
Narsisizm; kişinin kendisini aşırı önemli, ayrıcalıklı ve üstün görmesi, devamlı hayranlık beklemesi ve başkalarına empati kuramamasıyla karakterize bir kişilik yapılanmasıdır. Halk arasında “kendini beğenmişlik” olarak bilinen bu kavram, psikoloji biliminde daha derin ve kompleks bir tablodur. Narsisistik Kişilik Bozukluğu (NKB) olarak tanımlanan klinik boyutu ise Amerikan Psikiyatri Birliği’nin DSM-5 tanı kılavuzunda yer alan, uzman desteği ve müdahalesi gerektiren bir kişilik bozukluğudur.
Narsisizm son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle sıkça konuşulan bir kavram haline geldi. “O kesinlikle narsist” cümlesini her yerde duyar olduk. Ancak bu yaygınlık beraberinde büyük bir kavram karmaşası da getiriyor: Gerçek narsisistik kişilik bozukluğu ile bencillik, özgüven ya da zor mizaç arasındaki farklar nelerdir? Hazırladığım rehberimde bu soruyu, klinik bilgi ve danışmanlık pratiğimden edindiğim deneyimler ışığında sizler için yanıtlıyorum.
Narsisizm Ne Demek?
Narsisizm kavramı, Yunan mitolojisindeki Narcissus(Narkissos) efsanesinden gelir. Efsaneye göre Narkissos, bir gölde kendi yansımasına âşık olmuş ve bu yansımaya ulaşamadığı için Tanrılar tarafından cezalandırılmıştır. Bu mit, psikolojide benliğe aşırı bağlılığın, dış dünyanın yerine iç dünyanın ön plana geçmesinin simgesi haline gelmiştir. Yalnız kesinlikle karıştırılmasın; bu dengeli bir özsevgi asla değildir bilakis kişinin kendine saplanması, dış dünyadaki şahıs ve nesneleri algılayamaması(görememesi), dikkatinin içte kalması demektir. Otoerotizm kavramı narsistleri iyi açıklar.
Sigmund Freud bu kavramı 1914 tarihli “Narsisizm Üzerine” adlı makalesinde psikoloji literatürüne kazandırmıştır. Freud’a göre çocukluk döneminde yaşanan “birincil narsisizm” normaldir; sorun yetişkinlikte bu yapının katılaşarak sürmesidir. Günümüz psikoloji anlayışında ise narsisizm hem günlük yaşamda gözlemlenen bir kişilik meyli hem de klinik olarak tanımlanmış bir bozukluk olarak iki ayrı düzlemde ele alınmaktadır.
Önemli bir ayrım yapalım: Hepimizde belirli ölçüde narsisistik özellikler bulunur. Şule Öncü hocanın kitabına “Hepimiz Narsistiz” ismini vermesi yerli ve anlaşılır. Özgüven, başarı hırsı, kendini değerli hissetme, çevrenin takdirini istemek — bunlar sağlıklı narsisizmin parçasıdır. Sorun, bu özellikler kişinin ilişkilerine, işine ve çevresindekilere zarar verecek düzeye ulaştığında ve empati kapasitesini yok ettiğinde başlar. Biraz daha açarsam; beşer olarak hepimiz görülmek, odak olmak, ilgi almak, ön planda olmak isteyebiliriz. Bu ihtiyaçlarımızı yer yer karşılarsak keyfini sürebilir, karşılanmadığında pek iyi hislere sahip olmayabiliriz fakat bu deneyimleri vermeyen kişilere öfke, nefret, kırgınlık beslemeden hayatımıza devam edebiliriz. İşte narsist bireylerin farkı tam olarak burda açığa çıkmakta. Talep ettikleri duygu ve deneyimleri “zorlantılı” ve mutlaka karşılanması yönünde beklentili ruh halinde bulunmaları…
Narsisistik Kişilik Bozukluğu Nedir?
Narsisistik Kişilik Bozukluğu (NKB), DSM-5’te şu 9 temel ölçütle tanımlanır. Tanı koyulabilmesi için bu özelliklerden en az 5’inin tutarlı ve yaygın bir örüntü oluşturması gerekir:
- Büyüklenmeci benlik algısı — başarılarını ve yeteneklerini abartır, herhangi bir başarı olmaksızın üstün varlık olarak tanınmayı bekler
- Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da ideal aşk fantezileriyle aşırı biçimde meşgul olma
- Kendini “özel” ve eşsiz görme — yalnızca diğer özel ya da üst statülü kişilerle ya da kurumlarla ilişki kurulabileceğine inanma
- Aşırı hayranlık beklentisi
- Hak sahibi olma duygusu — özel bir muamele görmeyi ve isteklerine otomatik uyum sağlanmasını bekleme
- Kişilerarası sömürücü davranış — kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarından yararlanma
- Empati eksikliği — başkalarının duygu ve ihtiyaçlarını tanıma veya tanımak isteme güçlüğü
- Başkalarını çoğunlukla kıskanma ya da başkalarının kendini kıskandığına inanma
- Kibirli, küçümseyici tutum ve davranışlar
Kaynak: American Psychiatric Association, DSM-5 (2013)
Burada kritik bir noktanın altını çizmek gerekiyor: Bu kriterlerin bir listesini okuyup kendi kendinize ya da başkasına tanı koymamalısınız. Tanı, bütünlüklü bir klinik değerlendirme gerektirir. Ancak bu kriterleri bilmek, narsisistik örüntüleri fark etmek açısından son derece değerlidir. Ülkemizde tanı/teşhis yetkisi psikiyatristlerdedir.
Öte yandan ABD ve Avrupa barı medeniyetlerinin kıstaslarının tam anlamıyla kültürümüzü karşılamadığını düşünmekteyim. Kültürel farklardan ötürü o medeniyet ve toplumlarda kıstas alınan etmenler, kültürümüzü yansıtmamakta. Kendi ölçek ve sosyolojik değerlendirmelerimizi oturtarak tanı kriterlerimizi oluşturmamız gerektiği kanaatindeyim. Örnek verecek olursam; kök aile, gelin-kaynana sorunları İngiltere’de görülmeyebilirken ülkemizde her iki evlilikten birinde görülmekte. Bu büyük bir fark. Narsisizmi kök aile dinamiklerinden ayrı tutmamamız gerekir. Şahıs bozukluğu olarak geçse de, pratik yaşama yüzümüzü döndüğümüzde davranış kalıplarının ayırıcılığı konusunda daha itinalı olunmalıdır.
Narsisizm Türleri Nelerdir?
Gerek klinik literatürde gerek de danışmanlık pratiğimde en sık karşılaşılan üç temel narsisizm türü var. Bu ayrımı bilmek önemlidir; çünkü her tür farklı bir görünüm sergiler ve farklı ilişki dinamikleri yaratır. Bir türe odaklanıp şüphe bulunan kişide belirti ve emareler yoksa narsist değil deyip bypass(gözden kaçırma) yapılabilir.
1. Büyüklenmeci (Grandiyöz)(Klasik) Narsisizm
En çok bilinen türdür. Bu kişiler kendilerini açıkça üstün gösterir, dikkat çeker, her ortamda merkez olmaya çalışır ve eleştiriye şiddetle tepki verir. “Klasik narsist” olarak da adlandırılır. Toplantılarda sözü sürekli ele geçiren, her başarıyı kendine mal eden, iltifat gelmediğinde soğuyan ya da agresifleşen kişiler bu kategoriye girer. Spot ışığı üstünde olmalıdır. Özbakım, dış görünüş, kılık kıyafet gibi konularda ben burdayım der.
Bu tür narsisizm dışarıdan göreceli olarak daha kolay fark edilir. Ancak özellikle karizmatik, başarılı ya da güçlü kişilerde büyüklenmeci narsisizm uzun süre “özgüven” ya da “liderlik” olarak yorumlanabilir. Rekabetçi ve hırslı kişilerdir.
2. Kırılgan/Covert (Gizli) Narsisizm
Dışarıdan mütevazı, hatta zaman zaman çekingen görünür. Ancak içinde derin bir üstünlük duygusu taşır. Örtük kibirleri vardır. Bu kişiler kurban rolüne bürünür, haksızlığa uğradıklarını düşünür, sürekli mağdurdur, sessiz cezalandırma(silent treatment) ve duygusal geri çekilmeyi sıkça kullanır. Empat görünümü altında gizlenebildiği için tanımlanması en zor türdür. Merhametli, el veren, acıma duygusu bulunan, iyilik meleği gibi görünümleri olabilmektedir.
Danışmanlık süreçlerinde özellikle uzun süreli ilişkilerde kırılgan narsisizm en fazla hasar bırakan türlerden biridir; çünkü mağdur uzun süre ne yaşadığını net olarak adlandıramaz. Kafa karışıklığı(konfüzyon), konduramaz; “ama şöyle iyi tarafları var!”. Bu kişiliklerin çetrefilli olmasının en büyük sebebi zaten bu ikili-dual yapılarıdır: Yaralı çocuk, kötü anne(yetişkin). Tam da bu konuda Online Video ve Ses Kaydı Platformum NarsistvEmpat‘a katılarak narsisistik suistimalden özgürleşmek için ilk adımını bugün atabilirsin.
(Bu konu hakkında ayrıntılı rehber: Kırılgan Narsistler — Sinsi Narsisizmin Görünmeyen Belirtileri
3. Kötücül (Malignant) Narsisizm
Narsisizmin en ağır biçimidir. Büyüklenmeci narsisizmin özelliklerine ek olarak antisosyal kişilik örüntüleri, paranoya ve sadistik eğilimler de gözlemlenir. Bu kişilerle uzun süreli yakın ilişki, en yüksek psikolojik hasarı ve travmayı yaratır. Tedaviye en dirençli tür olup profesyonel destek zorunludur fakat tabii ki kabul etmezler. Narsist + Psikopat kişiliklerinin bir arada yani aynı bünyede toplanmasıdır. Fiziksel şiddet, finansal ve cinsel istismar, yok sayma, sömürme, kullanma, belli hedefler için birliktelik, karşısındakini özne olarak değil nesne olarak görme, makyavelizm gibi birçok yıkıcı özellik barındırırlar.
Narsist Nasıl Anlaşılır? — 10 Temel Uyarı İşareti
Yıllarca danışmanlık pratiğimde danışanlar sıkça şunu sorar: “Bunu daha önce neden fark edemedim?”, “Nasıl göremedim!”. Narsisistik kişilik özellikleri, özellikle ilişkinin ilk döneminde — yüceltme(idealizasyon) sürecinde — son derece iyi gizlenir. Tespiti mümkün olmaz. İşte zamanla belirginleşen temel uyarı işaretleri:
- “Aa benim de şöyle birşey olmuştu” — Sohbetleri kendi üzerine çeker, başkasının konusunu hızla kendisine bağlar. Dikkat dışarıya yöneldiğinde rahatsızlık belirgin biçimde artar.
- Hayran olacaksınız! — İltifat ve onay gelmeyince soğur, mesafe koyar ya da cezalandırır. Hayranlık bir ihtiyaç değil, bir zorunluluktur.
- Eleştiri mi, o da ne? — Yapıcı geri bildirim bile kişisel saldırı olarak algılanır. Karşılığında aşağılama, derin sessizlik (silent treatment) ya da öfke patlaması gelir.
- Empati yokluğu — Karşısındakinin duygularıyla gerçek anlamda ilgilenmez. “Abartıyorsun”, “çok hassassın”, “kafanda kuruyorsun”, “yine başladın”, “herkes böyle yaşıyor” ifadelerini sıkça kullanır. Duygu ve hislerle ilişkilenmez, herşeye akıl ve mantık süzgecinden bakar.
- İlişkileri çıkar aracı olarak görme — Yakın çevresiyle ilişkileri, ne kazanabileceği üzerinden kurar ve sürdürür. İşe yaramayan ilişkiler soğuk biçimde terk edilir.
- Gaslighting — Yaşanan olayları çarpıtır, inkâr eder ya da yeniden çerçeveler. “Öyle bir şey olmadı”, “yanlış hatırlıyorsun”, “sen çok abartıyorsun” cümleleri zaman içinde karşı tarafın gerçeklik algısını zayıflatır. (Gaslighting nedir? Kapsamlı rehber)
- Kıskançlık ve gizli rekabet — Yakınlarının başarısını bile tehdit olarak algılayabilir. Sevinmek yerine minimize eder ya da kendi başarısıyla gölgeler. Arkadaşları ve diğer yakınları dahil hatta başta olmak üzere başkalarının başarı ve mutluluğunu paylaşmaz, rahatsız olur.
- Hak sahibi olma duygusu — Kurallara uymak zorunda olmadığına inanır, özel muamele bekler. Beklentisi karşılanmadığında tepkisi orantısız olur. Ayrıcalıklı bir kendilik algısına sahiptir.
- Love bombing — İlişkinin ilk döneminde aşırı ilgi, hediye, yoğun mesajlaşma ve sevgi bombardımanı yaşanır. Narsist tam anlamıyla partnerine odaklıdır, hayatının merkeziymiş muamelesi ile davranır. Bu aşama, bağlanmayı -daha doğrusu bağımlılığı- hızlandıran ve ilerleyen süreçteki davranış değişikliğini anlamlandırmayı zorlaştıran bir tuzaktır. (Love bombing nedir? Detaylı rehber)
- Karanlık ve aydınlık iki yüz — Dışarıda karizmatik, çekici ve etkileyici; yakın ilişkide kontrol eden, aşağılayan ve yıpratıcı. Bu ikili yapı, yakınlarının yaşadıklarını ifade etmesini ve başkaları tarafından anlaşılmasını zorlaştırır.
Narsisizm Neden/Nasıl Gelişir?
Narsisistik kişilik bozukluğunun tek bir nedeni yoktur. Araştırmalar üç temel faktör grubunun etkileşiminden söz eder:
Erken çocukluk deneyimleri: Aşırı şımartılma ve koşulsuz idealleştirilme ya da tam tersi — sürekli eleştirilme, duygusal ihmal ve değersizleştirilme — narsisistik savunmaların gelişimine zemin hazırlayabilir. Narsisizmin özünde gerçek anlamda sağlıklı bir benlik algısı değil, aslında derin biçimde kırılgan bir özsaygı yatar. Büyüklük hissi bu kırılganlığı örten bir savunma mekanizmasıdır. Yani telafidir. Yüksek yüksek özgüvenin altından özgüvensizlik, aşırı kendiyle barışık ve parlamanın ardında sönüklük ve kasvet bulunur.
Ebeveynlik biçimi: Çocuğun sınırlarını tanımayan, her isteğini yerine getiren ve onu olağanüstü gören ebeveynlik; ya da tam tersi, duygusal olarak soğuk, mesafeli ve sürekli eleştiren ebeveynlik — her iki uç da narsisistik gelişim için risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Sağlıklı gelişim için ne sınırsız hayranlık ne de duygusal yokluk — tutarlı, koşulsuz sevgi ve gerçekçi sınırlar gerekir. Davranışı yerine şahsiyeti övülen çocuk pohpohlanır, prens&prenses gibi hissettirilir, ayrıcalıklı olduğuna inandırılır ve sağlıklı biçimde narsisizmi kırılmamış olur. Haliyle bu çocuk, yetişkinliğe de bu algıyla geçecektir, geçmek isteyecektir. Pohpohlanan çocuk klasik; ihmal edilen, kırılan çocuk gizli narsisizm geliştirecektir.
Nörobiyolojik etkenler: Beyin görüntüleme çalışmaları, NKB’li bireylerde empatiyle ilişkili beyin bölgelerinde — özellikle insular korteks ve anterior singulat korteks’te — yapısal ve işlevsel farklılıklar olduğunu göstermektedir. Bu bulgular narsisizmin yalnızca bir “karakter sorunu” olmadığını; biyolojik bir zeminin de bulunduğunu ortaya koymaktadır. Elbette bu konuda tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan tartışması yapılabilir.
Narsisistik Kişilik Bozukluğu Tedavi Edilir mi?
Bu, danışmanlık süreçlerimde en sık sorulan sorulardan biri ve dürüst bir yanıtı hak ediyor: NKB tedavi edilebilirdir yani mümkündür, ancak imkansıza yakın derecede zorlayıcıdır.
Temel güçlük, narsisistik kişilerin büyük çoğunluğunun bir sorunları olduğunu kabul etmemesidir. Terapiye genellikle kendi iradesiyle değil; ilişki krizi, iş kaybı, depresyon ya da eşin ısrarı gibi dışsal baskılar nedeniyle gelirler. “Ben narsistim, değişmem gerekiyor” motivasyonuyla gelen vaka oldukça nadirdir. Bu vakalar narsisistik spektrumda şiddetli seviyede olmayan, daha esnek, ılımlı kişiliklerdir.
Bir şekilde terapi almaya niyetlenen narsisistik kişiyle aslında çok güzel sonuçlar alınabileceğine inanıyorum. Güvensizliği, terapiste güvenerek egale edebiliriz. Yansıtmaları, zor da olsa fark ettirebiliriz. Mesele ilk adımı atmaya gönülsüz olmaları, diğer büyük mesele de ilk adımı attıktan sonra yolda sahte benlikten sıyrılırken çekilen acı ve yoğun duygulardan dolayı devam edememeleridir.
Şema Terapi: Erken dönem uyumsuz şemaları ve bu şemalardan kaynaklanan başa çıkma biçimlerini hedef alır. NKB için araştırma kanıtları en güçlü terapötik yaklaşımlardan biridir. Uzun soluklu ve yoğun bir süreç gerektirir.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Çarpık düşünce kalıplarını ve bu kalıpların davranışa yansımasını fark etmeyi ve dönüştürmeyi hedefler. Özellikle eşlik eden depresyon veya anksiyete durumlarında etkili biçimde kullanılabilir. Kişiliğin temelden ve sarsıcı dönüşümleri için yetersiz kalır.
Transferans Odaklı Psikoterapi: Terapistle kurulan ilişki dinamiği üzerinden kimlik yapısını ve ilişki örüntülerini ele alan bir yaklaşımdır. Otto Kernberg tarafından geliştirilen bu yöntem, kişilik bozuklukları için özelleşmiş bir terapi modelidir. Kendisi dünya çapında bu spesifik bozuklukte otoritedir.
Önemli not: Eğer narsisistik bir kişiyle ilişkide olduğunuz için destek arıyorsanız — “o değişecek mi?” sorusunu bir kenara bırakarak önce kendi kişisel gelişim ve tekamülünüze odaklanmanızı öneririm. Narsisistik ilişki sonrası oluşan travma, özgüven kaybı ve gerçeklik algısının bozulması; uzman desteği gerektiren bir süreç oluyor.
Narsisistik Bir İlişkide misiniz? Kendinizi Tanıyın
Narsisistik bir kişiyle yakın ilişkide olanlar — ister partner, ister ebeveyn, ister iş arkadaşı — zaman içinde şu belirtileri yaşayabilir:
- Sürekli “yanlış anladım” ya da “ben mi abartıyorum” hissi
- Özgüven ve öz saygının yavaş yavaş erozyona uğraması
- Karşınızdakinin ruh halini önceden tahmin etmeye çalışmak için sürekli tetikte olma
- Sevdiklerinizden farkında olmadan uzaklaşma
- O biliyor; ben beceremem, anlamam, yapamam inançları
- Kendinize ait olmadığını düşündüğünüz duygu ve ağırlıkların altında hissetme
- Suçluluk, yetersizlik, değersizlik, utanç duyguları
- “İyi dönemler” için umut besleyerek ilişkide kalmayı sürdürme
- Kendi duygularınıza güvensizlik — “belki haklıdır”
Bu belirtiler tanıdık geliyorsa yalnız değilsiniz. Narsisistik ilişkilerin yarattığı hasar, çoğu zaman dışarıdan görünmez; ancak içeride yaşayan kişi için son derece gerçek ve ağırdır. Kişinin kendisi ilk etapta neyin içinde olduğunu idrak edemez, ancak bu konuda uzman bir terapist/danışman ile çalışmaya başladıktan sonra süreçte parça parça farkındalıklar kendini belli etmeye, gözdeki perde kalkmaya, beyindeki sis aralanmaya başlar.
(Narsisistik ilişkiden çıkmak ve iyileşmek için bana ulaş: İletişim)
Sıkça Sorulan Sorular
Narsisizm ile özgüven arasındaki fark nedir? Sağlıklı özgüven, gerçekçi bir öz-değerlendirmeye dayanır. Delüzyonel, sanrısal ve kıyasla gelen özgüven değildir. Ayaklar yere basar. Anlatıların karşılığı reel anlamda olur. Narsisizmde ise göstermelik, sahte bir özgüven bulunur. Narsist, kendi içinde bütünlük hissetmezken etrafa “bakın ben neyim bakın da görün” minvalinde izlenim verir. Eleştiri karşısında hızla çöker ve başkalarını küçümseyerek yeniden inşa edilir. Yani kendi özgüveni, başkalarının özgüvenini zedeleyerek var edilir. Gerçek özgüveni olan biri eleştiriyi değerlendirebilir; narsisistik biri ise bunu kimliğine yönelik bir saldırı olarak yaşar. Genellikle de savuşturur, içe almaz.
Her bencil insan narsist midir? Hayır. Bencillik durumsal olabilir; yorgunluk, stres ya da zor bir dönem geçirme bencil davranışlara yol açabilir. Narsisizm ise tutarlı, yaygın ve kişinin işlevselliğini etkileyen bir örüntüdür. DSM-5 tanı kriterleri, belirli özelliklerin birden fazla bağlamda ve uzun süreli olarak gözlemlenmesini gerektirir.
Narsisist biri gerçekten değişebilir mi? Motivasyon ve uzun soluklu bir terapi süreciyle kısmi değişim mümkündür. Ancak köklü kişilik örüntülerinin dönüşümü zaman alır ve kişinin gerçek anlamda değişmek istemesini gerektirir. “Değişeceğini” söyleyen ama somut davranış değişikliği gözlemlenmeyen bir ilişkide beklenti içinde kalmak, çoğunlukla yıllarca süren hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Yüksek yüksek vaadler verirler, ikna için binbir dil dökerler lakin icraatte kısa süreler söylemlerine uyabilseler de sürdürülebilir olmaz.
Narsisistik kişilik bozukluğu ne kadar yaygın? Araştırmalar genel popülasyonda yaklaşık yüzde 1 ile 6 arasında görüldüğünü gösteriyor. Klinik başvurularda bu oran daha yüksektir. Erkeklerde kadınlara kıyasla biraz daha sık tanı konulmaktadır; ancak bunun gerçek bir frekans farkından mı yoksa tanı süreçlerindeki eğilimlerden mi kaynaklandığı tartışmalıdır. Sam Vaknin kadın ve erkeklerde narsisizmin eşit dağıldığını söyler. Şahsi gözlemim ise kadınlarda gizli narsisizmin yaygın olduğu için değerlendirmede gözden kaçtığı ve bundan mütevellit klasik erkek narsisizminin cinsiyet bağlamında fark yaratmasına yol açtığıdır.
Bir narsisti seviyorum ama zarar görüyorum — ne yapmalıyım? Bu sorunun kolayca verilebilecek tek bir yanıtı yok. Ancak şunu söyleyebilirim: Kendi iyiliğinizi korumak, ilişkiyi terk etmek anlamına gelmez — ama önceliklerinizi gözden geçirmeyi gerektirir. Tek başına çözmeye çalışmak yerine bir psikolog desteğiyle süreci değerlendirmenizi öneririm. Eğer narsisistik yapıdaki kişilere çekiliyor ve birşeyler hissediyorsanız kendinizle ilgili tanımanız gereken çok şey bulunduğunu söyleyebilirim.
Bu Konuda Destek Almak İster misiniz?
Narsisistik bir ilişki içinde olduğunuzu düşünüyorsanız ya da kendinizde veya yakınınızda bu özellikleri fark ediyorsanız, yaşadıklarınızı anlamlandırmak ve sağlıklı adımlar atmak için birebir destek alabilirsiniz.
Bu yazı Psikolog Kağan AY tarafından kaleme alınmıştır. İçerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez.
Kaynaklar:
- American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed.).
- Ronningstam, E. (2011). Narcissistic personality disorder in DSM-V. Journal of Personality Disorders, 25(4), 423–449.
- Kernberg, O. F. (1975). Borderline Conditions and Pathological Narcissism. Jason Aronson.
- Caligor, E., Levy, K. N., & Yeomans, F. E. (2015). Narcissistic personality disorder. JAMA Psychiatry, 72(4), 400–407.

Psikolog Kağan AY, narsisistik kişilik bozukluğu, toksik ilişkiler ve duygusal istismar, travma bağı alanlarında uzmanlaşmış bir psikologdur. İzmir Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi mezunu olan Kağan AY, bireysel danışmanlık, eğitim&atölyeler ve online platformlar aracılığıyla çalışmaktadır.