mi yapıyorsun yoksa istemeden de olsa körüklüyor musun?

Herkesin Çocuğu Kendine Değerli

Çocuğunun özel bir durumu var ve dışarıdaki insanların – akrabalar dahil- buna duyarlı davranmasını bekleyemeyiz. Bunun farkında bile değiller. Çocuğunun dışarıdan her ne kadar şımarıklık, uyumsuzluk olarak görülen davranışları yadırgansa da bunu tolere etmek ve çocuğunun yanında olduğunu hissettirmek senin görevin. Ne olursa olsun o senin çocuğun ve kimseden bekleyemeyeceğin anlayışı senin göstermen gerekiyor; yorulduğunda dahi…

Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

4

Bu Yazımda Neler Öğreneceksin;

  • Çocuğumda dikkat eksikliği ve hiperaktivite olduğunu nasıl anlarım?
  • Neden Hastalık Değil de Bozukluk?
  • Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Tedavisi
  • Ebeveynler Önce Kendilerine Odaklanmalılar
  • Çocularda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu İçin Hangi Uzmana Başvurmalıyım?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik problemlerinin başında gelir. Çocuğun kendisinin yanında, aile, öğretmen, arkadaşları da belirtiler sonucunda zorlanabilir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna sahip çocuğu bulunan ebeveynler ”neler yapacağız” sorusuyla çocukları için ellerinden gelenin en iyisini yapma eğilimindeler. Kim çocuğunun iyi ve sağlıklı olmasını istemez ki? Bu durum sonucunda kafalarda birçok soru işareti oluşabilir; DEHB nedir? Belirtileri nedir? Çocuğuma nasıl yardım edebilirim?

DEHB’nin zorluklarını bilmek çocuğun için en iyi yardımı almanı sağlayacaktır. Birçok psikolojik rahatsızlıkta olduğu gibi dikkat eksikliği ve hiperaktivitede de farkındalık önemlidir. Bu yazımda çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile ilgili temel bilgilere erişeceksin.

Çocuğumda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Olduğunu Nasıl Anlarım

Birçok anne baba internetten ve kulaktan dolma bilgilerle DEHB hakkında birçok bilgiye erişiyor (doğru-yanlış). Çocuğunda DEHB olup olmadığını hâliyle merak ediyor. Bu noktada sana en can alıcı kıstaslarla yardımcı olmaya çalışacağım.

Çocuğun derse başlamada olması gerekenden fazla problem yaşıyor mu? Burada ”olması gereken” ibaresini bilinçli kullanıyorum çünkü çocukların neredeyse tamamına yakını zaten derse – ödeve oturmaktan keyif almıyor. Fakat buradaki ayrım şu; bu direnç haddinden fazla mı? Çocuğun ödevin yapılması gerektiğini bildiği hâlde oturamıyor mu? Bu soruların cevabı evetse bu önemli göstergelerden biri.

Ödeve – derse oturdu diyelim. 3 sayfalık bir ödevin yapılması gereken normal süre 30 dk. diyelim. Çocuğun 30 dkda yapılması gereken ödevi 1.30 saatte zar zor bitiriyorsa bu da bizi düşündüren belirtilerden biri. Özellikle anne-baba başında değilken, yani kendi başına kaldığında yapılması gereken aktiviteleri başlatmak ve sürdürmekte problem yaşıyorsa dikkat eksikliği olabilir diyoruz.

Gelelim hiperaktiviteye. Adı üstünde hiper – aktivite. Beklenen hareketlilikten fazlasını göstermesi durumu. Burada bahsettiğimiz hareketlilik enerjisinin fazla olması ya da şımarıklıktan dolayı değil. Beyindeki nörololik bir farklılıktan dolayı çocuğun büyük oranda elinde olmayan içsel ve ”kıpırtı” hali. Buna dürtüsellik dediğimiz ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite ‘deki sosyal ilişkileri bozan, çocuğun diğer insanlarla ve çevresiyle uyumunu baltalayan durum da eşlik edince mevcut problem daha da sıkıntılı bir hâl alıyor. Bozukluğun bu kolu bir kesim insan tarafından eleştirilebiliyor. ”Çocuk bu tabii ki şımaracak”, ”Çocuk dediğin hareketli, enerjik olur”, ”Siz hiç çocuk olmadınız mı” gibi sığ eleştirilerle yaklaşabiliyor. Ben bu kimseleri hayatında hiç hiperaktivite bozukluğu olan çocukla bir arada bulunmamış, rahatı yerinde kişiler olarak tanımlıyorum. Empatiden yoksunlar ve bu problemden muzdarip insanlarla karşılaşıp konuşmaları gerekiyor…

Çocuğunda dikkat eksikliği ve hiperaktiviteden şüphelenenler ayrıca çocuğu okul çağındaysa sınıf öğretmeni ve diğer öğretmenlerle bu durumu konuşabilir. Çocukların günün büyük bölümünü sınıf ortamında geçirdiği için öğretmenlerin rolü bu bozuklukta kilit rolde. Peki öğretmenin bu konu hakkında bilgisi yoksa ona ne diyeceksin?

  • Dersi dinlemedeki durumu ne? Kolayca anlatılanlardan kopup dalıp gidebiliyor mu? İlgisiz ve uykulu görünüyor mu?
  • Sınıfta diğer öğrencilerden görece daha sık olarak eşyalarını, bir şeyleri unutabiliyor mu?
  • Oturması gereken zamanda izin almadan kalkıp dolaşıyor mu? Kuralları kolaylıkla egale edip kendi isteğince hareket ediyor mu?
  • Yerinde otursa dahi ayakları, elleri kıpır kıpır mı?
  • Konuşma ihtiyacı çok mu?
  • Diğer arkadaşlarının sözlerini bitirmeden kesiyor mu?
  • Öğretmeni bir soru sorduğunda bitirmesini beklemeden cevap veriyor mu?

Not: Bu tür belirtilerin hepsi bir arada bulunmak zorunda değil. Bazı çocuklarda sadece dikkat eksikliği, bazılarında sadece hiperaktivite, diğer kısımdaysa bileşik tip dediğimiz iki kolun birden bulunması söz konusu. Yukarıda madde olarak sıraladığım ve öğretmenlerden alınabilecek bilgiler doğrultusunda kafalardaki soru işaretleri bir nebze giderilebilmekte.

Çocuğun bebeklikte bütün ihtiyaçları tam olarak karşılanmasına rağmen huzursuz ve ağlamaya çok açık mıydı? Bebeklik döneminde dikkat eksikliği belirtileri için daha detaylı yazım mevcut, ilgileniyorsan okumalısın.

Duygularını kontrol etmekte zorlanır mı? Ülkemizde maalesef DEHB sadece dikkat ve hiperaktiviteden oluşuyor sanılmakta ve duyguların bozukluktaki önemli rolü göz ardı edilmekte. Ben bu alanda çalışan bir uzman olarak bu konuya ayrıca önem atfedip değerlendirmeye ilk sıralarda alıyorum.
Kolayca sinirlenebiliyor mu? Kolayca kışkırtılabiliyor mu?

Bu başlık altında başlıca yardımcı konulara değindim. Daha detaylı bilgi almak istersen diğer makalemden de faydalanmanı isterim.

Neden Hastalık Değil

Çünkü bu bir hastalık değil. Hastalık, belli bir tedavisi olan, iyileşebilen, ortadan kalkma ihtimali olabilen patolojilerdir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitede ise tedavi planları olsa dahi bu yaklaşımlar – ilaç dahil- bozukluğu ortadan kaldırma amacıyla değil belirtileri kontrol altında tutmak ve yaşam kalitesini artırmaya yöneliktir. Bu noktada seni uyarmak istiyorum; dikkat eksikliğini tedavi ettiğini söyleyen hiçbir kişi/kuruma güvenmemen. Bu oluşumlar etik değil. Dünyada şu an bu bozukluğun kesin – net bir tedavisi mevcut değil. Kaldı ki hâla etiyolojisi bile net değil. Çalışmalar artan farkındalıkla tüm dünyada devam etmekte.

Otizm nasıl bir bozukluksa ve genetik farklılıktan kaynaklandığı bilinip ”iyileştirilmesi gereken bir rahatsızlık” olmadığı kabul edilmişse -ki böyle bir cümle hem otizmli bireye hem ailesine büyük terbiyesizlik etmek demek olur- DEHB de bir hastalık değil bozukluktur. Bununla yaşamayı öğrenmek gerekir. Elbette bunu olduğu gibi kabul edip elimizi kolumuzu bağlayarak beklemiyoruz. Çok çeşitli yaklaşımlar, sağaltım girişimleriyle hayatı daha kolay bir hâle getirebiliyoruz.

Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Tedavisi

Çocuğumda dikkat eksikliği ve hiperaktivite var; tedavisi için ne tür yaklaşımlar var?

İlaç tedavisi; özellikle ilk andan itibaren teşhisi koyan çocuk psikiyatristleri ilaçla tedavi modelini seçmekte. İlaç belirtileri belirli kısa bir süre için yatıştırmakta ve gözle görünür oranda sağaltabilmektedir. Tedavi etmez, uzun soluklu olarak ortadan kaldırma gibi bir efektifliği yoktur. Sık görülen yan etkileri mevcuttur ve zaman zaman ilacın kesilmesine kadar varabilmektedir. İlaç kullanan çocukların kesinlikle tek başına ilaç tedavisiyle ilerlemesi taraftarı değilim. Yeterli de değildir zaten.

Davranış terapileri; DEHB genel itibariyle davranışlardaki problemlerden kaynaklandığı ve belirli yaşlara kadar çocuklarda bilişsel çalışmaların faydalı olmadığı anlaşıldığı üzere en etkili terapi yaklaşımlarından biri davranışçı terapilerin kullanılmasıdır.

Anne – Baba Eğitimi; Dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocukların tek başına mücadele etmeleri imkansız. Kendilerinde ne olup bittiğini dahi bilmiyorlar. Çocuklardan öte yetişkinlerin çoğu bile bunun farkında değil. Bu noktada anne ve babaların eğitilmesi, bilinçlenmeleri, çocuklarına nasıl davranmalılar, nasıl yaklaşmalılar, genel tutumları gibi başlıklarla ebeveynlerin donanması şart.

Beslenme; Ne yeyilip içileceği, nelerden uzak durulacağı ebeveynlerin muhakkak ilgi alanında olmalı. Artık belli maddelerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite yaptığına dair kesin kanıtlar mevcut. Vücudumuzda bulunması gerekenler? Bunları önemsiyorum ve bakım verenlerin de önemsemesini gerekli görüyorum. Çok güzel sonuçlar, değişimler görüyoruz.

Ebeveynler Önce Kendilerine Odaklanmalılar

Anne babaların çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu üzerinde doğrudan bir etkisi olmasa da, dolaylı olarak bozukluğu şiddetlendirme ve azaltma rolleri var. Hemde önemli bir oranda. Öyle ki çocuğun sadece eğitim hayatı ya da çocukluk dönemi değil, bütün hayatı boyunca edinebileceği başarılar veya tam tersi durumlar da ebeveynlerin bilincine ve yaklaşımlarına bağlı

Ebeveynlerin rolü bu denli kritik olunca, tedavi süreci ve çocukla iletişim için onları işin içine katmak kaçınılmaz. Zaten yaşı belli bir seviyenin altındaki çocuklarla DEHB çalışmak mümkün değil. Ailelerin çocukları için destek alma niyeti varsa bu bilgileri göz önünde bulundurmaları yararlarına olacaktır. Anne-baba ve çevredeki diğer yakın kişiler dikkat eksikliği ve hiperaktivite hakkında ne kadar bilgili ve farkındalık sahibi olursa işimiz o kadar kolay oluyor. Hem çocuk hiç tatmadığı hayat keyfine erişiyor, hem ilişkileri daha sağlıklı kurulmuş oluyor hem de çevresi gözle görülür kazanımları fark ettikçe onlar da daha yapıcı davranmaya başlıyor.

Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu İçin Hangi Uzmana Başvurmalıyım

Ailelerin çocuklarında belirtileri farkedip biraz da araştırmayla dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtilerine rast gelmeleri sonucu kaygılanıp hemen bir destek ve profesyonel danışmanlık almak istemeleri gayet doğal. Önemli olan hangi uzmanlara danışılması gerektiği ve birden çok uzmandan destek alma yoluna gidilecekse hangi sırayla gidilmesi gerektiği. Vakit, enerji ve para kaybından kurtarmak için bu başlıkta size yardımcı oluyorum. Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteden önemli derecede şüphelenildiği anda ilk gidilmesi gereken adres bir çocuk psikologudur.

Aileler ilaç kullanma taraftarı olmayabiliyor, ya da ilaca ilave olarak danışmanlık, eğitim, terapi gibi ek destekler alma ihtiyacı duyabiliyor. İlacın tek başına asla yeterli olmayacağını savunan bir uzman olarak ben de bu görüşe katılanlardanım. Danışmanlık ve uzman desteği almak için ise başvurulması gereken meslek kolu psikologlar olmalı. Her psikolog da DEHB’de yetkin değil. Burada önemli olan kıstasınız uzmanı seçerken iyi araştırmanız, dikkat eksikliği hakkında bilgisi ve donanımını ince eleyip sık dokuyarak araştırmanız. Üzülerek belirtiyorum ki hâla uzmanlar arasında dahi bozukluğun özellikleri, uygun tedavi yöntemleri, yaklaşımlar tatmin edici değil. Psikolog seçerken dâhi hassas davranılması gerekiyorken, psikolog olmayan meslek dallarından hizmet almaya çalışan anne-babalar hayal kırıklığına uğrayabiliyor. Yola kiminle çıkacaksınız; dönüm noktası niteliği taşıyor.

Çocuklarda Dikkat Dağınıklığı İçin Hangi Doktora Gitmeliyim

0

Çoçuklarda dikkat dağınıklığı için hangi doktora gitmeliyim

Çoçuklarda dikkat dağınıklığı için hangi doktora gitmeliyim? sorusu çocuğunda dikkat eksikliğinden şüphelenen anne babaların en çok kafasını kurcalayan sorulardan biri. Bu yazımda genel hatlarıyla bilgilendirme yapacağım. Her şeyden önce dikkat dağınıklığı ile dikkat eksikliği birbirinden farklı kavramlardır. Dikkat dağınıklığı, herkeste bir raddeye kadar görülebilen, çeşitli dış uyarıcılarla meydana gelen doğal bir durumdur.

Dikkat eksikliği ise psikiyatrik bir bozukluktur. Hastalık kesinlikle değildir. Nörolojik bir beyin sorunudur, beyindeki kimyasal dengesizlikten kaynaklandığı düşünülmekle beraber hâla bilim camiasında kesin bir etiyolojide fikir birliğine varılamamıştır. Sadece dikkat eksikliği bulunabilir ya da hiperaktiviteyle beraber görülebilir. Dikkat dağınıklığı için dikkat çalışmaları vb. yapılabilir fakat patolojik problemde yani dikkat eksikliği probleminde tedavi süreci gerekir, ciddi emek ve efor ister. Önce bunun ayrımını iyi yapmak gerekeceğinden aşağıda dikkat dağınıklığı ile dikkat eksikliğinin başlıca ayırıcı farklarını okuyacaksınız.

Dikkat Eksikliğinin Dikkat Dağınıklığından Ayrılan Başlıca Özellikleri

  • Dikkat dağınıklığında çok iyi bir gözlem yaparsanız çocuğunuzun kontrolünde izlenimi edinirsiniz. Çok yoğun konsantre olduğu sürelerde başarısı gözle görülür yükselir. Dikkat eksikliğinde ise çocuğunuzun bilerek, isteyerek bir şeylere girişmediği, motivasyonsuz olduğu, bilerek yanaşmadığını düşünürsünüz.
  • Dikkat dağınıklığında ödeve, belli bir işe başlamakta çok sorun olmaz. Fakat başladıktan sonra dikkat kolayca başka şeylere sapabilir, dağılabilir. Yani başlangıç kolay, süreç zordur. Dikkat eksikliğinde ise ödeve oturmak en az ödev esnasında dikkatin dağılması kadar problemlidir. Ebeveyn yönlendirmeden, çocuğuna söylemeden çocuk başlayamaz. Başladıktan sonra ise su içmeye, çişe çok sık kalkar. Yani dikkatin dağılmasından çok, çocuğun kendi isteğiyle ara vermesi, sıkıcı olan aktiviteden ayrılmak istemesi gözlenir.
  • Dikkat dağınıklığı okul yaşamından sonra başlamış olabilir. Dikkat eksikliği ise bebeklikten itibaren rahatlıkla gözlenir.
  • Dikkat eksikliğinde sadece dikkat değil, maymun iştahlılık, durgunluk gibi birçok belirti gözlenebilir. Bir oyuncakta çok fazla zaman geçirmeden hemen başka oyuncağı alma, huzursuz olma, dalgınlık, uykululuk hali, motivasyonu – enerjisi yokmuş gibi gözükme, yavaş biliş, düzensizlik gibi gözlemlenebilir belirtiler mevcut olabiliyor.

Biliyorum çoçuklarda dikkat dağınıklığı için hangi doktora gitmeliyim sorusuna cevap arıyorsun fakat doğru yönlendirme için zaten bu ayrımı bilmek ve buna göre hareket etmek zorundasın. Çünkü belirttiğim gibi biri danışmanlıkla, terapi usulü ile büyük ölçüde giderilebilirken, diğeri ilaçlı ve ilaçsız tedavilerle, davranışçı yaklaşımla, anne-baba eğitimi, uyku, beslenme gibi birçok faktörü içinde bulunduran daha meşakatli bir süreç.

Çoçuklarda dikkat dağınıklığı için hangi doktora gitmeliyim

Sorunun asıl cevabına gelecek olursak; yukarıda belirttiğim maddeleri kendi çocuğuna bakarak değerlendirdiğinde(sığ bir değerlendirme değil, bebeklikten itibaren genel bir geriye dönük gözlem yapılması yerinde olacak) çocuğun dikkat dağınıklığına daha yakın bir portre çiziyorsa dikkat konusunda uzmanlaşmış, konsantrasyon, öğrenci koçluğu, okuma, anlama gibi alanlarda kendini uzmanlaştırmış bir psikolog tercih edilebilir. Dikkat eksikliğinden şüpheleniyorsan direk olarak çocuk psikiyatristine gitmen en sağlıklısı olacaktır. Detaylı değerlendirme ve teşhis koyma yetkisi sadece bu meslek grubuna aittir. Bu noktada sana şu uyarıyı yapmayı kendime borç biliyorum; online platformlarda ve daha birçok mecrada ”dikkat testleri” , ” dikkat ölçeği” gibi çocuğunda dikkat eksikliği ve hiperaktivite var mı yok mu anlayalım bâbında yaklaşım sergileyen uzmanlar mevcut. Bunlara gidip çeşitli testlere tabii tutulup zaman kaybetmeni istemem. Çünkü dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi kesin olarak tanılayan bir test mevcut değil. Kaldı ki bu testlere/ölçeklere tabi tuttuktan sonra dikkat eksikliği boyutu yüksek çıksa dahi etik olarak yapmaları gereken yine bir çocuk psikiyatristine yönlendirip teşhis için kesinleştirmek olacaktır.

Çocuklarda dikkat dağınıklığı için çocuk psikiyatristinden sonra hangi uzmana gitmeliyim

Çocuk psikiyatristine gidildi, teşhis varsa konuldu. Psikiyatrist gerek gördüyse ilaç yazıldı, başlandı ya da başlanmadı. Her şey buraya kadar mı? Değil. İlaç tedavisinin tek başına yeterli olmadığı, hatta bazı otoritelerce belli bir yaşa kadar ilk tedavi seçeneği olmaması gerektiği, ilk seçenek olarak direk başvurulduğunda ve başarısızlıkla sonuçlandığında ise diğer başarı potansiyeli olan tedavi yaklaşımlarını baltaladığı/engellediği öne sürülmekte. Ben de bu alanda yoğunlaşan bir uzman olarak bunu gözlemlediğimi söyleyebilirim. İlaç tedavisine alternatif/destek olarak hangi uzmanlara başvurulabilir:

  1. Davranışçı yaklaşımla çalışan psikologlar
  2. DEHB Koçu (Psikolog, Psikolojik Danışman, Psikiyatrist olmasına dikkat edilmeli)
  3. Bozukluk hakkında eğitim veren uzmanlar
  4. Anne-Baba Eğitimi veren uzmanlar

Bu yazımda ”çoçuklarda dikkat dağınıklığı için hangi doktora gitmeliyim” soruna cevap olmaya çalıştım. Diğer yazılarıma göz atabilir, DEHB hakkında etraflıca bilgilenebilirsin.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Bağımlılıklar

0

Bu yazımda çocuklardan ziyade ergen&yetişkin DEHB’yi ilgilendiren bir yazı yazmak istedim: Bağımlılık Şunu da belirtmekte fayda var; her ne kadar yetişkin ve ergenler için dediysem de, çocuk sahibi olan ebeveynlerin de ilgilenmesi gereken bir konu olduğunu belirtmek isterim. Dikkat eksikliğinin çocukluk biter bitmez kaybolmadığını, yetişkinliğe değin sürebildiğini biliyoruz.

Bağımlılık DEHB’li bireylerde çocukluktan başlıyor aslında. Bağımlı oldukları ilk nesne anneleri olabiliyor ve ‘bağımlı kişilik’ geliştirebiliyorlar. Okula gitmek istememe, anneden ayrılma kaygısı, bırakıp gideceği korkusu ve benzeri süreçlerle ilk bağımlılıkları, zararlı bağımlılık diyemeyeceğimiz bir şekilde başlayabiliyor. Elbette görünürde hiçbir zararı olmasa da, erken çocukluktaki bu kişilik zemininin oluşması bütün hayatlarına yansıyor. İlişkilerinde yetersiz, bağımlı hissetme; belli başlı hobilere, aktivitelere saplanma gibi…

Özgüveni ve sosyal yönü görece daha yüksek olan çocuklarda ise anne yerine arkadaşlara bağımlılık gelişiyor. Bu çocukları(hatta ergenlerde çok daha net görülür) 2 gruba ayırıyorum.

  • Sosyal becerileri çok iyi olmayan ya da başka çeşitli sebeplerle fazla arkadaşı bulunmayan, 1-2 yakın arkadaşla geçinenler.
  • Birçok arkadaşı bulunan, herkesle bir şekilde temas kuranlar.

İlk gruptaki çocukları da ikiye ayırıyorum.

Sosyal becerileri çok iyi olmayan çocuklar mecburen edinebildiği bir iki arkadaşla ilerliyor. Çekingen, içe kapanık, karşıdan girişim gelmeden adım atmıyorlar. Böyle olunca ellerindekinin değeri artıyor, kaybetmeye tahammülleri olmuyor. Arkadaşını kıskanma, aşırı özleme, arama görülür. (Gereğinden fazla)

Çeşitli sebeplerle diye belirttiğim 2. grubu açayım. Bozukluğun getirdiği aşırı hareketlilik, sosyal ipuçlarını anlayamama, dürtüsel hareketler, karşısındakini dinlememe, duygu kontrolünde bozulmalar, çalışan hafıza sorunları sebebiyle anda kalamama, unutma ve uyum sağlayamama gibi problemler sonucu, akranlarıyla uyum sağlayamama ve dışlanma sonuçları meydana gelebiliyor. Bu da çocukları kendi ‘kafa dengi’ sınırlı sayıda çocukla geçinmeye itiyor. Diğer yerlerden itilen çocuk, kabul edildiği sınırlı alana yapışıyor.

Herkesle bir şekilde temas kuran çocuklardaki bağımlılık ise genellikle ergenlikte baş gösteriyor. Çocukluğundan beri aile içinde azarlanan, cezaya maruz kalan, değersiz hissettirilen çocuk, ergenliğe geldiğinde sosyal becerileri de üstünse kolaylıkla arkadaş gruplarına dahil oluyor. İlgi alanları, amaçlar, kaçındıkları ortamlar/durumlar benzer olunca arada kendiliğinden bir bağ oluşuyor ve sürekli birlikte olmak, hareket etmek, buluşmak vb. istekleri meydana geliyor. Bu noktadan sonra ailelerle çatışmalar, okulu asmak, sorumluluklardan kaçmak gibi ciddi sorunlar ortaya çıkıyor ve zaten yalpalayan ebeveyn-ergen, okul yönetimi-ergen ilişkileri daha da baltalanmış oluyor.

Bu gruplamalar elbette %100’lük bir kitleyi kapsamıyor. Çocukların mizacı, anne-baba tutumları, doğum öyküsü, beslenme, uyku gibi önem verdiğim faktörler çocukların psikososyal gelişiminde yer tutuyor. Bunları seanslarda, bir yola çıktıktan sonra süreç içinde görebiliyoruz.

Yaşamın ilk safhalarından söz ettikten sonra DEHB sahibi kişiler neden diğerlerine göre dafa fazla bağımlılık geliştiriyor değineyim.

Kendini Yavaşlatma İhtiyacı

Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteli kişi erişkinliğe gelip görünürde(!) hiperaktivitesi azalmış gibi görünse de aslında sosyal çevrelere uyum sağlamak için kontrol altında tutmayı öğrenmiştir. Hâla hızlı hareket etme isteği vardır. Zaten bu kişileri izlediğinizde yavaşlığa tahammülsüzdürler, mıy mıy iş yapamazlar, hızlı yemek yerler, hızlı araç kullanırlar, yolda postacı yürüyüşüne yakın hızda yürüyebilirler. Hızdan hoşlanırlar fakat insanlık hâli; yorulurlar. Hem zihnen hem bedenen. Biraz yavaşlamak için bağımlılık geliştirebiliyorlar.

Sonsuz Sıkılganlıkla Baş Etmek

Hatırlatayım, bu kişiler çocukluklarında yerinde oturamayan, kıpır kıpır, birşeye illa ki sarması gereken, tv izlerken poposunun üstüne oturmak yerine ensesinin, sırtının üstünde durup ayaklarını havaya kaldıranlar… Sıkılıyorlar. Boş durmak onlar için çekilmez bir acı kaynağı. Sürekli devinim hâlinde olmak varken, boş boş pineklemek onlara çok uzak.

Tepkisel ve Dürtüsel Davranışları Azaltmak

Sosyal ilişkilerinde, iş yaşamlarında, her türlü ortamda insanların sözünü kesmek, karşıdakini tam anlamıyla dinleyememek ve kendi sırasını beklemek gibi problemlerin farkındaysa bunu elimine etmek için bağımlılık geliştirmeye yatkın olabiliyorlar. Herkes anda kalmak, o an ve orada olmak ister; fakat bunu uyarıcı maddelerle, alkolle yapmak doğru yol değil bunu biliyoruz. İşin kolayına kaçmak her zaman sorun çıkarmıştır. Dehb li birey, teşhisi de yoksa neden bağımlılık geliştirdiğini bilmez fakat yaşadığı sorunların farkındadır. Kullandığı maddenin bu sorunları yatıştırdığını bilinçli şekilde fark edebilir ya da farkında olmaksızın otomatik şekilde kullanmaya devam eder. Diğer bir durumda ise, bozukluğun getirdiği dürtüselliği sağaltmaktan ziyade, bozulan ilişkileri sonucu yaşadığı anksiyete, depresyon gibi psikiyatrik problemlerin acısını hafifletmek için madde kullanabilir. Dikkat eksikliğinin tedavisi yanında muhakkak bu sıklıkla eşlik eden hastalıkların da çalışılması şart.

Beyni Yavaşlatmak ve Tatmin Etmek

Fiziksel olarak ne denli aktif olsalar da aynı zamanda beyinleri de hızlı çalışıyor. Bir şeyle ilgilenirken akıllarına başka bir şey geliyor; bu düşüncede kalabiliyor ya da yeni gelen düşünceyi engelleyemeyip yenisine geçiyorlar.( Maymun iştahlılık; tanıdık geldi mi? 🙂 ) Geceleri düşünmekten uyuyamıyorlar. Bazen hepimiz deriz ya “şu beynim bir sussa da bir sakinleşsem”. Dehb’de hareketliliğin temel sebebi zaten beyinden kaynaklanıyor. Sürpriz değil. Birçok danışanımda uyku problemi var fakat bununla bağlantılı bir şeyi gözden kaçırmamam gerekiyordu; bu kişilerin hatrı sayılır bir kısmı uykuya dalmak için uyarıcıya ihtiyaç duyuyor. Müzik dinlemeden rahatlayamayan, tv açık olup sesi duyması gereken, telefonuna bakmak gibi aktivite içeren bir şeyle ilgilenmesi gereken… Burada da boşluğun, karanlığın, sessizliğin dikkat eksikliği ve hiperaktivite’de yeri olmadığını görüyorum. Bütün bunlara ek olarak, “uyarıcı ilaçların uyumadan önce küçük dozda alınması, uykuya girmek için kolaylaştırıcı rol üstlenmesi” aklıma geliyor…

Beyin kendi hâline bırakılamayacak kadar huysuz bir çocuk. Sürekli rahatsızlık verip onu oynatmamızı, oyalamamızı istiyor… Dikkat eksikliği ve hiperaktivite ve bağımlılıklar ilişkisinin temeli beyindeki dopamin eksikliği/dengesizliğinden meydana geliyor. Keyif verici maddeleri kullananların başlıca amaçları gevşemek, haz duymak, rahatlamak. Bunları dopamin ve serotonin sağlıyor. Dopamin seviyesini artırmak için kullanılan bu nesneler elbette ki bağımlılık yapıyor.

Dikkatin dağınık olmasından yorulanlar ve tatminsizlik duygusunu bir süreliğine (!) yok etmek isteğiyle hareket edenler risk grubu. Geçiştirme yöntemler kısa süreli rahatlama sağlasa da bütün hayatı mahvetmeye yetiyor. Bir süreliğine kısmı önemli; bağımlılık kısmını zaten bu iki kelime özetliyor:

Bu süre zarfı bitince, keyifsizlik tekrar başladığında o kısa süreye duyulan özlem ve ihtiyaç. Bağımlılığa sebep. Dehb’nin psikolojik tarafından baktığımızda, bu kişiler başarısızlıklarından, eleştiriden, potansiyellerini gerçekleştirememe sonucu öz saygı yitiminden kaçma davranışı gösterebiliyor. Bunu bağımlılık geliştirerek yapmaları hem kendileri hem çevreleri için büyük talihsizlik oluyor.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bulunan Kişilerde Bağımlılık Gelişiminin Olası Sebepleri

  1. Gerilimi azaltmak.
  2. Tatminsizliği bastırmak ve doyum arayışı
  3. Sosyal dışlanma
  4. Küçüklükten beri azarlanmak, değersizlik
  5. Saplanıp kalmak
  6. Dopamini yükseltmek
  7. Tutkulu ve heyecanlı yaşam
  8. Özgüven ve öz saygının telafisi
  9. Yönlendirmeye müsait olmak – zararlı çevre/ortam/arkadaş.
  10. Yavaşlama ihtiyacı

Listeyi uzatmadan birkaç hususa değineceğim. Dikkat eksikliği ve/veya hiperaktivitesi olan birey, çocukluğunda çok fazla olumsuz geri bildirime, eleştiriye maruz kalmışsa, bu maruziyet de en yakınından, anne-babadan gelmişse ilerde yakınlığı ve kabulü buldukları ilk ortamda kendi varlıklarının değerini görebiliyorlar. Bu tür kişi/durumlar ne kadar renkli ve hoş görünse de kişi için çok da hayırlı olmayabiliyor. Bu sebeple çocuk ve ergen sahibi ebeveynlerin buraya dikkat göstererek tutum sergilemeleri sağlıklı olacak. Suistimal ve yönlendirilmeye açık hale gelmelerini istemiyorsa ebeveyn tutumlarının rolünü ciddiye almalarını tavsiye ediyorum.

İlaç ve Bağımlılık İlişkisi

Birçok anne babanın kafasını kurcalayan konulardan biri. Bağımlılık konuşuyorsak bu konuya değinmezsek eksik kalacak. DEHB’de kullanılan en yaygın ilaçların uyarıcı ilaçlar olması ve kırmızı reçeteyle verilmesi ebeveynlerin gözünü ister istemez korkutuyor. İlaç bağımlılık yapar mı? sorusu akıllarını kurcalıyor. Bu noktada ilacın etken maddesinin her ne kadar sicili kulağa hoş gelmese de, tıbbi amaçlı kullanım için yapılması sebep olsa gerek kanıtlanmış bir bağımlılık yapma durumu yok. İlaç tatillerinin sancısız olması buna kanıt olarak gösterilebilir. Yoksunluk belirtileri yok, ilaç olmadığı zaman ”aman aman hemen bulup kullanayım” diyene rastlamadım. Fakat bu durumu çocuklar ve yetişkinler olarak ikiye ayırabilirim. Çünkü çocuklarda farkındalık düzeyi düşük olduğu için ilacı olmazsa olmaz görme hâli olmazken, yetişkinlerde ilaç etkisindeyken konsantre olma, dikkatin dağılmasının zorlaşması ve günlük rutinini daha sağlıklı yerine getirmesi sebebiyle ilacı arama eğilimi daha belirgin olabiliyor. Hâl böyle olunca tam bir bağımlılıktan söz edemesek de ”bağlılık” diyebileceğimiz, onsuz mu onunla mı sorusunun cevabına onunla cevabı verildiği durumlarda durum değişebilir.
Konuya işlevsellik boyutundan yaklaşırsak, ilacın hayatı kolaylaştırdığı ve kişinin yaşam kalitesini artırdığı söz konusu olduğu durumlarda ”en kötü bağımlılık -ya da bağlılık ne derseniz deyin- böyle olsun” denebilir. Kaldı ki birçok uzman ilacı kullanmanın, bağımlılık geliştirme riskini azalttığını öne sürmekte. Haklılık payları olabilir. İlaç, nörotransmitter dengesini belirli bir süreliğine sağlayıp beyni uyararak kişilerin madde kullanımına yönelmesine mani olabilir. Dopamini zararlı ve kişinin hayatını berbat edecek maddeler aracılığıyla salgılamak yerine, ilaçla kontrollü bir şekilde artırmak makul bir seçim olarak toplum sağlığı açısından önem arz ediyor.
Elbette ilaç kullanıp kullanmamak ebeveynlerin, kişilerin tasarrufunda. Her zaman belirtiyorum; her ne sebepten olursa olsun kullanana da, kullanmaya mesafeli olana da saygım sonsuz. Bu konuda ılımlıyım. Benim kendime vazife gördüğüm durum, bilimsel gelişmeleri en güncel haliyle takip edip danışanlarıma/takipçilerime sunmaktır.

DEHB Sahibi Çocuğum Var, İlerde Bağımlılık Geliştirmemesi İçin Yapabileceğim Bir Şey Var Mı

Evet. Kişisel gözlemim ve görüşüme göre DEHB’de bağımlılık gelişiminin yüksek olmasının sebeplerini iyi algılarsak, önlem mahiyetinde adımlar gayet tabi atabiliriz:

Bu çocukların yönlendirilmeye ihtiyacı had safhada ve pozitif alışkanlıklara, rutinlere sahip olmaları şart. Hem zaman yönetimi, hem kaliteli vakit geçirme gibi sosyal durumların yanısıra, fiziksel aktivitenin dopamin gibi dikkat eksikliğinde kilit rol oynayan kimyasalları aktive etme özelliği var. Sadece fiziksel aktivite ile sınırlandırmamız doğru olmaz. Satranç, dama, küp oyunları, bulmacalar da aynı işlevi görür. Burda önemli olan, çocuğun nelerden hoşlandığı ve neyi yapmak istediğidir.

Sıcak – Kabullenici Aile Ortamı

Parçalanmış aile yapısı, özellikle boşanmalar sonucu ergenler karşı gelme davranışları, uyumsuzluk, iş birliği yapmama, kurallara uymama gibi uç davranımlarda bulunabiliyor. Otorite eksikliği, ebeveyn tutumlarında tutarsızlıklar, anne-babanın ve diğer bakım verenlerin kendi aralarında çelişkilere düşmeleri sonucu ergenler kontrolden kolayca çıkabiliyor. İlk basamak olan aile içinde güven, huzur, anlayış sağlanmazsa, çocuk bu tür duyguları dışarıda arama eğilimi gösteriyor.

Akıllı Telefon Bağımlılığı ve DEHB

Çeşitli bilimsel araştırmalar sonucu yayımlanan sonuçlarda dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi bulunan çocuk/gençlerin bozukluk bulundurmayan akranlarına göre daha yüksek oranda akıllı telefon/teknoloji bağımlılığı geliştirdiği bulundu. Artık sigara, madde, alkol bağımlılıkları kadar üzerine düşülen bu konuya da özetle değineceğim.

Okul, dersler, sıkıcı bütün her şey onlara göre değilse üstlerine düşmek ve zaman ayırmak çok zor oluyor. Ancak ebeveynlerin itip kakmasıyla belli bir seviyede tutulabiliyor. Oyunlar, videolar ise imdada yetişiyor. Renkli, hızlı, eğlenceli, arkadaşlarla beraber bir şeyler yapma fırsatı… DEHB beyni bir şeyden keyif aldı mı bırakmak istemez. Aslında bunda çok da sıra dışı bir durum yok. Hepimiz bize keyif veren şeylere yaklaşır, acı verenlerden kaçma eğilimi göstermez miyiz? İşte bunun dozu kaçabiliyor.

Ebeveynler belki kızacak bana ama elinden akıllı telefon düşmeyen kişilerin çocuğuna “elinden tableti telefonu bırak” demesi her zaman sorun çıkarmıştır. Bir kere çocuğun ilk ve en büyük rol modelleri anne-babaları. Çocuklar gözlemleyerek, modelleyerek öğreniyorlar. Gözlerindeki en büyük dünya olan kişilerin tutarsız olması(kendilerinin bir eylemi yapıp çocuklarına yasaklamaları) onlarda kargaşa yaratır. Doğru gitmeyen bir şey olduğunu hissederler.

Neden dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sahibi bireyler bağımlılık açısından daha fazla risk grubunu teşkil ediyor dersek, duruma bozukluğun yan sonuçlarından bakmamız yanlış olmayacaktır: hareketleri hoş karşılanmayan çocuklar evde/okulda fazlaca azar işitip eleştiriye maruz kalıyorlar. Bu da benlik saygılarında düşme yapıyor. Diğer taraftan damgalama ve etiketlemeyle bu çocuklarımızın hep olumsuz yanları görülüyor. Başarıları, çabaları gözardı ediliyor. Haliyle bulamadıkları “kabullenilme, sevilme, başarılı addedilme” duygularını dijital ortamda “başka bir kimlikle” gerçekleştiriyorlar.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bağımlılık İlişkisi: Sonuç

Dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi bulunan çocuğu olan ebeveynlerin, çocuklarının belli başlı şeylere saplanıp kalmasına daha meyilli olduğunun farkında olup buna göre hareket etmeleri yerinde olacaktır. Yazımda bol bol çocuk/ergenlerden bahsettim fakat yetişkin olup DeHB si olan kişiler de algısı açık şekilde hayatlarına baktıklarında, bazı şeylerde aşırıya kaçtıklarını görürlerse bunun bir sebebinin de bu olacağını bilmeleri işlerini kolaylaştırır. Adını anımsayamadığım yabancı bir uzman şöyle diyor:

DEHB(ADHD) görünmez bir ateş gibidir; elimizi yakar fakat elimizin neden yandığını anlayamayız. Birey ve toplum bazında umuyorum bu konu daha çok gündem kazanır. Ülke ekonomisine ciddi zarar verdiği hâla göz önünde bulundurulmuyor. Bireylerin görevi bozukluk hakkında bilgilenip bilinçlenerek gerekli tedaviyi almaları; kurum ve kuruluşların ise çalışmalarla üzerine düşmesi gerektiği kanaatindeyim. Sağlıcakla!

Yetişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

0

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu yaygın bilinen yanlış kanının aksine çocukluğa özgü bir bozukluk değil. Tam tersi yetişkinlikte de kişiye eşlik ediyor. Çocukluğun bitiminde, gençliğe geçişte birden bire kaybolmuyor. Başlangıcı da belli bir yaşa bağlı değil. Doğumdan itibaren bireyde bulunuyor. Sadece belirtileri yaşla beraber değişkenlik gösteriyor. Bu da gelişimsel bir bozukluk olduğu için gayet normal.

Ülkemizde, DEHB denince sadece çocuklarda ya da ergenlerde tedavi planı uygulamak akla geliyor. Fakat şahsi kanaatimce DEHB asıl yetişkinlikte hayatı daha fazla zorluyor. Çocuklukta ilköğretimde bir şekilde eğitim hayatı sürdürülüyor, şanslıysa öğretmeninin rehberliğinde kazasız belasız ilköğretimi bitiriyor. Evde anne-baba, bozukluğun getirdiği problemlerle zorlu zamanlar geçirebiliyor. Çocuk her zaman bir koruma, yönlendirme altında hayatına devam ediyor. Fakat ne zaman kendi ayakları üzerinde durması gerekiyor, bozukluğun karakteristik yapısı kendini gösteriyor.

Bana gelen yetişkin dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan danışanlarımda yaygın gördüğüm durumlardan biri, partneri/eşi tarafından gelen yakınmalar oluyor. ‘Hocam iyi güzel de çok sorumsuz, bir şeyi yapmak isterse anca öyle yapıyor, önemli olan şeyleri sallıyor, dağınık, maymun iştahlı, yerinde duramayan, muzur gibi cümlelerle çok karşılaşıyorum.

Evet, çocuklukta görülen “yapılması gereken şeylere kendini ver(e)memek yetişkinlikte de baş gösterebiliyor. Çünkü bozukluk yok olmuyor; belirtileri ya hafifliyor ya da şekil değiştirerek devam ediyor. DEHB’si olan yetişkinlere bakarsanız faturalarını ödemekte zorlanırlar, program yapıp uymakta kötüdürler, randevularını unuturlar, önemli günler yaklaşmadan kıllarını kıpırdatmazlar-son dakikacıdırlar…

Yukarıda da belirttiğim gibi birlikte yaşanan kişilere karşı sorumsuzluk, vurdumduymazlık izlenimi verirler. Aslında bir bakıma da öyledir. Fakat ayırdı şuradadır; kişi, dışarıdan belli olmasa da içinde büyük bir mücadele içindedir. Kendisi de istememektedir bu kaosu. Bozukluk, beyin kimyasıyla alakalı olunca faturayı bireye kesemiyoruz. Fakat bu, işin kolayına kaçmak anlamına gelmemeli lâkin yapılabilecek çok şey var.

Yetişkin dikkat eksikliği deyip de iş hayatına değinmezsek büyük bir boşluğu doldurmadan geçmiş oluruz. Dalıp gitmeler, uykululuk hali, gece durmayan bir beyinle beraber gelen bitmek bilmeyen düşünceler sonucu uyuyamama, sık sık basit hatalar yapma, unutkanlık, akla aynı anda gelen alakasız birçok düşünce… İş ortamında ne denli zorlar tahmin edebilirsiniz, DEHB’li bunu yaşıyor. Dolayısı ile sık iş değiştirme, işten çıkarılma gibi nedenlerle kişinin sosyo-ekonomik hayatı, psikolojisi alt üst oluyor.

DEHB bulunan ebeveynin çocuk yetiştirmesi dahi sorun teşkil edebiliyor. Bozukluğun yapısı gereği kolay öfkelenme, duygu kontrolünde sorunlar, sabırsızlık gibi problemler ile çocuk büyütmek zor. Bir de işin içine çocuk da DEHB olabiliyor(bozukluğun etiyolojisi ağırlıklı genetiktir). O zaman curcuna…

İşi biraz daha ileri boyutta irdelersek, çocukluk çağı nevrozlarıyla ilişkilendirip yetişkinlikteki karakter oluşumuna değin vardırabiliriz. Şöyle ki dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye sahip çocuklarda bağımlı kişilik geliştirme(özellikle anneye) ihtimali daha yüksektir. Ebeveynlerin yanlış tutumları ile birlikte güvensiz bağlanma da mevcutsa hayat boyu ilişkilerinde bu çocukluk örüntülerini devam ettirmesi kuvvetle muhtemeldir. Partnerine aşırı düşkünlük, terk edilme kaygısı gibi durumlar görülebilir. Annesini sığındığı liman, zorlayıcı durumlarda kullandığı bir baston olarak yanında bulunmasını isteyen çocuk, yetişkinlikte benzer beklentileri partnerine yöneltir. Eş-genelde kadınlar- arka toplamak, destekçi olmak rolüne bürünür, bazı ileri seviyelerde eşinin annesi, koruyucu meleği konumuna evrilebilir.

Bağımlılıklar ve trafikteki problemlerine değinmeden neler yapılabilir üzerine değinmek istiyorum.

Bilgilen

Öncelikle DEHB’li yetişkinin ve yakın çevresinin bozukluk hakkında üst seviyede bilgiyle donanması şart. Bilmediğimiz şeyden korkarız. Bilmezsek ne yapacağımızı da bilemeyiz. Zaten bu bireyleri en çok zorlayan da içlerinde bir kaos makinesi bulunuyor da hiçbir şekilde müdahil olamıyorlar hissidir. Kendine hakim olmak isteyen, mevzuya müdahil olmalı. Nedir bu DEHB? sorusuna cevap bulmaktan geçiyor.

Peki Nasıl?

Bilgilenmek, bilmek güzel fakat nasıl? En klasik haliyle kitapları sıradan geçirmeniz gerekecek. Fakat baştan söyleyeyim ülkemizde yeterli yayın hala yok. İlk bulduğunuz kitabı da hemen almayın. Çocuk dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda dahi hâla profesyonel camiada bile donanım söz konusu değilken, yazarı hakkında ince araştırma yapmadan kitabı almayın. Benim tavsiyem kendini bozukluğa adamış ve değerli bilimsel araştırmalar yapmış olan Prof. Dr. Eyüp Sabri Ercan gibi DEHB’de kendini kanıtlamış kişilerin kitaplarını edinmek olacak.

Yabancı Kaynaklara Yönel

Batı bu konuda çoktan bilinçlenmiş, üzerine belgeseller çekiyorlar. Durumun farkındalar. Youtube, google, additude gibi kaynaklarda çokça kaynak bulabilirsiniz.

Uzman – Yol arkadaşı

Kitapların altından girip üstünden çıktınız, video, makale karıştırdınız. Birçok uzmandan dâhi bozukluk hakkında daha fazla bilginiz var. Fakat bir eksiklik hissederseniz, çabaya rağmen ayağımda hâla görünmez bir pranga beni frenliyor derseniz konuya hâkim bir uzmanla baş başa vermeniz yerinde olur. DEHB’nin doğası gereği kişi zaten rehberliğe, yönlendirilmeye, ‘başkaları tarafından düzenlenmeye’ muhtaç durumdadır. Bunun yanında çocukluktan beri örselendi, ailesi – en yakınları tarafından anlaşılmadıysa duygusal açıdan da yoksunluk ve derin bir ihtiyaç içerisindedir. Destek ve işbirliği problemleri çözebilmenin ilk adımı.

Araştır – Titiz Seçim Yap

Her uzman her hastalığa hakim değil. Tıp doktorları uzmanlıklarına ayrılır, araç servislerinde kaporta ustası egzoza bakmaz. Çocukla çalışan ruh sağlığı uzmanı çift terapisi yapamaz. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çalışılması titizlik ve birikim isteyen bir problem. Birçok tekniğe, metoda ve sürece hakim olmak gerekmekte.

Uzmanın Doğru Kişi Olduğunu Nasıl Anlarsın

Yazımı yavaş yavaş bitirirken destek arayışında olanlara rehber olması için DEHB Uzmanını seçerken kıstaslarınız ne olmalı bunu paylaşıyorum:

  • Yetişkin DEHB ile çocuklardaki zorlukları, belirtileri iyi ayırt edebilmesi şart. Çok ayrı kulvarlar ve çalışılmaları da tamamen farklı. Burada tüyo vereyim, altın bir bilgi olsun okuyucularıma; çocukta dikkat eksikliği ve hiperaktivitede bilişsel davranışçı terapi çalışılmaz. Yetişkinde ise sürece destek niteliğinde baş vurulabilir. Uzmanın sadece çalıştığı terapi ekolü/yaş bilgisi bile ipucu olacaktır.
  • Yetişkin dikkat eksikliği ile başvurdunuz ve uzman size ‘dikkati geliştirici seanslar, oyunlar, egzersizler’ önerdi. Uzaklaşın, fayda göremezsiniz…
  • Özellikle ilk seansta yol haritası belirlerken ağzından sadece dikkat, dikkat dağınıklığı, dürtüsellik düşmüyor; duygu kontrolü, yapı oluşturma, uyku, beslenme, sosyal ipuçlarının çalışılması, yönetici işlevler gibi bozuklukta muhakkak çalışılması gereken unsurları hiç dillendirmiyorsa yanlış yerdesiniz.
  • Danışmanınız psikolog, psikolojk danışman gibi psikiyatrist olmayan biri diyelim. Bu, DEHB ilaçları hakkında bilgi sahibi olmamasını sağlamamalı. Evet ilaç yazmazlar, ilaçlara hakim olmak zorunlulukları da yoktur. Fakat unutmayalım ki ona gelen kişi her konuda kafa karışıklıklarını giderip düzlüğe çıkmak niyetiyle geliyor. Unutmamalısınız ki psikologlar gerekli durumlarda gözlem ve analiz sonucu danışanının durumuyla alakalı psikiyatriste geri bildirim/işbirliği için ulaşabilir. Bu sebeplerle ilaçlar hakkında bilgili olması yapbozun önemli parçasından biridir. Bu noktada uzmanın bilgisi “kırmızı reçeteli” olduğunu bilmekten çok daha fazlası olmalı…
  • Son olarak teknik değil fakat işin bilimsel boyutu kadar önemli olan ofisten ayrıldıktan sonra ‘anlaşıldım’ diyebilmek. Bunu diyemediyseniz ne denli doğru adımlar atılsa da bağ, güven eksik kalacağından sağlıklı bir danışmanlık süreci sağlanması zor olacaktır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yetişkinlerde en az çocuklardaki kadar önemle karşılanması gerekiyor. Hayat kalitesi, kişinin baş etme mekanizmalarına, farkındalığına ve aldığı tedavi/destek ile paralel seyretmekte. Herkese mutlu, huzurlu günler dileyerek yazımı burada bitiriyorum.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitede Duygu Kontrolü

0

Çocuklara DEHB teşhisi konduğu andan itibaren -ki bunda elbet bozukluğun adı da rol oynuyor- aileler çocuklarının okul hayatında aman ne yapalım da dikkati dağılmasın, dikkatini nasıl toplar gibi yolları ivedilikle arıyorlar, haklılar da.

Bu yazımda ise en az dikkat kadar önemli olan ve göz ardı edilen “duygu kontrolü”, “çabuk öfkelenme” ve “duygusal iniş çıkışlar” konularında ebeveynleri ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğuna ilgi duyan meslektaşlarımı bilgilendireceğim.

En iyi yaşayan bilir diyerek öncelikle anne-babaların muhakkak gözlemlediği çocuklarındaki duygu patlamaları ve öfke konusu… Özellikle istemediği bir şeyi yapmak zorunda kaldığında, onun istediği kanal değil de ablasının istediği kanal açıldığında, tabletinden video izlemek istediğinde annesi tarafından derse oturması gerektiği hatırlatılınca…

Dışarıdan baktığımızda ortada sinir bozucu bir şey var evet fakat bu denli aşırı tepki verilecek kadar değil deriz. Gerçekten de böyle olsa bile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bulunan çocukta durum böyle değil. Hele bir de DEHB ye sık eşlik eden karşıt olma karşı gelme bozukluğu ve davranım bozukluğu gibi eşlik eden bir problem de varsa iş daha da karmaşıklaşıyor.

Neden böyle peki? diye soranların merakını gidereyim:

  • Bu çocuklar küçüklükten beri aşırı hareketli ve dikkatini diğerlerine tam anlamıyla veremediği için akranları tarafından yadırganabilir.(Göz teması, oyun kuralları belirleme ve uyma, sırasını bekleme, karşısındakine müsade etme, diğerinin hakkını gasp etme vb…) Dolayısıyla kendini dışlanmış, sevilmeyen, değersiz hissedebilir. Yalnız kalabilir ve bütün bunlar diğerlerine karşı rijid davranışlar olarak kendini gösterir.
  • Bozukluğun bildiğimiz özelliklerinden biri “düşünce ve davranışların dışavurumunu engellemede yetersizlik”. Yan ne demek istiyorum; elinde olmadan duygularını yerli yersiz dışavurur. ‘Ben böyle bir hareket yapsam da bir fark olmayacak, hatta bana zarar bile verebilir’ gibi içsel muhakemeye gidemez çünkü bunun için ne zamanı vardır(dürtüsellik) ne de kabiliyeti(içsel dili ve anlamlandırması bozuktur).
  • Bazı araştırmalarca DEHB li beynin normal beyinlere naxaran baxı bölümlerin daha az geliştiği ve küçük olduğu bulunmuştur. Duygu ile ilgili bölümler de bu farklılıklardan etkilenmiş olabilir
  • Sosyal ipuçlarını anlamlandırma ve algılamada yetersiz olduklarından, ilerleyen senelerle birlikte sosyal ortamlarda “beklenen” davranışları sergileyemezler. Çocuklar, yetişkinlerden çok daha iyi gözlemcidirler; bu farklılık hemen hissedilir, buna uygun yadırgamalarda bulunulabilir. Unutmayın diğer çocuklar, çocuğunuzun dikkatini rahatlıkla tolere edebilir, hiperaktivitesini de sempatiklik ve heyecan şeklinde algılayıp normalleştirebilirler fakat duygusal dengesizlikleri, öfkesini, uyumsuzluğunu tolere etmezler.
  • DEHB çocuğunda aktivistlik, özgüven yüksek olabiliyor. Benim dediğim olmalı, beni izlemeliler düşünceleriyle arkadaş ortamında yönlendirici ve başı çekici rolü kolaylıkla üstleniyorlar. Bu tür durumlarda muhalefet ve alternatifle karşılaştıklarında hoş karşılamayabiliyor hatta tepkilerini öfkeye kayan duygularla belli edebiliyorlar.

Duyguların Çalışılmasının Dikkat Eksikliğindeki Yeri Nedir

Çocuğunuz en arka orta sırada, hoşlanmadığı iki çocuk da sağ çaprazında ona bakıp kıkır kıkır gülüyorlar, imalı bakışlar atıp birbirlerine kıs kıs bir şeyler söylüyorlar. Normalde her ne kadar sinir bozucu olsa da normal karşılama şekli aynı şekilde karşılık vermek, görmezden gelip umursamamak, zaten sevmediğim kişiler deyip ‘amaan istediklerini yapsınlar onlara onların istediğini vermeyeceğim, kışkırtmalarına müsade etmeyeceğim deyip’ önüne bakmak veya uğraşacak bir şey bulmak olacaktır. Fakat dikkat eksikliği / hiperaktivitesi olan çocuk kolayca karşılık verir, duygularına hâkim olmakta zorlanır. Hele ki sınav gibi önemli bir andaysa, odaklanması gereken önemli aktiviteye büyük zorlukla dikkatini vermeye çalışırken bu tür kışkırtma davranışları onu çok daha fazla zorlar. Dikkati basit şeyler dahi dağıtabilirken bu durumun nasıl dengesini alt üst edebileceğini hayal edin.

Sonuç olarak çocukta duyguların rolünün önemi bilinmeli ve buna uygun tedavi süreci planlanmalıdır. Dikkat eksikliği iş gibi kısıtlı alanlarda etkili olurken duygular özel hayatından tutun hayatının bütün alanlarında karşısına sorun olarak çıkacak. Ergenlik ve yetişkinlik, çocuklukta kurtarılır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Ebeveyni Olmak

0

Çocuğum kıpır kıpır, nerde ne yapacağı belli olmuyor. Evin içinde oradan oraya koltukların tepesinden zıplıyor, düz duvara tırmanacağından korkuyorum…

DEHB bulunan çocukların girişkenliği, bir anda aklına eseni yapması bazen(tamam belki sık sık) ebeveynleri diken üstünde olmaya itebiliyor. Riskli davranışları gerçekleştirme ihtimalleri daha yüksek. Kazalar, sakatlıklar, kırık çıkıklar fazla. Böyle olunca akıllara ”acaba biz yanlış bir şeyler mi yapıyoruz”, ”ters mi davranıyoruz, ilgilenemiyor muyuz” gibi içsel sorgulamalara hatta eşler arasında tartışmaya kadar varabiliyor.

Anne-babanın kendini sorgulaması bu noktada normal fakat bunun ayarının iyi yapılması gerekiyor. Eminim sen de ara ara hatayı, eksiği kendinde aradın. Bazen yalnız hissettin, eşinin bile seni anlamadığını düşündün. Şunu bilmeni isterim ki çocuğunun davranışları tamamen sana ve eşine, çevreye bağlı değil. Fakat sizin tutumlarınız, yaklaşımınız, evin içinde kullandığınız teknikler, iletişim şekliniz, cezalandırma ne durumda(!), sosyal destek mi yoksa ters yönde mi tutum var… Bu tür faktörleri uzatabilirim çünkü hepsi birleşince belirtilerde artış ya da azalma oluyor. Bunlar hakkında doyurucu bilgiden yoksun olmak büyük eksiklik. Telafisi ise mümkün.

Çevreden gelen kınamalara, çirkin bakışlara aldırma. Biliyorum bu bu kadar kolay değil fakat senin içinde bulunduğun durumu onlar ne bilir ne de anlayabilir. Dolayısıyla etraftaki bu cahil ve bilinçsiz negatif enerjileri yüklenmemeye çalış. Çocuğuna ve sana katkı sağlamıyorlar, kendini iyi hissetmene yol açacak kolaylıklar üretmiyorlar. Onların söylem ve tutumlarını rahatsız edici sinek vızıltısı gibi gör ve olabildiğince maruz kalmamaya çalış.

İnsanlar bir şeylerin sebebini öğrenmek yerine eleştirmeyi daha kolay bulurlar. Eşinden, komşularından, akrabalarından hatta uzmanlardan bile ”sabret”, ”azalır, düzelir” gibi telkinler alabilirsin. Fakat bu bozukluk sabretmekle ya da beklemekle düzelmiyor. Bu yola gidildiğinde yani çocuğun davranışlarını görmezden gelme, ebeveyn olarak yanlışa müdahale etmeyip doğruyu takdir etmeme ile belirtilerin arttığını bilmeni isterim. Bunun yerine uygun ebeveyn tutumları ile nerede ne yapılacağını bilmek, zaman içinde hem daha sağlam hem daha sağlıklı şekilde uyumu sağlıyor. Sabretmek güzel fakat seni pasifize etme riskini de barındırır…

Son olarak; DEHB’li çocuklar hayatları boyunca dışlanma ve örselenmeyle karşı karşıya kalabiliyorlar. Uyum ve sosyal ilişkiler konusunda beceriksiz olmaları bunda en büyük etken. Bu yüzden dışarıda fazlasıyla olumsuzluğa maruz kalıyorlar. Ben anne ve babanın çocuğa takındıkları ”her şeye rağmen kabullenme” tutumunu hayati buluyorum. Çünkü onların gözünde ilk kahramanları anne babaları. İlişkileri hangi yönde ne düzeyde olursa ergenlik ve yetişkinlikte diğer insanlara ve bundan da önemlisi kendi benliklerine olan tutumları bu yaşlarda şekilleniyor.

Çocuğumun Eli Dursa Ayağı Durmuyor

0

Hoşgeldin, sen de dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye sahip çocuk ebeveyni isen başlık ilgini çekti eminim. Çocuk yetiştirmek zor zanaat kabul edersek DEHB ‘li çocuk yetiştirmek nasıl bir durum en iyi sen ve senin gibiler bilir. Evin içindeki problemler, okuldan gelen sorunlar, çocuğunla arandaki gerginlik, belki kızgınlıklar, bağırmalar ve pişmanlık…

Dur, sus, yapma diyorsun fakat devam ediyor. Bir müddet söz dinliyor gibi görünse de devam ediyor. Aslında bu durum senin çocuğuna özgü değil. Bu sitede yazılarımı okuyan ve seninle aynı deneyimleri  yaşayan birçok anne ve baba var.

Çocuğun  istenmeyen davranışların birçoğunu istemsiz, bozukluğun getirisi olarak dürtüsel şekilde gerçekleştiriyor. Tabii bir kısmını da alışkanlık, otorite boşluğu, rahatlık, yaptırım ve sonuç ile karşılaşmamış olduğundan da yapıyor olabilir. Her ne şekilde olursa olsun yapılacak birçok şey var.

Anne-babanın çocuğu yetiştirme tarzı, tutumu, sosyal desteği, bozukluk hakkında bilgisi çok büyük farklar yaratıyor. Ofisime ağlayarak gelen, ne yapacağını bilemez hâlde eli ayağına dolaşmış kadınlar süreç içinde donanıp baş etme becerileri edindikçe mutlu mesajlarını okumak beni çok sevindiriyor.

Eğitim, Atölye ve Yeniliklerden Haberdar Olmak için E-mail Bültenimize Kaydol